Singapur'un en çok ödül alan kimyageri Profesör Lu Yixin, Singapur Ulusal Üniversitesi'ndeki (NUS) görevinden ayrılarak Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletine bağlı Ningbo kentinde yeni kurulan Doğu Teknoloji Enstitüsü'ne (EIT) katılacağını doğruladı. Lu, South China Morning Post'a yaptığı açıklamada kararını resmileştirdi. Bu hamle, Çin'in uluslararası bilim insanlarını çekme stratejisinin son örneği olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin arka planı
Lu Yixin, NUS Kimya Bölümü'nde uzun yıllar görev yapmış ve organik kimya, özellikle de asimetrik kataliz ve ilaç kimyası alanlarında çığır açan çalışmalara imza atmıştı. Singapur'un en prestijli bilim ödüllerinden bazılarını kazanmış olan Lu, aynı zamanda birçok uluslararası dergide editörlük yapmış ve çok sayıda patentin sahibiydi. EIT, 2022 yılında kurulmuş olup Ningbo'da hızla büyüyen bir araştırma üniversitesi olarak dikkat çekiyor. Çin hükümeti, son yıllarda yurt dışındaki Çinli bilim insanlarını geri çağırmak ve yabancı uzmanları ülkeye çekmek için çeşitli teşvik programları uyguluyor. Lu'nun EIT'ye katılması, bu kapsamda önemli bir kazanım olarak değerlendiriliyor.
Lu'nun ayrılığı, Singapur'un üst düzey akademik kadrosunu koruma konusunda karşı karşıya olduğu zorlukları da gözler önüne seriyor. NUS, Asya'nın en iyi üniversitelerinden biri olarak bilinse de, Çin'in yükselen araştırma bütçeleri ve cazip teklifleri karşısında yetenek kaybı yaşayabilir. Öte yandan, Lu'nun Çin'e gitmesi, Çin'in bilim ve teknoloji alanındaki küresel iddiasını güçlendiriyor. EIT, özellikle malzeme bilimi, yapay zeka ve biyoteknoloji gibi alanlarda yatırım yapmayı hedefliyor; Lu'nun uzmanlığı bu hedeflere önemli katkı sağlayabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Asya-Pasifik bölgesinde bilim insanı hareketliliği son yıllarda hız kazandı. Çin, 2008'de başlattığı "Bin Yetenek" programı ve benzeri girişimlerle yurt dışındaki Çinli araştırmacıları ülkeye dönmeye teşvik ediyor. Ancak son dönemde Batı ile artan jeopolitik gerilimler, bazı bilim insanlarının Çin'de çalışma konusunda temkinli olmasına yol açtı. Yine de Çin, özellikle yapay zeka, kuantum ve yeşil enerji gibi stratejik alanlarda yetenek çekmeye devam ediyor. Lu gibi uluslararası üne sahip bir bilim insanının Çin'e gitmesi, Pekin'in bilim diplomasisi açısından bir başarı olarak sunulabilir. Singapur ise, araştırma ortamını iyileştirerek ve maaşları artırarak yeteneklerini elde tutmaya çalışıyor. Ancak küçük bir şehir devleti olarak, ölçek ve kaynak açısından Çin ile rekabet etmekte zorlanabilir. Bu gelişme, küresel bilim gücü dengelerinin yavaş yavaş doğuya kaydığının bir işareti olarak okunabilir.
Türkiye açısından bakıldığında, bu tür yetenek göçleri doğrudan bir tehdit oluşturmasa da, Türkiye'nin kendi bilim insanlarını kaybetmemesi ve diaspora yeteneklerini geri kazanması için politikalar geliştirmesi gerektiğini hatırlatıyor. Çin'in artan cazibesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için bir uyarı niteliğinde. Öte yandan, Türkiye ile Çin arasındaki bilimsel işbirliği potansiyeli de göz ardı edilmemeli; özellikle sağlık, enerji ve tarım teknolojileri alanlarında ortak projeler geliştirilebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Singapurlu bir bilim insanının Çin'e transferi, küresel bilim rekabetinde Asya'nın yükselişini gösteriyor. Türkiye, son yıllarda beyin göçü sorunuyla mücadele ediyor ve kendi araştırmacılarını yurt dışına kaptırıyor. Çin'in agresif yetenek çekme stratejisi, Ankara'nın bilim ve teknoloji politikalarını gözden geçirmesi için bir fırsat olabilir. Türkiye, Çin ile işbirliğini artırarak ortak araştırma merkezleri kurabilir ve kendi genç bilim insanlarını bu ağlara dahil edebilir. Ayrıca, Türk üniversitelerinin Çinli öğrenci ve akademisyenleri çekmesi, iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirebilir. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta, teknoloji transferi ve fikri mülkiyet hakları konularında dengeli politikalar izlenmesidir.