Güney Afrika'da 21 Mart 1960'ta polisin apartheid karşıtı göstericilere ateş açması sonucu 69 kişinin hayatını kaybettiği Sharpeville Katliamı'nın üzerinden 66 yıl geçti. Hayatta kalanlar ve kurbanların aileleri, onlarca yıldır bekledikleri adaleti sağlamak için yasal mücadeleyi sürdürüyor. Johannesburg yakınlarındaki Sharpeville kasabasında düzenlenen anma törenlerinde, katliamın faillerinin hiçbir zaman tam olarak hesap vermediği vurgulandı.
Katliamın Arka Planı ve Hukuki Mücadele
Sharpeville Katliamı, apartheid rejiminin pasaport yasalarını protesto etmek için düzenlenen barışçıl gösteri sırasında meydana geldi. Polis, kalabalığa ateş açarak 69 kişiyi öldürdü, 180'den fazla kişiyi de yaraladı. Olaydan sonra hükümet olağanüstü hal ilan etti ve Afrika Ulusal Kongresi (ANC) ile Pan-Afrikanist Kongre (PAC) yasaklandı. Katliam, apartheid karşıtı mücadelenin dönüm noktalarından biri oldu ve 1966'da Birleşmiş Milletler tarafından 21 Mart "Irk Ayrımcılığına Karşı Uluslararası Mücadele Günü" ilan edildi.
Olayın ardından yapılan resmi soruşturma, polisin eylemlerini aklamış ve hiçbir güvenlik görevlisi yargılanmamıştı. 1990'larda apartheid rejiminin sona ermesinin ardından kurulan Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu, katliamla ilgili bazı tanıklıkları dinlese de mağdurlar tatmin edici bir sonuç alamadı. 2019'da hayatta kalan 14 kişi ve kurban aileleri, devlete karşı tazminat davası açtı. Dava süreci hâlâ devam ediyor; avukatlar, devletin olaydaki sorumluluğunu kabul etmesi ve mağdurlara tazminat ödemesi gerektiğini savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sharpeville Katliamı, sadece Güney Afrika'nın değil, tüm dünyanın ırkçılıkla mücadelesinde sembol bir olay olarak kabul ediliyor. Olay, uluslararası kamuoyunun apartheid rejimine yönelik tepkisini artırdı ve Güney Afrika'ya yönelik yaptırım çağrılarını güçlendirdi. 1976'da Soweto ayaklanması gibi sonraki direniş hareketlerine ilham verdi. Bugün Güney Afrika'da ırk eşitsizliği ve polis şiddeti hâlâ önemli sorunlar olarak varlığını sürdürüyor. Ülkedeki yüksek suç oranı ve ekonomik eşitsizlik, apartheid döneminden kalan yapısal sorunların derinliğini gösteriyor.
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, Güney Afrika hükümetine Sharpeville mağdurları için adalet çağrısı yapıyor. Ancak yıllar geçtikçe hayatta kalanların sayısı azalıyor ve adalet arayışı zorlaşıyor. 2020'de pandemi nedeniyle anma törenleri kısıtlı yapılırken, 2026'daki 66. yıl dönümünde yine çevrimiçi etkinlikler düzenlendi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sharpeville Katliamı, Türkiye'nin apartheid karşıtı tutumunun tarihsel bir referansıdır. Türkiye, 1960'lardan itibaren Birleşmiş Milletler'de apartheid rejimine karşı yaptırımları desteklemiş, 1994'te Nelson Mandela'nın seçilmesiyle ilişkiler yeni bir boyut kazanmıştır. Bugün Güney Afrika, Türkiye'nin Afrika açılımında önemli bir ortak olup, ticari ve diplomatik ilişkiler gelişmektedir. Ancak Güney Afrika'da devam eden yolsuzluk ve ekonomik istikrarsızlık, yatırım ortamını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ırkçılık ve polis şiddeti gibi evrensel sorunlar, Türkiye'nin çok taraflı platformlarda savunduğu insan hakları ilkeleriyle örtüşmektedir. Adalet arayışı, Türkiye'nin uluslararası hukuka verdiği önemi teyit eder niteliktedir.