Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, Avrupa Birliği'ne (AB) seslenerek Batı Balkan ülkelerinin tek tek değil, bir grup olarak birliğe kabul edilmesini talep etti. Vucic, bu önerisini Brüksel'de düzenlenen Batı Balkanlar Zirvesi'nde dile getirirken, AB'nin bölgeye yönelik genişleme politikasının yavaş işlediğini ve bu durumun bölge ülkelerinde hayal kırıklığı yarattığını vurguladı. Sırp lider, "Eğer AB gerçekten stratejik bir ortaksa, Batı Balkanlar'ı bir bütün olarak kucaklamalıdır" ifadelerini kullandı. Bu çıkış, Ukrayna savaşının gölgesinde AB'nin genişleme sürecinin yeniden şekillendiği bir dönemde geldi.
Genişleme sürecinde yeni bir model önerisi
Vucic, mevcut genişleme sürecinin her ülkeyi ayrı ayrı değerlendirdiğini, bunun da bölgesel iş birliğini zayıflattığını savundu. Grup halinde üyelik modelinin, hem üyelik sürecini hızlandıracağını hem de bölge ülkeleri arasındaki sınır anlaşmazlıkları ve siyasi gerginlikleri azaltacağını ileri sürdü. Sırbistan, Karadağ, Bosna-Hersek, Arnavutluk, Kosova ve Kuzey Makedonya'dan oluşan Batı Balkanlar, AB üyelik sürecinde farklı aşamalarda bulunuyor. Özellikle Bosna-Hersek ve Kosova, iç siyasi krizler nedeniyle üyelik müzakerelerinde ilerleme kaydedemezken, Karadağ ve Sırbistan'ın müzakereleri yıllardır sürüyor. AB ise son olarak Ukrayna ve Moldova'ya aday statüsü vererek genişleme politikasını canlandırmıştı, ancak Batı Balkanlar'a yönelik somut adımlar atılmamıştı.
Çiftçi protestoları AB'yi zorluyor
Öte yandan, İspanya Tarım Bakanı Luis Planas, AB'nin çiftçilere yönelik desteklerinin yetersiz olduğunu ve bu durumun tarım sektöründe ciddi sıkıntılara yol açtığını belirtti. Planas, Brüksel'de düzenlenen Tarım Bakanları Konseyi toplantısı öncesi yaptığı açıklamada, "AB Ortak Tarım Politikası kapsamında sağlanan fonlar, artan maliyetler ve iklim değişikliğinin etkileri karşısında çiftçilere yeterli gelir güvencesi sağlamıyor" dedi. Son aylarda Polonya, Almanya, Fransa ve İspanya'da çiftçilerin yoğun protestoları, AB'nin Yeşil Mutabakat hedefleri ile tarımsal üretimi dengeleme çabalarını sorgulatıyor. İspanyol bakan, özellikle genç çiftçilerin sektörden uzaklaştığına dikkat çekerek, "Eğer bu gidişi durdurmazsak, Avrupa kısa sürede gıda üretiminde dışa bağımlı hale gelecek" uyarısında bulundu. AB Komisyonu ise çiftçilerin taleplerine yanıt olarak bazı düzenlemeleri gevşetmiş, ancak bu adımlar protestocuları ikna edememişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Balkanlar'ın AB'ye grup halinde entegrasyonu önerisi, Türkiye'nin AB üyelik süreci bağlamında dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, 2005'te başlayan müzakerelerde yıllardır ilerleme kaydedemezken, bölgesel bir genişleme modeli Türkiye'nin tekil başvurusunu daha da gölgede bırakabilir. Öte yandan, Batı Balkanlar'da AB'nin artan varlığı, Türkiye'nin bölgedeki yumuşak güç ve ticari etkinliğini dengeleyebilir. Çiftçi protestoları ise Türkiye'nin tarım politikalarını yakından ilgilendiriyor; AB'nin yeşil dönüşüm ve sübvansiyon politikalarındaki değişim, Türk tarım ürünlerinin AB pazarındaki rekabet gücünü etkileyebilir. Türkiye, bu gelişmeleri yakından izlemeli ve kendi tarım stratejisini AB normlarına uyumlu hale getirirken, kriz durumlarında esneklik sağlayacak mekanizmalar geliştirmelidir.