Singapur hükümeti, hızla yaşlanan nüfusu ve rekor düşük doğum oranlarıyla mücadele etmek için kapsamlı bir strateji başlattı. Yetkililer, ekonomik teşviklerin yanı sıra toplumsal normları değiştirmeyi hedefleyen kültürel politikaları devreye alıyor. Ancak uzmanlar, bu önlemlerin meyvelerini vermesinin on yıllar alabileceğini ve bu süreçte işgücü piyasasında ciddi dönüşümler yaşanacağını vurguluyor.
Gelişmenin arka planı: Nüfus kriziyle yüzleşen Singapur
Singapur'un toplam doğurganlık hızı, 2023'te kadın başına 0.97 ile dünya genelindeki en düşük seviyelerden birine geriledi. Bu oran, nüfusun kendini yenilemesi için gereken 2.1 seviyesinin oldukça altında. Hükümet, bu tabloyu “ulusal acil durum” olarak nitelendiriyor. Covid-19 salgını sırasında ertelenen evlilikler ve çocuk sahibi olma kararları, son yıllarda doğum sayılarını daha da aşağı çekti. Yetkililer, sorunun sadece finansal olmadığını; iş-yaşam dengesi, çocuk bakımı maliyetleri ve kariyer endişeleri gibi faktörlerin de belirleyici olduğunu kabul ediyor.
Hükümetin “Evlilik ve Çocuk Sahibi Olma” programı çerçevesinde yeni doğan her çocuk için nakit ödemeler artırıldı, ebeveynlere ek izin hakları tanındı ve devlet destekli kreşlerin sayısı ikiye katlandı. Ayrıca, konut satın alımlarında çocuklu ailelere öncelik ve indirim sağlayan yeni düzenlemeler yürürlüğe girdi. Ancak genç Singapurlularla yapılan anketler, ekonomik kaygıların hâlâ ilk sırada olduğunu gösteriyor.
Kültürel cephede hükümet, toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin kalıp yargıları kırmayı hedefliyor. “Paylaşılan Ebeveynlik” kampanyasıyla babaların ev işlerine ve çocuk bakımına daha fazla katılımı teşvik ediliyor. Medyada ve eğitimde, çocuk sahibi olmanın kariyeri sonlandıran bir fedakârlık değil, yaşamın doğal bir parçası olduğu mesajı işleniyor. Ayrıca, işyerlerinde esnek çalışma saatlerini zorunlu kılan yeni yasalar 2025'ten itibaren uygulanmaya başlayacak.
Bölgesel ve küresel boyut: Asya'nın demografik dönüşümü
Singapur'un bu çabaları, yalnızca kendisini ilgilendirmiyor. Doğu Asya'nın büyük ekonomileri olan Güney Kore, Japonya ve Tayvan'da da benzer düşüşler yaşanıyor. Güney Kore'de doğurganlık hızı 0.72'ye gerilerken, Japonya'da nüfus artışı onlarca yıldır negatif. Bu ülkeler, genç nüfuslarını korumak için büyük bütçeler ayırıyor ancak başarı oranları sınırlı kalıyor. Singapur'un farkını yaratmaya çalışan politikaları, göçmen işgücüne bağımlılığı azaltma ve yerel doğumları artırma üzerine kurulu.
Uzmanlar, bu demografik eğilimlerin küresel ekonomi için ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtiyor. Yaşlanan nüfuslar, sağlık sistemlerine yük bindirirken, çalışan nüfusun azalması verimlilik artışlarıyla telafi edilmediği sürece büyümeyi yavaşlatıyor. Singapur ve bölge ülkeleri, otomasyon ve yapay zekâ teknolojilerine yatırım yaparak işgücü açığını kapatmaya çalışıyor. Ancak bu dönüşüm, iş piyasalarında yapısal değişiklikleri de beraberinde getirecek.
Göç politikaları ise başka bir tartışma alanı. Singapur, halihazırda önemli sayıda yabancı işçiye ev sahipliği yapıyor; ancak hükümet, beyin göçünü artırmak ve kalifiye çalışanların ülkeye yerleşmesini teşvik etmek için yeni vize kategorileri oluşturdu. Bu, bölgesel bir rekabeti de tetikliyor; özellikle Hong Kong ve Avustralya gibi merkezler benzer yetenekleri çekmeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, doğurganlık hızının 2023'te 1.51'e gerilemesiyle benzer bir demografik baskıyla karşı karşıya. Singapur'un uyguladığı kapsamlı politikalar, Ankara için önemli dersler içeriyor. Türkiye'nin, sadece nakit teşviklerle değil, aynı zamanda iş-yaşam dengesi, kadın istihdamı artışı ve toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik eden yenilikçi desteklerle nüfus yapısını korumayı hedeflemesi gerekiyor. Ayrıca, yaşlanan nüfusun işgücü piyasasına etkisi ve göç yönetimi, Türk ekonomi politikalarının gelecekteki başarısı için kritik öneme sahip. Singapur'un bu alandaki deneyimleri, Türk politika yapıcılarına uzun vadeli ve çok boyutlu stratejiler geliştirme konusunda örnek olabilir.