Singapur'un sömürge dönemi ticaret limanından yüksek teknolojili finans merkezine dönüşümü, on yıllardır ekonomik kalkınma için örnek gösteriliyor. Ancak artan korumacılık, yapay zekâ kaynaklı dönüşüm ve jeopolitik rekabetin damga vurduğu bugünün dünyasında bu model hâlâ geçerli bir yol haritası sunuyor mu? Bloomberg'in 'Emerging' programında Haslinda Amin, Singapur'un bu soruya yanıt arayan isimleriyle bir araya geldi.
Başarının arka planı: Singapur mucizesi nasıl inşa edildi?
Singapur'un ekonomik başarısının temelinde 1965'te bağımsızlığını kazanmasının ardından uygulanan ihracata dayalı sanayileşme stratejisi yatıyor. Kurucu lider Lee Kuan Yew'in yönetiminde ülke, yabancı yatırımı çekmek için vergi teşvikleri, güçlü hukuk devleti ve yolsuzlukla mücadele politikaları benimsedi. 1970'lerde imalat sanayi, 1980'lerde elektronik ve kimya, 1990'larda finans ve lojistik, 2000'lerde ise biyoteknoloji ve dijital ekonomiye geçiş yapıldı. Bugün Singapur, kişi başına düşen 82.000 dolarlık gelirle dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ayrıca küresel finans merkezi endeksinde New York ve Londra'nın ardından üçüncü sırada.
Bu dönüşümde devletin rolü kritik oldu: Temasek ve GIC gibi devlet yatırım fonları, altyapı ve eğitime yapılan yatırımlar, ayrıca stratejik konumu sayesinde Malay Yarımadası'nın güney ucunda bir ticaret ve finans kapısı haline gelmesi. Ancak bu model, otoriter yönetim, sınırlı siyasi özgürlükler ve gelir eşitsizliği gibi eleştirileri de beraberinde getirdi.
Bugünün koşulları: Korumacılık, yapay zekâ ve jeopolitik rekabet
Singapur modelinin bugün kopyalanması, 1960'ların ve 70'lerin koşullarından çok farklı bir ortamda mümkün olabilir. Dünya Ticaret Örgütü'nün etkisizleşmesi, ABD-Çin ticaret savaşları ve Avrupa'da yükselen korumacılık, ihracata dayalı büyüme stratejilerini zorlaştırıyor. Örneğin, ABD'nin 2022'de Çin'e yönelik çip ihracat kısıtlamaları, küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirdi. Singapur gibi küçük ve dışa açık ekonomiler, bu dalgalanmalardan doğrudan etkileniyor.
Öte yandan yapay zekâ, otomasyon ve dijitalleşme, geleneksel imalat ve hizmet istihdamını dönüştürüyor. Singapur, bu dönüşüme uyum sağlamak için 'Akıllı Ulus' girişimiyle yapay zekâ, veri analitiği ve dijital altyapıya yatırım yapıyor. Ancak yapay zekânın yarattığı verimlilik artışı, aynı zamanda vasıfsız işgücünü de gereksiz kılıyor. Bu durum, gelişmekte olan ülkeler için hem fırsat hem de tehdit oluşturuyor.
Jeopolitik rekabet ise başka bir boyut: ABD ve Çin arasındaki gerilim, Singapur gibi ülkeleri denge politikası izlemeye zorluyor. Singapur, hem ABD ile savunma işbirliğini sürdürüyor hem de Çin ile ticari bağlarını koruyor. Ancak bu denge, her iki taraftan da baskı görebiliyor. Örneğin, ABD'nin çip kısıtlamalarına uyması durumunda Çin ile ilişkileri zarar görebilir.
Model ihraç edilebilir mi? Uzman görüşleri
Haslinda Amin'in konukları, Singapur'un başarısının temelinde güçlü kurumlar, liyakat ve pragmatizm olduğunu vurguluyor. Ancak bu faktörlerin her ülkede aynı şekilde uygulanması zor. Örneğin, Singapur'un stratejik coğrafi konumu ve küçük nüfusu, yönetimi kolaylaştırıyor. Ayrıca, otoriter yönetim altında hızlı karar alma mekanizmaları, demokratik ülkelerde taklit edilemez.
Yine de bazı dersler evrensel: Eğitime yatırım, yolsuzlukla mücadele, altyapı geliştirme ve dış yatırıma açık olma. Ruanda, BAE ve Vietnam gibi ülkeler, Singapur'dan esinlenerek ekonomik dönüşüm programları uyguluyor. Ancak bu ülkelerin karşılaştığı zorluklar, Singapur'unkinden farklı. Özellikle demografik baskılar, kaynak kıtlığı ve siyasi istikrarsızlık, modelin uyarlanmasını güçleştiriyor.
Sonuç olarak, Singapur'un yolu bugün tam anlamıyla kopyalanamasa da, bazı ilkeler yol gösterici olabilir. Ancak artan korumacılık ve teknolojik dönüşüm çağında, her ülkenin kendi koşullarına uygun stratejiler geliştirmesi gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Singapur modeline benzer şekilde ihracata dayalı büyüme ve yabancı yatırım çekme hedefleri güdüyor. Ancak Singapur'un aksine, Türkiye'nin geniş iç pazarı, genç nüfusu ve Avrupa ile ticari bağları, farklı bir strateji izlemesini gerektiriyor. Singapur'un güçlü kurumları ve liyakat sistemi, Türkiye için ilham verici olabilir. Özellikle yolsuzlukla mücadele ve eğitim reformları, Türkiye'nin ekonomik kırılganlıklarını azaltabilir. Öte yandan, Türkiye'nin jeopolitik konumu, ABD-Çin rekabetinde denge politikası izlemesini zorunlu kılıyor. Singapur'un bu konudaki deneyimi, Türkiye için değerli dersler içeriyor. Ancak otoriter yönetim eğilimleri, Türkiye'nin demokratik yapısıyla bağdaşmayabilir. Bu nedenle, Singapur modeli seçici bir şekilde uyarlanmalı.