İngiliz enerji devi Shell Plc, küresel sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzının 2026 yılında bir önceki yıla kıyasla aynı seviyede kalacağını tahmin ediyor. Bu öngörü, on yılı aşkın süredir kesintisiz devam eden büyüme trendinin sona ermesi anlamına geliyor. Şirket, bu durumun temel nedeninin Orta Doğu'daki çatışmaların Hürmüz Boğazı'ndan geçen enerji ticaretini olumsuz etkilemesi olduğunu belirtiyor. Dünya LNG ticaretinin yaklaşık beşte biri, stratejik öneme sahip bu dar boğazdan geçiyor.
Büyümenin Sonu: Arz Darboğazı ve Yeni Projelerin Gecikmesi
Shell'in yayımladığı LNG Görünüm Raporu'na göre, 2025-2030 döneminde piyasaya girmesi beklenen yeni LNG projelerinin birçoğu gecikme riskiyle karşı karşıya. Özellikle Katar, ABD ve Rusya'daki dev projelerdeki aksaklıklar, küresel arzı sınırlandırıyor. Raporda, 2026 yılında toplam LNG ticaretinin 400 milyon ton civarında olacağı, bunun da 2010'lardaki yıllık yüzde 5-7'lik büyüme hızına kıyasla sıfır büyüme anlamına geldiği vurgulanıyor. Shell CEO'su Wael Sawan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Arz tarafında ciddi bir darboğaz yaşıyoruz. Yatırımların yetersiz kalması ve jeopolitik riskler, LNG piyasasını bir dönüm noktasına getirdi" ifadelerini kullandı.
Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, sadece LNG değil, aynı zamanda ham petrol ticareti için de kritik öneme sahip. İran'ın boğazı kapatma tehditleri ve bölgedeki askeri gerginlikler, sigorta primlerini artırırken, bazı tanker şirketleri rotalarını değiştirmeyi değerlendiriyor. Bu durum, özellikle Asya ülkeleri için enerji arz güvenliği riskini yükseltiyor.
Küresel Enerji Dönüşümü ve Fiyatlar Üzerindeki Baskı
Arzın durağanlaşması, küresel enerji fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Avrupa ve Asya'da LNG spot fiyatları, 2024 ortasında megavatsaat başına 10 dolar seviyesindeyken, 2025 başında 13 doların üzerine çıktı. Analistler, 2026'da arz kısıtlamalarının devam etmesi halinde fiyatların daha da yükselebileceğini öngörüyor. Bu durum, enerji dönüşümü hedefleriyle çelişiyor; zira yüksek fiyatlar, gelişmekte olan ülkelerde kömüre geçişi teşvik edebilir. Shell, raporunda "LNG, doğal gazın taşınmasında en esnek seçenek olsa da, arz kısıtları temiz enerjiye geçişi yavaşlatma riski taşıyor" değerlendirmesinde bulundu. Katar ve ABD, 2027'den itibaren yeni kapasiteler devreye almayı planlasa da, 2026'nın arz açısından kritik bir yıl olacağı belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, LNG ticaretinde önemli bir transit ülke ve ithalatçı konumunda. Halihazırda ABD, Katar, Nijerya ve Cezayir'den LNG alan Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndaki bir krizden doğrudan etkilenmese de, küresel LNG arzındaki daralma fiyatları yukarı çekecek ve Türkiye'nin enerji ithalat faturasını artıracaktır. Ayrıca, Türkiye'nin doğal gaz depolama kapasitesinin sınırlı olması, arz kesintilerine karşı kırılganlığı artırıyor. Orta Doğu'daki gerginlikler, Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefini de zorlayabilir; ancak Karadeniz'deki Sakarya gaz sahası ve yerli enerji kaynaklarına yapılan yatırımlar, uzun vadede dışa bağımlılığı azaltabilir.