Belgrad'da bir hafta önce Novi Sad tren istasyonundaki çöküşün ardından başlayan öğrenci protestoları, Sırbistan'da on yılı aşkın süredir iktidarda olan Aleksandar Vučić'in otoriter yönetimine karşı benzeri görülmemiş bir halk hareketine dönüştü. Ülke geneline yayılan gösterilerde yüz binlerce kişi sokağa dökülürken, muhalefet ve sivil toplum kuruluşları Vučić'in istifasını talep ediyor. Bu gelişme, Avrupa'nın en köklü popülist liderlerinden birinin sonunu getirebilir.
Protestoların Arka Planı ve Vučić'in On Yılı
Aleksandar Vučić, 2014'ten bu yana önce başbakan, ardından cumhurbaşkanı olarak Sırbistan'ı yönetti. Döneminde medya üzerindeki baskı arttı, yargı bağımsızlığı zayıfladı ve muhalefet sindirildi. Ancak son dönemde ekonomik durgunluk, yolsuzluk iddiaları ve özellikle Novi Sad'daki tren istasyonu inşaatının çökmesi sonucu 15 kişinin hayatını kaybetmesi, halkın öfkesini zirveye taşıdı. Öğrenciler, bu olayın sorumlularının hesap vermesini ve hükümetin istifasını istiyor. Gösteriler, Sırbistan'ın dört bir yanına yayılarak rejim karşıtı bir dalga haline geldi.
Vučić, protestoları dış güçlerin bir komplosu olarak nitelendirse de, göstericilerin talepleri arasında erken seçim, basın özgürlüğü ve yolsuzlukla mücadele yer alıyor. Sırbistan'da 2023 yılında yaşanan silahlı saldırılar sonrası başlayan protestolar da hükümetin istikrarını sarsmıştı, ancak bu kez hareketin liderliğini öğrencilerin üstlenmesi ve apolitik bir görünüm sergilemesi, geniş halk kesimlerinin desteğini kazanmasını sağladı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Sırbistan, Batı Balkanlar'ın istikrarı açısından kilit bir ülke. Vučić, AB üyeliği sürecini yavaşlatarak ve Rusya ile Çin'e yakınlaşarak Batı ile dengeli bir ilişki yürütüyordu. Ancak son yıllarda AB ve ABD ile ilişkilerde yaşanan gerginlikler, Vučić'in otoriter eğilimlerini artırmasına neden oldu. Protestoların başarıya ulaşması halinde Sırbistan'ın Batı'ya yönelebileceği ve bölgede Rus etkisinin azalabileceği öngörülüyor. Öte yandan, Sırbistan'daki istikrarsızlık, Kosova ile normalleşme sürecini ve Bosna-Hersek'teki siyasi dengeyi de etkileyebilir. AB, protestoları dikkatle izlerken, şiddet kullanımından kaçınılması çağrısında bulundu.
Uluslararası kamuoyu, Sırbistan'daki gelişmeleri demokrasi mücadelesi olarak görüyor. Ancak Vučić'in kontrolündeki medya ve güvenlik güçleri, gösterileri bastırmak için sert önlemler alabilir. İçişleri Bakanlığı, gösterilere polis müdahalesinin süreceğini açıkladı. Muhalefet ise barışçıl protesto çağrısını yineliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sırbistan ile son yıllarda ekonomik ve siyasi ilişkilerini güçlendirmiş, Vučić ile yakın bir diyalog geliştirmişti. Sırbistan'daki istikrarsızlık, Türk yatırımlarını ve bölgesel ticaret hatlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Sırbistan'ın Batı yanlısı bir yöne evrilmesi, Balkanlar'daki dengeleri değiştirebilir ve Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk rolünü zayıflatabilir. Ankara, gelişmeleri yakından izlerken, demokratik süreçlere saygı çağrısı yapabilir. Öte yandan, Sırbistan'daki değişim, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde yeni bir ivme yaratabilir.