Singapur merkezli şirketler, son dönemde Singapurluların karıştığı piramit düzeni tutuklamalarına rağmen Çin pazarına girmek için Nanning kentini keşfetmeye devam ediyor. Channel News Asia'ya (CNA) konuşan iş insanları, bu olayların kendilerini yıldırmadığını ve Çin pazarına girişin aylar, hatta yıllar sürebileceğini belirtti.
Nanning'in stratejik konumu ve piramit düzeni gölgesi
Çin'in güneyindeki Guangxi Zhuang Özerk Bölgesi'nin başkenti Nanning, son yıllarda Güneydoğu Asya'dan gelen iş insanları için önemli bir kapı haline geldi. Ancak kent, son dönemde Singapurluların da aralarında bulunduğu piramit düzeni (Ponzi benzeri yasa dışı yatırım ağı) tutuklamalarıyla gündeme geldi. Bu olaylar, Nanning'de faaliyet gösteren meşru işletmeler için itibar riski oluştursa da, görüşülen şirket temsilcileri ticari potansiyelin bu tür olayların gölgesinde kalmaması gerektiğini vurguluyor.
CNA'ya konuşan Singapurlu iş insanları, Nanning'in Çin'in iç kesimlerine açılan bir kapı olduğunu ve burada kurulan ilişkilerin uzun vadeli kazançlar sağlayabileceğini ifade ediyor. Şirketler, Çin pazarına girişin karmaşık bir süreç olduğunu, yerel ortaklıklar kurmanın ve bürokratik engelleri aşmanın aylar sürebileceğini belirtiyor. Bazı iş insanları, piramit düzeni skandalının Nanning'deki ticari ortamı lekelediğini kabul etse de, bunun yalnızca birkaç kötü niyetli aktörden kaynaklandığını ve kentin genel iş iklimini yansıtmadığını savunuyor.
Uzmanlar, Nanning'in avantajının coğrafi konumundan kaynaklandığını söylüyor. Kent, Vietnam sınırına yakınlığı ve gelişmiş ulaşım altyapısıyla Güneydoğu Asya ile Çin arasında bir ticaret koridoru işlevi görüyor. Singapur firmaları da bu koridoru kullanarak Çin'in iç pazarlarına erişim sağlamayı hedefliyor. Ancak piramit düzeni olayları, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için güven sorunu yaratabiliyor. Yine de görüşülen şirketler, uzun vadeli stratejilerinden vazgeçmeyeceklerini belirtiyor.
Kırmızı okyanustan mavi okyanusa: Rekabetin yoğun olduğu pazarlardan kaçış
Singapur firmalarının Nanning'e yönelmesinin arkasında yatan temel motivasyon, "kırmızı okyanus" olarak adlandırılan aşırı rekabetçi pazarlardan kaçınmak. Çin'in birinci kademe şehirleri olan Pekin, Şanghay, Guangzhou ve Shenzhen gibi merkezlerde rekabet had safhada ve maliyetler yüksek. Nanning ise henüz tam olarak doymamış bir pazar olarak "mavi okyanus" fırsatları sunuyor. Şirketler, burada daha düşük maliyetle faaliyet gösterebileceklerini ve yerel yönetimlerin yabancı yatırıma sıcak bakmasından yararlanabileceklerini düşünüyor.
Öte yandan, Çin hükümetinin Guangxi bölgesine yönelik teşvikleri ve altyapı yatırımları da Nanning'i cazip kılıyor. Bölge, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında stratejik bir konumda bulunuyor ve Güneydoğu Asya ile bağlantıları güçlendiriliyor. Singapur firmaları, bu avantajları kullanarak Çin pazarına girişte bir basamak olarak Nanning'i görüyor. Ancak piramit düzeni skandalı, bu planları gölgeleyebilir. Yetkililer, yasa dışı faaliyetlere karşı denetimleri sıkılaştırırken, meşru işletmelerin de olumsuz etkilenmemesi için çaba harcıyor.
Singapurlu iş insanları, Çin pazarına girmenin sabır gerektirdiğini ve hızlı sonuç beklenmemesi gerektiğini vurguluyor. Bazıları, Nanning'de bir varlık göstermenin ilk adım olduğunu, asıl hedefin Çin'in diğer bölgelerine açılmak olduğunu belirtiyor. Bu süreçte karşılaşılan zorluklar arasında dil bariyeri, kültürel farklılıklar ve yerel mevzuata uyum yer alıyor. Yine de şirketler, uzun vadeli potansiyelin bu zorlukları aşmaya değer olduğuna inanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Singapur firmalarının Nanning üzerinden Çin pazarına giriş stratejisi, Türk iş dünyası için de dersler içeriyor. Çin, Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarından biri ve Türk firmaları da benzer şekilde Çin'in iç bölgelerine açılmak için fırsatlar arıyor. Nanning örneği, ikinci kademe şehirlerde rekabetin daha az olduğunu ve yerel teşviklerden yararlanılabileceğini gösteriyor. Ancak piramit düzeni gibi yasa dışı yapılar, itibar riski oluşturuyor ve dikkatli olunması gerekiyor. Türkiye'nin Kuşak ve Yol projesindeki konumu göz önüne alındığında, Türk şirketlerinin de benzer bölgesel kapıları kullanarak Çin'de varlık göstermesi stratejik bir hamle olabilir.