Avrupa Birliği (AB), Çin'den yapılan ithalatın hızla artması ve bunun yarattığı rekor ticaret açığı nedeniyle sanayisizleşme korkularının derinleşmesi üzerine Çin'e yönelik ticaret politikasını sertleştirme kararı aldı. AB Ticaret Komiseri Valdis Dombrovskis, Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao ile bir araya gelerek, blokun Çin menşeli ürünlere olan bağımlılığını azaltmayı ve kendi sanayisini korumayı hedefleyen yeni önlemleri masaya yatırdı. Görüşmeler, AB'nin son dönemde Çin'den gelen elektrikli araçlar, güneş panelleri ve çelik gibi stratejik sektörlerdeki ithalatın yerel üreticileri tehdit ettiği uyarılarıyla gündeme geldi.
Rekor Ticaret Açığı ve Sanayisizleşme Endişeleri
AB-Çin ticaretinde 2023 yılı itibarıyla açık 400 milyar avroyu aşarak tarihi zirveye ulaştı. Bu durum, özellikle Almanya ve Fransa gibi sanayi devlerinde üretim kaybı ve işsizlik endişelerini körükledi. Avrupa Çelik Birliği (EUROFER), Çin'in aşırı kapasiteyle çelik ihraç ettiğini ve bunun Avrupa çelik sektörünü çöküşün eşiğine getirdiğini raporladı. Benzer şekilde, Çin'in elektrikli araç (EV) bataryaları ve güneş enerjisi ekipmanlarındaki hakimiyeti, Avrupalı üreticilerin pazar payını hızla daraltıyor. AB Komisyonu, Çin'in bu sektörlerde haksız sübvansiyonlar sağladığı gerekçesiyle soruşturma başlattı ve geçici telafi edici vergiler uygulamayı değerlendiriyor.
Uzmanlar, AB'nin bu hamlesinin yalnızca ticaret dengesini sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda Yeşil Mutabakat hedefleri için kritik öneme sahip temiz teknoloji üretimini yerelleştirme stratejisinin bir parçası olduğunu belirtiyor. Ancak Çin, AB'nin korumacı önlemlerine misilleme yapacağını ve Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) şikayette bulunacağını açıkladı.
Küresel Tedarik Zincirlerinde Yeni Dönem
AB'nin bu sert tutumu, küresel tedarik zincirlerinde yeniden yapılanmayı hızlandırabilir. Çin'in 'Made in China 2025' stratejisiyle yüksek teknolojide hakimiyet kurma çabası, ABD'nin de benzer endişelerle Çin'e yönelik yarı iletken ve yapay zeka alanındaki kısıtlamalarını artırmasına yol açmıştı. Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, jeopolitik gerilimlerin ticarette parçalanmaya neden olduğunu ve bunun enflasyonu kalıcı olarak artırabileceğini ifade etti.
Öte yandan, Çin'in 'Kuşak ve Yol Projesi' kapsamında Orta ve Doğu Avrupa ülkeleriyle artan ticari ilişkileri, AB içinde görüş ayrılıklarına yol açıyor. Macaristan ve Sırbistan gibi ülkeler, Çin yatırımlarını çekmek için AB'nin ortak ticaret politikasını eleştirirken, Almanya ve Fransa daha korumacı bir yaklaşımı savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Çin'e karşı ticaret politikasını sertleştirmesi, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği anlaşması kapsamında AB pazarına entegre bir üretici konumunda. Çin'in Avrupa pazarındaki payının daralması, Türk ihracatçıları için özellikle tekstil, otomotiv yan sanayi ve beyaz eşya gibi sektörlerde yeni pazar boşlukları yaratabilir. Ancak aynı zamanda, AB'nin uygulayacağı telafi edici vergiler ve anti-damping önlemleri, Çin menşeli hammadde ve ara malı ithalatına bağımlı Türk firmalarını maliyet artışıyla karşı karşıya bırakabilir. Özellikle çelik ve güneş paneli sektörlerinde, Türkiye'nin AB standartlarında üretim yaparak Çin'e alternatif bir tedarikçi olma potansiyeli bulunuyor. Ancak bu fırsatın değerlendirilmesi için yerli üretim kapasitesinin artırılması ve AB Yeşil Mutabakatı'na uyumun hızlandırılması gerekiyor. Aksi halde, Türkiye, Çin-AB ticaret savaşında ara bölgede sıkışma riski taşıyor.