ABD Senatosu'nda geçtiğimiz haziran ayında New York Demokrat Senatörü Kirsten Gillibrand tarafından sunulan ve Savunma Bakanlığı bünyesinde ayrı bir siber hizmet kuvveti kurulmasını öngören yasa değişikliği önerisi, Washington'da yeni bir tartışma başlattı. Önerge, halihazırda dağınık bir yapı arz eden siber güvenlik kurumlarının tek çatı altında toplanmasını hedefliyor. Ancak konunun uzmanları, üniforma seçimine girişmeden önce siber yönetişimdeki yapısal sorunların çözülmesi gerektiğini belirtiyor. Zira ABD'de siber yetki ve sorumluluklar, Savunma Bakanlığı, İç Güvenlik Bakanlığı, Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA), Siber Komutanlık (CYBERCOM) ve federal sivil kurumlar arasında bölünmüş durumda. Bu dağınık yapı, hem operasyonel etkinliği hem de hesap verebilirliği zayıflatıyor.
Yönetişim Boşluğu ve Kurumsal Karmaşa
Siber uzay, geleneksel askeri alanlardan farklı olarak kesintisiz bir tehdit ortamı sunuyor. ABD'de siber operasyonların yürütülmesinden sorumlu birden fazla kurum bulunuyor. NSA istihbarat toplama ve kriptolojiyle uğraşırken, CYBERCOM askeri siber operasyonları yürütüyor. İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) ise sivil kritik altyapının korunmasından sorumlu. Ayrıca FBI, Hazine Bakanlığı ve diğer federal kurumların da kendi siber birimleri var. Bu çoklu yapı, özellikle kriz anlarında koordinasyon sorunlarına yol açıyor. Örneğin 2020'de SolarWinds saldırısı ortaya çıktığında, hangi kurumun liderliği üstleneceği ve nasıl bir müdahale stratejisi izleneceği konusunda gecikmeler yaşanmıştı. Uzmanlar, yeni bir kuvvet kurulmadan önce mevcut kurumlar arasındaki yetki çakışmalarının giderilmesi, ortak bir doktrin ve komuta zinciri oluşturulması gerektiğini savunuyor.
Senatör Gillibrand'in önergesi, siber alanda uzmanlaşmış bir kariyer personel sistemi kurmayı ve bu kuvveti Savunma Bakanlığı'na bağlamayı öneriyor. Böylece siber yeteneklerin tek bir merkezden yönetilmesi ve askeri operasyonlarla daha iyi entegre edilmesi hedefleniyor. Ancak muhalifler, yeni bir bürokratik katman yaratmanın mevcut sorunları daha da derinleştirebileceğini, ayrıca sivil kurumlarla askeri yapı arasındaki gerilimi artırabileceğini belirtiyor. Ayrıca siber güvenlik, sadece askeri bir mesele değil; ekonomi, enerji, sağlık ve seçim güvenliği gibi sivil alanları da kapsıyor. Bu nedenle tamamen askeri bir çözüm, sivil-asker dengesini bozabilir.
Küresel Boyut: Siber Rekabet ve Normlar
ABD'deki bu tartışma, küresel siber güvenlik mimarisindeki değişimle yakından ilişkili. Çin, Rusya ve İran gibi aktörlerin siber yeteneklerini hızla geliştirmesi, ABD'yi yeni stratejiler aramaya itiyor. NATO da 2016'da siber uzayı bir operasyon alanı olarak kabul etti ve müttefikler arasında işbirliğini artırıyor. Ancak uluslararası hukukta siber operasyonların sınırları hâlâ belirsiz. Bu belirsizlik, hem caydırıcılığı zayıflatıyor hem de yanlış hesaplamalara yol açabiliyor. ABD'nin atacağı adımlar, diğer ülkelerin siber doktrinlerini de etkileyecek. Özellikle Çin ve Rusya, ABD'nin askeri siber yapılanmasını bir tehdit olarak algılayıp kendi yeteneklerini artırabilir. Bu da küresel bir siber silahlanma yarışını tetikleyebilir.
Öte yandan, siber yönetişim sadece ulusal güvenlikle sınırlı değil. Veri gizliliği, internet yönetişimi ve dijital ticaret gibi konular da devletler arası işbirliğini gerektiriyor. ABD'nin iç yapılanmasındaki belirsizlik, uluslararası platformlarda etkili bir politika izlemesini zorlaştırıyor. Bu nedenle öncelikle iç yönetişimin netleştirilmesi, ABD'nin küresel siber diplomaside daha güçlü bir aktör olmasını sağlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin siber güvenlik yapılanmasındaki bu tartışma, Türkiye için de dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. NATO müttefiki olarak Türkiye, ittifakın siber savunma politikalarından etkileniyor. ABD'nin yeni bir siber kuvvet kurması, NATO içindeki siber işbirliği ve görev paylaşımını yeniden şekillendirebilir. Türkiye'nin de kendi siber güvenlik kurumları arasındaki koordinasyonu güçlendirmesi ve askeri-sivil işbirliğini dengeli bir şekilde yürütmesi gerekiyor. Ayrıca ABD'nin siber doktrinindeki değişim, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu siber tehdit algısını ve savunma stratejilerini etkileyebilir. Bu nedenle Ankara'nın gelişmeleri yakından takip etmesi ve kendi siber yönetişimini gözden geçirmesi faydalı olacaktır.