Nepal-Çin sınırındaki katastrofik sel felaketinin üzerinden dört gün geçmesine rağmen, kayıp hacı adaylarının aileleri hâlâ yakınlarından haber alamıyor. Yetkililer, felaketin vurduğu köylerde binden fazla kişinin kayıp olduğunu tahmin ediyor. Arama kurtarma ekipleri bölgeye ulaşmakta güçlük çekerken, aileler umutsuzluk içinde yetkililerden bilgi bekliyor. Nepal hükümeti, uluslararası yardım çağrısında bulunurken, felaketin boyutu her geçen saat daha da netleşiyor.
Felaketin boyutu ve kurtarma çalışmaları
Nepal'in kuzeyindeki Manang ve Mustang bölgeleri, 13 Ağustos'ta meydana gelen şiddetli yağışların ardından oluşan sel ve toprak kaymalarıyla harabeye döndü. Özellikle Nar Phu Vadisi'ndeki köyler, gelen devasa su ve moloz yığınları altında kaldı. Nepal İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, şu ana kadar 200'den fazla ceset bulunurken, 1.500'den fazla kişi hâlâ kayıp. Ancak bölgedeki ulaşım ağının büyük ölçüde hasar görmesi, kurtarma ekiplerinin çalışmalarını yavaşlatıyor. Helikopterlerle bölgeye ulaşmaya çalışan ekipler, enkaz altında kalanları kurtarmak için zamana karşı yarışıyor.
Felaket, sadece yerel halkı değil, aynı zamanda bölgeye hac ziyareti için gelen Hindistan ve Butan vatandaşlarını da etkiledi. Yüzlerce hacı adayı, kutsal dağlara yaptıkları yolculuk sırasında sellerin ortasında kaldı. Hindistan Dışişleri Bakanlığı, Nepal'de mahsur kalan vatandaşlarının tahliyesi için özel uçuşlar başlattı. Aileler, sosyal medyada kayıp yakınlarının fotoğraflarını paylaşarak bilgi istiyor. Ancak yetkililerden henüz resmi bir açıklama gelmiş değil.
Bölgesel ve küresel etkiler
Bu felaket, Himalaya bölgesinin iklim değişikliğine karşı ne kadar savunmasız olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bilim insanları, artan sıcaklıkların buzulların erimesini hızlandırdığını ve bunun da ani sel riskini artırdığını belirtiyor. Nepal, dünyanın en yüksek dağlarına ev sahipliği yapıyor ve iklim değişikliğinin etkilerine en açık ülkelerden biri. Bu felaket, aynı zamanda Nepal'in altyapı eksikliklerini ve afet yönetimindeki zayıflıklarını da ortaya çıkardı.
Bölgedeki siyasi istikrarsızlık da yardım çalışmalarını olumsuz etkiliyor. Nepal, son yıllarda siyasi krizlerle boğuşurken, federal yapıya geçiş süreci tamamlanamamıştı. Yerel yönetimlerin yetersiz kalması, merkezi hükümetin bölgeye ulaşmasını zorlaştırıyor. Uluslararası toplum, Nepal'e yardım etmek için seferber olurken, özellikle Çin, komşu ülkeye arama kurtarma ekipleri ve insani yardım gönderme sözü verdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'deki bu felaket, Türkiye'nin afet diplomasisi deneyimini ön plana çıkarabilir. Türkiye, daha önce de deprem ve sel gibi doğal afetlerde birçok ülkeye yardım elini uzatmıştı. Bu tür insani krizler, Türkiye'nin yumuşak gücünü artırma potansiyeli taşıyor. Ayrıca, Himalaya bölgesindeki bu tür olaylar, Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyada iklim değişikliğinin yaratabileceği risklere karşı hazırlıklı olunması gerektiğini hatırlatıyor. Türkiye, uluslararası toplumla iş birliği yaparak hem etkilenen ülkelere destek olabilir hem de iklim değişikliğiyle mücadelede küresel çabalara katkı sağlayabilir.