Dijital haklar grubu Share Foundation, bu yılın başlarında Sırbistan'da sivil toplumun farklı kesimlerinden en az 14 kişinin gelişmiş casus yazılımlarla hedef alındığını duyurdu. Hedef alınanlar arasında öğrenci protestocularının da bulunduğu belirtilirken, Sırbistan hükümeti casusluk iddialarını reddediyor. Olay, ülkede dijital gözetim ve muhalefete yönelik baskı endişelerini yeniden alevlendirdi.
Olayın Arka Planı ve Hedef Alınanlar
Share Foundation'ın raporuna göre, casus yazılım saldırıları 2025 yılının ilk aylarında gerçekleşti. Kurbanlar arasında aktivistler, gazeteciler, avukatlar ve öğrenci hareketinin önde gelen isimleri yer alıyor. Kullanılan yazılımın, dünya çapında tartışmalara yol açan Pegasus veya Predator gibi gelişmiş casus yazılımlarla benzerlik taşıdığı ifade ediliyor. Bu tür yazılımlar, hedef cihazlara kullanıcının hiçbir etkileşimi olmadan sızabiliyor; mesajları, e-postaları, sesli aramaları ve hatta kamera ile mikrofonu uzaktan kontrol edebiliyor.
Share Foundation, saldırıların ardındaki aktörün kimliğini kesin olarak belirleyemediklerini ancak hedeflerin sistematik olarak seçildiğini vurguladı. Örgüt, Sırbistan hükümetine saldırıları araştırması ve şeffaflık sağlaması çağrısında bulundu. Hükümet yetkilileri ise yaptıkları açıklamada, herhangi bir casusluk faaliyeti yürütmediklerini ve iddiaların asılsız olduğunu savundu. Sırbistan İçişleri Bakanlığı, konuyla ilgili soruşturma başlatıldığını ancak şu ana kadar hükümet bağlantılı bir iz bulunamadığını belirtti.
Öğrenci protestocularının hedef alınması dikkat çekici. Ülkede son aylarda eğitim reformları ve yolsuzluk iddialarına karşı düzenlenen gösterilerde öğrenciler ön planda yer alıyordu. Casus yazılım saldırılarının bu gösterilerin yoğunlaştığı döneme denk gelmesi, muhalefetin susturulmaya çalışıldığı yönündeki iddiaları güçlendiriyor. Share Foundation, hedef alınan kişilerin iletişimlerinin izlenmesinin, hükümetin protesto hareketini yakından takip etme amacı taşıdığını öne sürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sırbistan'daki bu olay, Avrupa'da casus yazılım kullanımının arttığına dair endişelerin son halkası. Son yıllarda Macaristan, Polonya ve Yunanistan gibi ülkelerde de benzer raporlar yayımlandı. Avrupa Birliği, üye ülkelerde casus yazılım kullanımını sorgulamak üzere özel komiteler kurmuş, ancak etkili bir yaptırım mekanizması oluşturulamadı. Sırbistan ise AB aday ülkesi statüsünde olup, hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanındaki reformları nedeniyle düzenli olarak eleştiriliyor. Bu son olay, Sırbistan'ın AB katılım sürecinde ek bir engel oluşturabilir.
Uluslararası insan hakları örgütleri, gelişmiş casus yazılımların otoriter rejimler tarafından muhalifleri bastırmak için yaygın şekilde kullanıldığını belirtiyor. Pegasus skandalı, birçok ülkede gazetecilerin ve aktivistlerin hedef alındığını ortaya çıkarmıştı. Sırbistan'da tespit edilen vakaların da benzer bir amaca hizmet ettiği değerlendiriliyor. Öte yandan, casus yazılım şirketleri genellikle ürünlerinin yalnızca suçla mücadele için satıldığını iddia etse de, denetim eksikliği nedeniyle bu araçların kötüye kullanımı sıkça gündeme geliyor.
NATO üyesi olmayan ancak NATO ile yakın ilişkileri bulunan Sırbistan'da, Rusya ve Çin ile de güçlü bağlar mevcut. Bu durum, casus yazılım saldırılarının arkasında hangi aktörün olduğu sorusunu daha da karmaşık hale getiriyor. Share Foundation, saldırıların izini sürmek için teknik analizlerin sürdüğünü ancak siber saldırıların kaynağını gizlemenin kolay olduğunu hatırlatıyor. Sırbistan hükümeti ise muhalefeti hedef alan herhangi bir gözetim faaliyeti olmadığını yineliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sırbistan'daki casus yazılım vakası, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da, bölgesel istikrar ve dijital güvenlik açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, Balkanlar'da istikrarın korunmasına önem veriyor ve Sırbistan ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini geliştiriyor. Avrupa'da yaygınlaşan gelişmiş gözetim teknolojileri, Türkiye'nin de karşı karşıya olduğu bir risk alanı. Türkiye, kendi dijital egemenliğini güçlendirmek ve vatandaşlarının mahremiyetini korumak için yasal ve teknik altyapısını gözden geçirmeli. Ayrıca, AB adayı Sırbistan'daki bu tür olaylar, Türkiye'nin AB ile yürüttüğü diyalogda demokratik standartlar ve temel haklar konusunu yeniden gündeme getirebilir. Bölgesel istikrar için Sırbistan'ın şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine bağlı kalması kritik.