Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Konseyi toplantısı, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te gerçekleştirildi. Zirvenin en dikkat çekici çıktısı, üye ülkelerin İran’a yönelik tek taraflı yaptırımlar ile uluslararası toplumun bu ülkeye uyguladığı baskıları ortak bir dille kınaması oldu. 1996 yılında kurulan örgüt, dünya nüfusunun yüzde 43’ünü ve küresel ekonominin yüzde 23’ünü temsil ediyor. Bu devasa coğrafyada artan jeopolitik gerilimler, enerji güvenliği ve ticaret koridorları başta olmak üzere pek çok başlık, Bişkek bildirgesiyle küresel kamuoyuna duyuruldu.
Zirvenin Arka Planı: ŞİÖ’nün Genişleyen Rolü
Çin, Rusya, Hindistan, Pakistan ve Orta Asya cumhuriyetlerinin dahil olduğu ŞİÖ, Batı merkezli ittifaklara alternatif bir çok kutuplu dünya vizyonunun en somut kurumsal ifadelerinden biri olarak öne çıkıyor. İlk olarak sınır sorunlarını çözmek amacıyla kurulan örgüt, zamanla güvenlikten ekonomiye, kültürel işbirliğinden enerji diplomasisine kadar geniş bir yelpazede işbirliği mekanizmaları geliştirdi. 2017’de Hindistan ve Pakistan’ın tam üyeliği, örgütün küresel ağırlığını artırırken, 2023’te İran’ın katılımıyla birlikte örgütün Ortadoğu’daki etki alanı da genişlemiş oldu.
Bişkek Zirvesi’nde kabul edilen ortak bildirgede, küresel güvenliğin sağlanmasında çok taraflılığın önemine vurgu yapıldı. Üye ülkeler, uluslararası hukukun üstünlüğüne dayalı adil ve kapsayıcı bir dünya düzeni talebini yinelerken, “yasadışı tek taraflı yaptırımların” uluslararası ilişkilerde kabul edilemez olduğunu belirtti. Bu ifadeler, özellikle İran’a uygulanan yaptırım rejimlerine açık bir gönderme olarak yorumlandı. Uzmanlara göre bu çıkış, ŞİÖ’nün yalnızca Asya’nın güvenlik mimarisinde değil, aynı zamanda Batı karşıtı söylemin de koordinasyon merkezi haline geldiğinin işareti.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yaptırımlar ve Çok Kutuplu Dünya
İran’a yönelik ABD öncülüğündeki yaptırımlar, ülke ekonomisini ağır biçimde etkilemeye devam ediyor. Petrol ihracatına getirilen kısıtlamalar, İran’ın uluslararası bankacılık sisteminden dışlanması ve hava yolu bağlantılarının kesilmesi, Tahran’ı alternatif ekonomik ittifaklara yönlendirdi. Rusya ve Çin’in yanı sıra ŞİÖ üyelerinin desteği, İran’a hem siyasi hem ekonomik bir nefes aldırıyor. Ancak uzmanlar, bu desteğin sembolik olmaktan öteye geçmediği sürece İran’ın ekonomik izolasyonunun tamamen kırılamayacağını ifade ediyor.
Bişkek’te ayrıca, Avrupa Birliği’nin Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’ya uyguladığı yaptırımlara karşı da ortak bir duruş sergilendi. ŞİÖ üyeleri, enerji ve gıda tedarik zincirlerinin güvenliğinin sağlanmasının öncelikli hedef olduğunu belirterek, “vekalet savaşları” yerine diyalog kanallarının açık tutulması çağrısında bulundu. Bu çerçevede, Avrasya Ekonomik Birliği, Kuşak ve Yol Girişimi gibi projelerin ŞİÖ ile koordineli şekilde ilerletilmesi kararlaştırıldı. Özellikle Orta Asya-İran-Hindistan ekseninde yeni ulaştırma koridorlarının açılması, yalnızca ticaret hacmini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda bölgesel istikrarın da teminatı olarak görülüyor.
Sonuç ve Bölgesel Mesajlar
Zirve, Kırgızistan’ın ev sahipliğinde geçen yılki Özbekistan’daki toplantının ardından örgütün kurumsal hafızasının güçlendirilmesi açısından da önemliydi. Liderler, terörizm, aşırılık ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede ortak operasyonel mekanizmaların kurulmasına yönelik kararlılıklarını ortaya koydu. Bu güvenlik başlıkları, özellikle Afganistan’ın belirsiz geleceği bağlamında ŞİÖ’yü kritik bir aktör haline getiriyor.
Ancak zirveden yansıyanlar üzerine uluslararası analistlerin temkinli yorumlar yaptığını da belirtmek gerekiyor. Hindistan ile Pakistan arasındaki gerilim, Çin’in Kuşak ve Yol yatırımları karşısındaki borç tuzağı endişeleri ve Orta Asya ülkelerinin Rusya-Çin denge politikası, örgütün iç uyumunu test eden başlıklar olarak canlılığını koruyor. Yine de Bişkek Bildirgesi, örgütün sorunlara rağmen ortak bir söylem geliştirebildiğini gösterdi; bu söylemin merkezinde ise tek kutuplu dünya düzenine karşı çıkış duruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ŞİÖ’ye diyalog ortağı statüsüyle katılan ülkelerden biri olarak örgütün genişleme hamlelerini yakından izliyor. İran’a yönelik yaptırımların kınanması, Ankara’nın uzun süredir savunduğu “müzakereci diplomasi” anlayışıyla örtüşüyor. Türkiye, İran’dan enerji ithalatı ve ticari ilişkileri dolayısıyla yaptırımların bölgesel istikrara verdiği zararları doğrudan deneyimleyen bir ülke. Ayrıca, ŞİÖ’nün Afganistan, Orta Asya ve Kafkasya’daki güvenlik çalışmaları, Türkiye’nin bu bölgelerdeki çıkar alanlarıyla iç içe geçmiş durumda. Bu gelişme, Türk dış politikasında çok vektörlü yönelimi güçlendirirken, ABD ve AB ile yaşanan zaman zaman gergin ilişkilerde Ankara’nın ŞİÖ gibi platformları bir denge unsuru olarak kullanabileceğini gösteriyor. Ekonomik açıdan ise, ŞİÖ üyeleriyle artan ticaret hacmi ve yeni ulaştırma koridorları, Türkiye’nin Avrasya vizyonuna somut katkı sağlayabilir.