Londra — İngiltere Başbakanı Andy Burnham, ülkenin Avrupa Birliği (AB) serbest dolaşım kurallarına dönüşünün ancak bir referandumla mümkün olabileceğini söyledi. Burnham, bu parlamenter dönem içinde İngiltere'nin AB'ye yeniden üye olma ihtimalini de dışladı. Başbakan'ın bu açıklaması, hafta sonu yaptığı ve AB ile ilişkilerin geleceğine dair "dürüst bir tartışma" çağrısının ardından geldi.
Gelişmenin Arka Planı
İngiltere, 2016'daki referandumun ardından 2020'de AB'den resmen ayrıldı. Ancak son dönemde, özellikle ekonomik zorluklar ve ticaret engelleri nedeniyle AB ile ilişkilerin yeniden şekillendirilmesi gerektiği yönünde tartışmalar artmış durumda. Başbakan Burnham, hafta sonu yaptığı açıklamada, ülkenin AB ile ilişkilerinin "dürüst bir şekilde" ele alınması gerektiğini belirtmişti. Bu çağrı, iktidar partisi içinde ve kamuoyunda farklı tepkilere yol açtı. Burnham'ın son açıklaması, bu tartışmalara bir sınır getirme çabası olarak yorumlanıyor.
Başbakan, serbest dolaşımın yeniden tesis edilmesinin ancak halkın onayıyla olabileceğini vurguladı. "Bu konuda bir referandum yapılmadan böyle bir adım atmayacağız" diyen Burnham, mevcut parlamenter dönemde AB üyeliğinin gündemde olmadığını da sözlerine ekledi. İngiltere'de bir sonraki genel seçimlerin 2029'da yapılması bekleniyor. Dolayısıyla Burnham, önümüzdeki beş yıl içinde AB'ye yeniden üyelik konusunun ele alınmayacağını ifade etmiş oldu.
Burnham'ın açıklamaları, İngiltere'nin AB ile ilişkilerinde pragmatik bir yaklaşım benimseyeceği sinyalini veriyor. Hükümet, ticaret anlaşmalarının iyileştirilmesi ve işbirliğinin güçlendirilmesi gibi konularda adımlar atabilir; ancak serbest dolaşım gibi hassas konularda temkinli davranacak. Bu durum, İngiltere'nin iç siyasetinde de yankı bulacak; Avrupa yanlıları ile egemenlik yanlıları arasındaki dengeyi koruma çabası olarak görülebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'nin AB ile ilişkileri, Brexit sonrası dönemde inişli çıkışlı bir seyir izledi. Ekonomik işbirliği, güvenlik ve dış politika gibi alanlarda işbirliği arayışları sürerken, egemenlik ve göç kontrolü gibi konular hala tartışmalı. Burnham'ın açıklamaları, İngiltere'nin AB'ye yeniden yakınlaşma sinyali verip vermeyeceği sorusunu gündeme getirdi. Ancak Başbakan'ın net tavrı, bu dönemde radikal bir değişiklik olmayacağını gösteriyor.
Avrupa Birliği cephesinden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak AB yetkilileri, İngiltere ile ilişkilerin karşılıklı çıkarlar temelinde yürütülmesi gerektiğini sık sık dile getiriyor. İngiltere'nin AB'den ayrılmasının ardından ticaret hacminde yaşanan düşüş ve Kuzey İrlanda protokolü gibi sorunlar, ilişkilerin karmaşıklığını koruyor. Burnham'ın açıklamaları, bu sorunların çözümüne yönelik bir irade ortaya koyup koymayacağı ise belirsizliğini koruyor.
Küresel ölçekte ise İngiltere'nin AB ile ilişkileri, Batı ittifakı içindeki dinamikleri de etkiliyor. Özellikle Ukrayna savaşı ve enerji güvenliği gibi konularda Avrupa ile işbirliği önem taşıyor. İngiltere, NATO içinde aktif bir rol oynasa da AB ile ekonomik ve ticari ilişkilerin geleceği, ülkenin dış politika önceliklerini şekillendirecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin AB ile ilişkilerinde serbest dolaşım konusundaki temkinli tutumu, Türkiye'nin AB üyelik süreci ve vize serbestisi müzakereleri açısından dolaylı bir mesaj içeriyor. AB'nin göç ve sınır yönetimi konularında hassasiyetini koruduğu bir dönemde, İngiltere gibi önemli bir aktörün dahi serbest dolaşımı referanduma bağlaması, AB'nin bu konudaki katı tutumunu teyit ediyor. Türkiye, AB ile vize serbestisi diyaloğunda benzer bir hassasiyetle karşılaşabilir. Ayrıca İngiltere ile Türkiye arasındaki ticari ilişkiler, Brexit sonrası serbest ticaret anlaşmasıyla güçlendirildi; ancak İngiltere'nin AB ile yakınlaşma arayışları, Türkiye'nin Avrupa'daki ekonomik dengelerini etkileyebilir. Bu gelişme, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde pragmatik adımlar atması gerektiğini gösteriyor.