Bangladeş'in kaçak eski Başbakanı Şeyh Hasina, hayatına yönelik tehditlere rağmen Aralık ayına kadar ülkesine dönmeye kararlı olduğunu açıkladı. 78 yaşındaki Hasina, e-posta yoluyla yaptığı açıklamada, "Öldürülebilirim, tutuklanabilirim, hapse gönderilebilirim. Kaderimin tamamen farkındayım. Yine de geri dönmek istiyorum çünkü..." dedi. Bu açıklama, 5 Ağustos'ta öğrenci protestolarının ardından ülkesinden kaçmak zorunda kalan Hasina'nın ilk kapsamlı mesajı olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Kanlı Protestolar ve İstifa
Şeyh Hasina, 5 Ağustos'ta binlerce öğrencinin katıldığı ve en az 300 kişinin öldüğü şiddetli protestoların ardından askeri helikopterle Hindistan'a kaçmıştı. Protestolar, kamu sektöründe uygulanan kota sistemine karşı başlamış, ancak kısa sürede 15 yıllık iktidarına karşı geniş çaplı bir halk hareketine dönüşmüştü. Hasina'nın istifasının ardından ülkeyi geçici bir hükümet devralmış ve Nobel Barış Ödüllü Muhammed Yunus başbakanlık görevini üstlenmişti.
Hasina, ülkesinden ayrıldığından bu yana ilk kez verdiği röportajda, dönüş kararının arkasındaki nedenleri anlattı. "Bangladeş halkı beni seçti, benim görevim onlara hizmet etmek. Şu an ülkemde yaşanan kaos ve şiddet beni derinden üzüyor" diyen Hasina, geçici hükümetin ülkeyi istikrara kavuşturamadığını iddia etti. Ayrıca, kendisine yönelik suçlamaların siyasi amaçlı olduğunu savundu ve "Hakkımdaki tüm davalar uydurmadır. Halkımın desteğiyle geri döneceğim ve bu suçlamalarla yüzleşeceğim" ifadelerini kullandı.
Hasina'nın dönüş hazırlıkları, Bangladeş'teki geçici hükümet tarafından endişeyle karşılanıyor. Geçici hükümet, eski başbakan hakkında görev süresi boyunca işlenen insan hakları ihlalleri ve yolsuzluk suçlamalarıyla ilgili soruşturma başlatmıştı. Uluslararası Af Örgütü de Hasina döneminde muhaliflere yönelik kitlesel tutuklamalar ve ifade özgürlüğünün kısıtlanması gibi ihlalleri belgelemişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Hindistan ve Güney Asya Dengesi
Hasina'nın sığındığı Hindistan, bu süreçte zor bir diplomatik denge yürütüyor. Yeni Delhi, Hasina'yı iade etmek yerine geçici hükümetle ilişkileri normalleştirmeye çalışıyor. Ancak Hindistan'ın Hasina'ya kucak açması, Bangladeş'teki yeni yönetimle ilişkileri gerginleştirmiş durumda. Hindistan Dışişleri Bakanı S. Jaishankar, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada, "Bangladeş'teki geçici hükümetle çalışmaya hazırız, ancak komşumuzun istikrarı bizim için kritik önem taşıyor" demişti.
Bu gelişme, Güney Asya'daki güç dengelerini de etkiliyor. Hasina döneminde Hindistan'la yakın ilişkiler kuran Bangladeş, Çin'in de yatırım yaptığı bir ülke konumunda. Uzmanlar, Hasina'nın dönüşünün bölgede yeni bir istikrarsızlık dalgası yaratabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle Myanmar sınırındaki Rohingya mülteci krizi ve su kaynakları paylaşımı gibi konularda Bangladeş'in istikrarı kritik rol oynuyor.
Öte yandan, Hasina'nın dönüş çağrısı, Bangladeş'teki muhalefet partileri tarafından da yakından takip ediliyor. Bangladeş Milliyetçi Partisi (BNP) lideri Halide Ziya, Hasina'nın ülkeye dönmesi halinde tutuklanması gerektiğini söylerken, geçici hükümetin adalet bakanı ise "Hiç kimse yargıdan muaf değildir" açıklamasını yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bangladeş'teki bu siyasi kriz, Türkiye'nin bölgeye yönelik dış politikası açısından dolaylı etkiler taşıyor. Türkiye, Güney Asya'da ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştirmeye çalışırken, Bangladeş ile olan ticaret hacmi son yıllarda artış göstermiştir. İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi olan Bangladeş'teki istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgedeki dengeleri gözeten politikalarını etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Rohingya krizine yönelik insani yardım çabaları, Bangladeş'teki mülteci kamplarında devam etmektedir. Hasina'nın dönüşü veya ülkede kalıcı bir istikrar sağlanamaması, bu insani yardım operasyonlarını da etkileyebilir. Türkiye'nin bu süreçte Bangladeş'teki tüm taraflarla diyalog halinde olması, bölgesel barış ve istikrarın korunmasına katkı sağlayabilir.