Uluslararası silah ticareti anlaşmasının (ATT) gözlemci kuruluşu, dünya genelindeki ülkelerin silah ihracatı ve ithalatına ilişkin raporlama yükümlülüklerini büyük ölçüde ihmal ettiğini duyurdu. Konvansiyonel Silahlar Ticareti Antlaşması'nın (ATT) uygulanmasını izleyen bağımsız kuruluş, yayımladığı raporda, taraf devletlerin büyük bir kısmının yıllık silah ticareti verilerini zamanında ve eksiksiz sunmadığını, bunun da küresel silahlanma dinamiklerinin şeffaf biçimde izlenmesini engellediğini belirtti. Rapora göre, 2022 yılına ait raporlarını sunması gereken ülkelerin yalnızca üçte biri bu yükümlülüğü yerine getirdi. Bu durum, silah ticaretinin denetlenmesi ve çatışma bölgelerine yasa dışı silah akışının önlenmesi çabalarını zayıflatıyor.
Silah Ticareti Antlaşması'nın Arka Planı
Birleşmiş Milletler çatısı altında 2014 yılında yürürlüğe giren Silah Ticareti Antlaşması, konvansiyonel silahların uluslararası ticaretini düzenleyen ilk bağlayıcı hukuki metin olma özelliği taşıyor. Antlaşma, taraf devletlere silah ihracatı öncesinde, bu silahların soykırım, insanlığa karşı suçlar veya savaş suçlarında kullanılma riskini değerlendirme zorunluluğu getiriyor. Ayrıca, her yıl yapılan silah ihracat ve ithalatının ayrıntılı raporlarını BM Sekreterliği'ne sunma yükümlülüğü de antlaşmanın temel taşlarından birini oluşturuyor. Bu raporların amacı, küresel silah akışını izleyerek şeffaflığı artırmak ve silahların yasa dışı kullanımının önüne geçmektir. Gözlemci kuruluşun raporu, bu raporlama mekanizmasının ciddi biçimde işlemediğini ortaya koyuyor. Özellikle, raporlarını hiç sunmayan veya eksik sunan ülkelerin sayısındaki artış, uluslararası toplumun silah ticareti konusundaki taahhütlerine olan güvenini sarsıyor.
Raporda, raporlama yükümlülüklerini yerine getirmeyen ülkelerin çoğunun, çatışma bölgeleriyle doğrudan bağlantılı silah üreticileri veya bölgesel güçler olduğu vurgulanıyor. Orta Doğu, Afrika ve Güney Asya'daki bazı ülkelerin yanı sıra, doğu Avrupa'daki bazı NATO üyelerinin de raporlarını eksik sundukları belirtiliyor. Bu durum, özellikle Suriye, Yemen ve Libya gibi çatışma bölgelerinde silahların nasıl dolaştığına dair güvenilir veri elde edilmesini imkânsız hale getiriyor. Uzmanlar, raporlama eksikliğinin yalnızca şeffaflık sorunu olmadığını, aynı zamanda silah ticaretinin denetlenmesine yönelik uluslararası mekanizmaların etkinliğini de ciddi biçimde zayıflattığını ifade ediyor.
Küresel Ölçekte Sonuçlar ve Bölgesel Etkiler
Silah ticareti raporlamasındaki bu başarısızlık, küresel güvenlik mimarisi açısından önemli riskler barındırıyor. Özellikle, yaptırımlara tabi ülkelere veya terörist gruplara silah akışının önlenmesi, uluslararası toplumun ortak eylemini gerektiriyor. Raporların eksik sunulması, bu tür yasa dışı transferlerin izlenmesini güçleştiriyor, hatta bazı durumlarda tamamen engelliyor. Öte yandan, silah ihracatçısı ülkelerin, ihraç ettikleri silahların nihai varış noktalarını bildirmemesi, silah tüccarlarının ve ara bulucuların işini kolaylaştırıyor.
Bölgesel açıdan bakıldığında, Orta Doğu'daki silahlanma yarışı ve bu bölgedeki çatışmaların derinleşmesi, raporlama eksiklikleriyle doğrudan ilişkili. Özellikle Körfez ülkelerinin yoğun silah ithalatı ve bu silahların bazılarının çatışma bölgelerine yönlendirilmesi, uluslararası toplumda endişe yaratıyor. Gözlemci kuruluşun raporu, bu dinamiklerin tam olarak anlaşılması için ülkelerin raporlama yükümlülüklerini ciddiye alması gerektiğini ortaya koyuyor. Bununla birlikte, bazı ülkelerin raporlama yerine savunma bütçelerini ve silah alımlarını gizleme eğilimi, uluslararası güvenlik literatüründe 'gri bölge' olarak adlandırılan belirsizlikleri artırıyor.
Uzmanlar, raporlama mekanizmasının güçlendirilmesi için atılacak adımların başında, yaptırım mekanizmalarının devreye sokulması gerektiğini savunuyor. Şu an antlaşmanın raporlama yükümlülüklerini ihlal eden devletlere yönelik herhangi bir müeyyide öngörülmüyor. Bu da, antlaşmanın 'kağıt üzerinde' güçlü görünmesine rağmen pratikte etkisiz kalmasına yol açıyor. Ayrıca, raporların sunulması için kapasite artırımına gidilmesi, özellikle gelişmekte olan ülkelerin teknik destek alması gerektiği ifade ediliyor. BM nezdinde yürütülen gözden geçirme konferanslarında bu konuların ele alınması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, silah üretimi ve ihracatında önemli bir küresel oyuncu haline gelmiş durumda. Özellikle insansız hava araçları (İHA) ve zırhlı araçlar alanındaki ihracat atılımı, Türk savunma sanayisini uluslararası arenada görünür kılıyor. Bu bağlamda, Türkiye'nin ATT kapsamındaki raporlama yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi, hem uluslararası güvenilirliği hem de savunma ihracatının sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'deki etkinliği düşünüldüğünde, silah ticaretinin şeffaf biçimde izlenmesi bölgesel güvenliğin sağlanmasına katkı sağlayabilir. Raporda yer alan bulgular, Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel güçlerin raporlama konusundaki tutumu, uluslararası toplumdaki algıyı da etkiliyor. Bu nedenle Türkiye, mevcut raporlama mekanizmasındaki eksiklikleri gidermek için aktif rol alabilir ve bu sayede hem kendi çıkarlarını koruyabilir hem de küresel silah ticaretinin denetlenmesinde yapıcı bir ülke konumunu güçlendirebilir.