İtalyan bir dalgıç ekibi, Sicilya açıklarında deniz tabanında yaklaşık 45 metre derinlikte yüzlerce antik amfora keşfetti. İlk incelemelere göre, bu eserler yaklaşık 2.000 yıl önce batan bir Roma ticaret gemisine ait olabilir. Sicilya Bölgesel Deniz Kültür Mirası Müfettişliği, keşfi "olağanüstü" olarak nitelendirdi ve bölgede kapsamlı bir sualtı arkeolojik çalışma başlatıldı.
Keşfin Detayları ve Önemi
Keşif, Sicilya'nın kuzey kıyısındaki Santa Maria del Focallo yakınlarında, Ispica belediyesi açıklarında gerçekleşti. Dalgıçlar, deniz tabanında üst üste yığılmış amforaları fark ettiklerinde ilk olarak gemi enkazı kalıntısı üzerinde durduklarını düşündüler. Ancak yapılan ilk değerlendirmeler, amforaların büyük olasılıkla MÖ 1. yüzyıla tarihlenen bir Roma ticari gemisinin kargo bölümünden kaynaklandığını gösteriyor.
İtalyan haber ajansı ANSA'nın aktardığına göre, bulunan amforaların sayısı şimdiden 300'ün üzerinde ve bunların büyük bir kısmı "Dressel 1B" tipi olarak bilinen, İtalyan yarımadasında üretilen şarap amforaları. Bu tip amforalar, Roma döneminde Akdeniz ticaretinde yaygın olarak kullanılıyordu. Uzmanlar, enkazın yüksek ihtimalle Roma'dan İspanya veya Kuzey Afrika'ya giden bir rotada seyrederken battığını düşünüyor.
Müfettişlik tarafından yapılan açıklamada, "Bu keşif, Akdeniz'in batık tarihine ışık tutan çok önemli bir buluntu. Söz konusu amforalar, Roma'nın muazzam ticaret ağının bir parçası olarak, dönemin ekonomik gücünü gözler önüne seriyor" denildi. Ayrıca, koruma altına alınan bölgede, Carabinieri'nin deniz kültür mirası birimi tarafından da incelemeler yapılarak, kaçak kazıcılara karşı önlem alınacağı ifade edildi.
Arkeolojik ve Tarihi Bağlam
Bu tür keşifler, Akdeniz'in antik çağlardaki en işlek ticaret yollarından biri olduğunu hatırlatıyor. Roma İmparatorluğu döneminde Akdeniz, "Mare Nostrum" yani "Bizim Deniz" olarak adlandırılıyor ve devasa bir ticari ağın merkezini oluşturuyordu. Bugün Sicilya'nın güney kıyıları, özellikle İspanya, Kuzey Afrika ve Orta Doğu arasındaki deniz ticaretinde kilit bir kavşak noktasıydı.
Amforalar, antik çağın en yaygın taşıma kaplarıydı; şarap, zeytinyağı, garum (balık sosu) gibi sıvı ve yarı sıvı ürünlerin yanı sıra hububat, kuruyemiş ve diğer tarımsal ürünlerin taşınmasında kullanılıyordu. Bulunan Dressel 1B tipi amforalar, özellikle İtalya'nın Toskana ve Lazio bölgelerinde üretilen ve Roma'nın en kaliteli şaraplarını taşıyan kaplardı. Bu durum, geminin rotasının Roma'dan başladığını ve muhtemelen batıya doğru seyrederken battığını gösteriyor.
Uzmanlar, bu tip amforaların keşfedilmesinin, bölgedeki sualtı arkeolojisi için büyük bir kazanım olduğunu belirtiyor. Ancak asıl değeri, geminin gövdesinin korunup korunmadığına bağlı olarak artabilir. Eğer gemi gövdesi hâlâ deniz tabanında sağlam duruyorsa, bu, antik gemi yapım teknikleri ve ticari yük dağılımı hakkında paha biçilmez bilgiler sağlayabilir.
Gelecek Adımlar ve Bölgesel Etkiler
Sicilya bölgesel yönetimi, keşfedilen alanı "arkeolojik koruma bölgesi" ilan etti. Dalgıçların bölgeye yaklaşması da yasaklandı. Devam eden sualtı kazıları ve araştırmaları, Sicilya'nın arkeolojik zenginliğine bir yenisini eklerken, bölgenin turizm potansiyelini de artırması bekleniyor. Bu tür keşifler, sadece bilim dünyası için değil, aynı zamanda kültürel miras turizmi açısından da büyük bir önem taşıyor; zira Sicilya, her yıl milyonlarca turisti antik kalıntıları görmek için çekiyor.
Deniz arkeolojisi alanında çalışan uzmanlar, bu keşfin bölgesel çapta bir dönüm noktası olabileceğini söylüyor. Akdeniz'in dört bir yanında benzer batıkların keşfedilmesi, antik dünyanın ticari ilişkilerini anlamamıza katkı sağlıyor. Ayrıca, uluslararası sualtı arkeolojisi topluluğu da gelişmeleri yakından takip ediyor; çünkü bu tür buluntular, deniz kültür mirasının korunmasına dair uluslararası iş birliği fırsatları da doğuruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sicilya'daki bu keşif, Türkiye'nin de zengin sualtı kültür mirasına dikkat çekiyor. Türkiye kıyıları, özellikle Ege ve Akdeniz, benzer antik batık ve amphora buluntularıyla biliniyor; ve bu tür keşifler, Türkiye'nin sualtı arkeolojisi alanındaki potansiyelini bir kez daha gündeme getiriyor. Türkiye, bu alandaki çalışmalarıyla uluslararası alanda tanınmakta; ancak kaynakların daha etkin kullanılması ve bilimsel kazıların artırılması gerektiği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Bu keşif, Akdeniz'deki kültürel mirasın ortak bir insanlık mirası olduğunu ve bu mirasın korunması için ülkeler arası iş birliğinin önemini vurguluyor. Ayrıca, Türkiye'nin kendi sualtı zenginliklerini gün yüzüne çıkaracak projelere hız vermesi için bir ilham kaynağı olabilir.