Mısır'da Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi yönetiminde devletin askerileşmesi belirgin şekilde hız kazandı. Geçtiğimiz haftalarda 13. yılı geride kalan askeri darbeyle iktidara gelen Sisi, bu süreçte ordunun siyasi ve ekonomik nüfuzunu sistematik olarak genişletti. Devlet dairelerinde asker kökenli yöneticilerin sayısı artarken, sivil bürokrasi giderek askeri vesayet altına giriyor.
Sisi döneminde askerileşmenin boyutları
13 Temmuz 2013'te dönemin Savunma Bakanı Sisi'nin liderliğindeki askeri müdahale, seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yi devirerek yeni bir siyasi dönemin kapılarını açmıştı. O tarihten bu yana geçen sürede Mısır'da en az 30 bakanlık veya bakanlık düzeyindeki kurum, eski veya muvazzaf askerler tarafından yönetilmeye başlandı. Adalet, İçişleri, Savunma ve İletişim gibi kilit bakanlıkların yanı sıra konut, tarım ve hatta kültür gibi alanlarda da asker kökenli isimler görev yapıyor. Ordu, ülke ekonomisinin önemli bir bölümünü kontrol ediyor; inşaat, yol yapımı, enerji ve hızlı tüketim malları gibi sektörlerde faaliyet gösteren askeri şirketler, sivil işletmelerle rekabette açık avantaja sahip. Bu durum, sivil ekonominin daralmasına ve özel sektörün marjinalleşmesine yol açıyor. Sisi hükümeti, orduya tanınan ekonomik ayrıcalıkları meşrulaştırmak için 'güvenlik' ve 'istikrar' söylemini kullanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Mısır'ın askerileşme süreci, bölgesel dengeleri de etkiliyor. Sisi yönetimi, Libya ve Sudan gibi komşu ülkelerdeki krizlerde askeri çözümleri önceliyor. Özellikle Libya'da General Hafter'e verdiği destek, bölgedeki nüfuz mücadelesini derinleştiriyor. Aynı zamanda Mısır, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları üzerinde hak iddia ediyor ve bu durum Türkiye ile rekabeti beraberinde getiriyor. Küresel ölçekte ise Batılı ülkeler, Sisi rejimine insan hakları ihlalleri nedeniyle eleştiriler yöneltse de, stratejik konumu ve İsrail ile ilişkileri nedeniyle somut yaptırımlar uygulamaktan kaçınıyor. ABD ve Avrupa Birliği, Mısır'a askeri ve ekonomik yardımlarına devam ediyor. Bu durum, Sisi'nin içerideki baskıcı politikalarını sürdürmesine olanak tanıyor. Mısır'daki insan hakları örgütleri, ülkede siyasi tutukluların sayısının 60 bini aştığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mısır'ın askerileşmesi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika politikaları açısından doğrudan sonuçlar doğuruyor. Askeri vesayet altındaki Mısır yönetimi, Türkiye ile enerji ve deniz yetki alanları konusunda rekabet ediyor; Libya'daki angajmanları iki ülkeyi karşı karşıya getiriyor. Öte yandan, Sisi rejiminin içe kapanması ve ordunun ekonomiye hakimiyeti, Mısır'ı daha kırılgan bir hale getiriyor. Türkiye açısından bu durum, bölgesel istikrarı tehdit eden bir etken olarak değerlendirilebilir. Ankara'nın, askerileşen Mısır'ın yanı sıra İsrail ve Yunanistan ile geliştirdiği ittifaklara karşı, dengeli bir diplomasi ve savunma stratejisi izlemesi gerekiyor. Ayrıca, Mısır'da sivil siyasetin yeniden güçlenmesi, Türkiye'nin bölgede daha fazla iş birliği zemini bulmasını sağlayabilir.