Sırbistan'da sivil toplumun en az 14 üyesi, mart ayında yapılan yerel seçimler öncesinde gelişmiş casus yazılımlarla hedef alındı. Dijital haklar grubu SHARE Vakfı'nın çarşamba günü yaptığı açıklamaya göre, hedef alınan kişiler arasında gazeteciler, aktivistler ve muhalefet üyeleri bulunuyor. Casus yazılımın, telefonlara erişim sağlayarak mesajlara, aramalara ve mikrofonlara izinsiz erişim sağladığı bildiriliyor.
Casus yazılım operasyonunun ayrıntıları
SHARE Vakfı'nın raporuna göre, hedef alınan 14 kişinin tamamı Sırbistan'ın farklı şehirlerinde yaşayan sivil toplum aktivistleri ve muhalefet figürleri. Saldırıların büyük bir bölümünün, seçimlerin yapıldığı 17 Mart'tan önceki haftalarda gerçekleştiği ve kullanılan casus yazılımın piyasada bulunan gelişmiş bir araç olduğu belirtiliyor. Bu tür yazılımların yetkili kurumlar tarafından lisanslı olarak satın alınabildiği ve sivil toplumu izlemek için kullanılabildiği biliniyor.
Raporda, saldırıların organize bir şekilde yürütüldüğü ve hedeflerin dikkatli bir şekilde seçildiği vurgulanıyor. Özellikle, seçim sürecini izleyen sivil toplum kuruluşları ve yolsuzluk iddialarını araştıran gazetecilerin öncelikli hedef olduğu ifade ediliyor. SHARE Vakfı, bu durumun ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor.
Sırbistan hükümeti ise konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak daha önce benzeri suçlamaları reddetmiş ve ülkede yasa dışı dinleme faaliyetlerinin bulunmadığını savunmuştu. Sivil toplum kuruluşları ise bu tür iddiaları, hükümetin muhalefeti sindirme politikasının bir parçası olarak görüyor.
Dijital gözetim ve bölgedeki yansımaları
Bu gelişme, Balkanlar'da dijital gözetim ve casus yazılım kullanımına ilişkin artan endişeleri yeniden gündeme getirdi. Son yıllarda Sırbistan'ın yanı sıra Kuzey Makedonya, Kosova ve Bosna-Hersek'te de benzer skandallar yaşanmıştı. Özellikle 2021'de Kuzey Makedonya'da ortaya çıkan casus yazılım skandalı, bölge ülkelerinin istihbarat birimlerinin bu tür araçları kullanabileceğini göstermişti.
Uzmanlar, casus yazılımların giderek daha yaygın hale geldiğini ve demokratik kurumları zayıflattığını belirtiyor. Avrupa Birliği'nin (AB) dijital haklar konusundaki standartlarına uyum konusunda Sırbistan'ın yetersiz kaldığı eleştirileri de yapılıyor. Bu durum, Sırbistan'ın AB üyelik sürecinde de olumsuz bir faktör olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan, medya ve sivil toplum örgütleri, bu tür saldırıların faillerinin ortaya çıkarılmaması halinde, benzer olayların tekrarlanacağı uyarında bulunuyor. Küresel anlamda, casus yazılım ticaretinin denetlenmesi ve kullanımının sınırlandırılması yönündeki çağrılar da güçleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyada dijital gözetim ve istihbarî faaliyetlerin ne kadar yaygın olabileceğini gösteriyor. Her ne kadar olay Sırbistan'da yaşansa da, casus yazılım ticaretinin küresel boyutu, benzer risklerin başka ülkelerde de bulunduğunu akla getiriyor. Türkiye, özellikle son yıllarda kendi sınırları içinde casus yazılım kullanımı iddialarıyla gündeme gelmişti. Bu tür skandallar, demokratik kurumların güçlendirilmesi ve bağımsız medyanın korunması açısından Türkiye için de bir hatırlatma niteliği taşıyor. Ayrıca, bölgesel istikrar açısından bu tür olaylar, ülkeler arası güveni zedeleyebileceği için Türk dış politikasının dikkate alması gereken bir konu olarak öne çıkıyor.