Sırbistan'ın Novi Sad kentinde iki yıl önce siyasi bir hedefi olmayan bir öğrenci olarak yaşamını sürdüren Novak Simin, bugün ülkesinde filizlenen öğrenci hareketinin sözcülerinden biri. Simin, “Özgürlüğün ardından halkımıza radikal bir şey vermek istiyoruz: normal, işleyen bir devlet” diyerek hareketin amacını özetliyor. Simin'in kişisel hikâyesi, Sırbistan'da son dönemde yükselen ve geleneksel siyasetten farklı bir dil kuran öğrenci protestolarının arka planını yansıtıyor.
Siyasi Hırs Değil, İşleyen Bir Devlet Talebi
Simin, iki yıl öncesine kadar memleketi Novi Sad'da teknik bilimler fakültesinde insan kaynakları ve basitleştirme alanında doktora yapan bir öğrenciydi. Kendi ifadesiyle, o dönemde “hiçbir siyasi emel taşımıyordu”. Ancak ülkedeki siyasi ve toplumsal koşulların dayattığı zorunluluklar, onu ve arkadaşlarını harekete geçmeye itti. Öğrenciler, Sırbistan'da yıllardır süren siyasi kutuplaşmanın, yolsuzluğun ve kurumların işlevsizliğinin bedelini en çok gençlerin ödediğini savunuyor. Bu nedenle hareket, iktidarı ele geçirmeyi değil, temel devlet işlevlerinin düzgün çalışmasını talep ediyor.
Simin'in anlatımına göre, öğrenci hareketi belirli bir partiye bağlı değil; aksine, siyasetin yıprattığı alanlarda toplumsal bir onarım hareketi olarak doğdu. “Özgürlük” vurgusu, baskıcı olarak algılanan bir yönetim anlayışına karşı bir duruşu ifade ediyor. Ancak bu özgürlük talebi, soyut bir kavram olarak değil, günlük yaşamda hissedilen somut eksikliklerle ilişkilendiriliyor: adil yargı, tarafsız medya, liyakatli kamu yönetimi ve eğitimde fırsat eşitliği gibi.
Öğrenci Hareketinin Bölgesel ve Küresel Boyutu
Sırbistan'daki öğrenci hareketi, yalnızca ülke içi bir dinamik değil; aynı zamanda Batı Balkanlar'da yükselen bir trendin parçası. Son yıllarda bölgede gençler, otoriterleşme eğilimlerine, yolsuzluğa ve AB entegrasyon sürecinin yavaşlamasına karşı seslerini yükseltiyor. Sırbistan'da 2023'te yaşanan kitlesel protestolar ve 2024'teki yerel seçim tartışmaları, öğrencilerin ve genç seçmenlerin siyasi tercihlerde belirleyici olmaya başladığını gösteriyor. Hareketin “normal bir devlet” çağrısı, aslında demokratik kurumların yeniden inşası ve hukukun üstünlüğü talebiyle örtüşüyor.
Küresel ölçekte ise öğrenci hareketleri, son yıllarda otoriter yönetimlere karşı direnişin sembolü haline geldi. Sırbistan örneği, baskıcı rejimlerin gençler üzerindeki kontrolünün kırılabileceğini ve siyasi değişimin tabandan gelebileceğini gösteriyor. Ancak hareketin başarısı, taleplerinin somut politikalara dönüşmesine ve toplumun geniş kesimlerine yayılmasına bağlı. Simin ve arkadaşları, siyasi partilerden bağımsız bir duruş sergileyerek, geleneksel sol-sağ ayrımının ötesinde bir dil kurmayı hedefliyor. Bu yönüyle Sırbistan'daki öğrenci hareketi, Avrupa'da yükselen “yeni toplumsal hareketler” literatürüne de katkı sunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sırbistan'daki öğrenci hareketi, Türkiye'nin Balkanlar politikası açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Sırbistan ile son yıllarda ekonomik ve siyasi ilişkilerini güçlendirmiş durumda; ancak Sırbistan'daki iç siyasi dinamikler, bölgesel istikrarı doğrudan etkileyebilir. Öğrenci hareketinin “normal devlet” talebi, Batı Balkanlar'da demokratikleşme ve AB entegrasyonu sürecini hızlandırabilir. Bu durum, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik yatırımları ve diplomatik dengeleri açısından yeni fırsatlar ve riskler barındırıyor. Ayrıca, gençlik hareketlerinin yükselişi, Türkiye'deki benzer toplumsal dinamiklerle karşılaştırmalı analizler için de önemli bir vaka oluşturuyor.