Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Çin'in Orta Doğu'da barış ve istikrarın tesisi için aktif rol oynamaya hazır olduğunu bildirdi. Şi'nin açıklaması, bölgede İsrail-Hamas savaşının devam ettiği ve Kızıldeniz'de Husi saldırılarının ticaret yollarını tehdit ettiği bir dönemde geldi. Çin, son yıllarda Orta Doğu'da diplomatik ve ekonomik etkisini artırıyor; geçen yıl Suudi Arabistan ile İran arasındaki normalleşme anlaşmasına arabuluculuk yapmıştı.
Diplomatik angajajman ve arabuluculuk çabaları
Şi Cinping'in açıklaması, Çin'in bölgedeki artan diplomatik rolünü pekiştiriyor. Çin, uzun süredir Orta Doğu'da enerji ithalatına bağımlı olsa da, son dönemde siyasi çözümlerde de aktif rol alıyor. Mart 2023'te Çin'in arabuluculuğuyla Suudi Arabistan ve İran, yedi yıllık kesintiden sonra diplomatik ilişkileri yeniden tesis etti. Bu anlaşma, Çin'in bölgesel bir güç olarak kabul edilmesini sağladı.
Şi'nin son açıklaması, Çin'in Filistin-İsrail çatışmasında daha görünür bir rol üstlenme isteğinin işareti olarak yorumlanıyor. Çin, iki devletli çözümü destekliyor ve Filistin halkının haklarını savunuyor. Ayrıca, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, bölgedeki mevkidaşlarıyla sık sık telefon görüşmeleri yaparak ateşkes çağrısında bulunuyor.
Ancak Çin'in etkisi sınırlı kalabilir; zira ABD ve Batılı ülkeler, İsrail üzerinde daha fazla nüfuza sahip. Çin, Hamas'ı terör örgütü olarak tanımlamıyor ve İsrail ile de yakın ilişkilerini sürdürüyor. Bu denge politikası, Çin'in arabuluculuk çabalarını zorlaştırabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Orta Doğu, küresel enerji arzının merkezinde yer alıyor ve Çin, petrol ithalatının yaklaşık yarısını bu bölgeden karşılıyor. Bu nedenle bölgedeki istikrar, Çin'in ekonomik çıkarları için hayati önem taşıyor. Ayrıca, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında bölge ülkeleriyle altyapı ve ticaret bağlantılarını güçlendiriyor.
Son dönemde Kızıldeniz'deki Husi saldırıları, küresel deniz ticaretini olumsuz etkiledi ve Çin'in ticaret yollarını tehdit etti. Çin, bu saldırıları durdurmak için İran üzerinde baskı kurmaya çalışıyor. Şi'nin açıklaması, bu çabaların bir parçası olarak görülebilir.
Öte yandan, ABD'nin bölgeden kısmen çekilmesi ve odakını Asya'ya kaydırması, Çin'e alan açıyor. Ancak Çin, ABD ile doğrudan bir çatışmadan kaçınıyor ve genellikle çok taraflı platformlarda hareket ediyor. Şi'nin açıklaması, Çin'in küresel bir sorumluluk üstlenme ve barış elçisi imajı çizme çabası olarak da değerlendirilebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in Orta Doğu'da artan diplomatik rolü, Türkiye için hem fırsat hem de zorluklar sunuyor. Türkiye, bölgesel bir güç olarak kendi etki alanını korumak istiyor. Çin ile işbirliği, özellikle ekonomik ve enerji alanlarında yeni kapılar açabilir. Ancak Çin'in İran ve Suudi Arabistan ile yakınlaşması, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu etkileyebilir. Türkiye, Çin'in arabuluculuk çabalarını destekleyerek bölgesel istikrara katkı sağlayabilir ve Kuşak-Yol projesinde işbirliğini derinleştirebilir. Ayrıca, Çin'in Filistin konusundaki tutumu, Türkiye'nin pozisyonuyla örtüşüyor; bu da ortak diplomatik girişimler için zemin oluşturabilir.