Pensilvanya Valisi Josh Shapiro, ABD'nin en büyük salıncak eyaletinde seçimleri domine eden bir isim olarak 2028 başkanlık yarışının en güçlü Demokrat adaylarından biri olarak değerlendiriliyor. Ancak siyasi stratejistler, Shapiro'nun önündeki fırsatları ve riskleri aynı anda vurguluyor: Valinin ulusal çapta henüz yeterince tanınmaması, Demokrat Parti içindeki ideolojik dengeler ve 2028'e kadar değişebilecek siyasi atmosfer, yarışı belirsiz kılan unsurlar arasında.
Shapiro'nun yükselişinin arka planı
Josh Shapiro, 2022 ara seçimlerinde Pensilvanya valiliğini kazanarak dikkatleri üzerine çekti. Cumhuriyetçi rakibini iki haneli farkla mağlup eden Shapiro, eyaletin son yıllarda Demokratlara eğilim göstermesine rağmen, kırsal kesimlerde de oy toplayarak geniş bir koalisyon oluşturmayı başardı. Vali olarak görev süresinde altyapı yatırımları, eğitim reformu ve ekonomik kalkınma konularında attığı adımlarla iki partiden de takdir topladı.
Shapiro'nun ismi, 2024 başkanlık seçimlerinde Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in kısa listesinde yer alarak ulusal kamuoyunda daha da görünür hale geldi. Ancak Harris'in kendisini tercih etmemesi, Shapiro'nun ulusal sahneye çıkışını ertelemekle birlikte, 2028 için daha hazırlıklı bir konumda olmasını sağlayabilir.
Pennsylvania, ABD başkanlık seçimlerinde kritik bir salıncak eyalet olarak biliniyor. 2024 seçimlerinde Donald Trump'ın eyaleti kazanması, Demokratlar için büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştı. Shapiro'nun eyaletteki popülaritesi, partisinin 2028'de burada yeniden rekabet edebilmesi için önemli bir avantaj olarak görülüyor.
Ulusal ve bölgesel dinamikler
Shapiro'nun 2028 adaylığı, Demokrat Parti içindeki ilerici ve merkezci kanatlar arasındaki dengeyi de etkileyecek. Vali, genel olarak merkezci bir çizgide duruyor ve iş dünyasıyla iyi ilişkileriyle biliniyor. Bu durum, genel seçimlerde bağımsız seçmenlere ulaşma açısından avantaj sağlarken, partinin ilerici tabanını motive etme konusunda soru işaretleri yaratabilir.
Öte yandan, Cumhuriyetçi Parti stratejistleri de Shapiro'nun potansiyel zayıflıklarına dikkat çekiyor: Valinin eyalet dışında yeterince tanınmaması, ulusal bir kampanya yürütme deneyiminin olmaması ve Demokrat Parti'nin son dönemde yaşadığı kimlik krizi. Ayrıca, 2028'e kadar ekonomi, göç ve dış politika gibi konularda ulusal gündemin nasıl şekilleneceği belirsizliğini koruyor.
Shapiro'nun ekibi, valinin ulusal profilini yükseltmek için çeşitli adımlar atıyor. Son aylarda ülke çapında düzenlenen etkinliklere katılan Shapiro, parti içindeki ağını genişletiyor ve bağış toplama faaliyetlerine hız verdi. Ancak resmi bir adaylık açıklaması için erken olduğu ve valinin öncelikle Pensilvanya'daki işine odaklandığı belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Josh Shapiro'nun 2028 başkanlık yarışındaki konumu, Türk dış politikası açısından doğrudan bir sonuç doğurmasa da ABD'nin gelecekteki liderliğinin şekillenmesi bakımından dolaylı etkiler taşıyor. Shapiro, geleneksel olarak transatlantik ilişkilere ve NATO'ya bağlı bir çizgide görülüyor; bu da Türkiye'nin ABD ile savunma ve ekonomi alanlarındaki işbirliğini sürdürme açısından önemli. Ancak ABD iç siyasetindeki belirsizlikler ve 2028'e kadar değişebilecek dengeler, Türkiye'nin uzun vadeli stratejik planlamasında esneklik gerektiriyor. Özellikle Suriye, Doğu Akdeniz ve savunma sanayii gibi konularda Washington'un tutumu, başkanlık seçimlerinin sonucuna göre farklılık gösterebilir.