Sentetik biyoloji, insansız hava araçları (drone) ve yapay zeka (YZ) gibi çift kullanımlı teknolojiler, sivil ve askeri alanlarda devrim yaratırken, aynı zamanda suç örgütleri ve hasım devletler tarafından kötüye kullanılma potansiyeli taşıyor. Bu teknolojilerin yaygınlaşması, siber saldırılardan yeni patojenlerin tasarımına, kritik altyapıya yönelik tehditlerden otonom silah sistemlerine kadar geniş bir yelpazede güvenlik risklerini beraberinde getiriyor. Uzmanlar, düzenlemelerin bu tehditlere ayak uyduramadığı uyarısında bulunuyor.
Tehdidin Boyutları ve Uzman Görüşleri
Yapay zeka araştırmacısı Lennart Heim, Ordu drone stratejisti Paul Lushenko ve Sentin CEO'su… (devamı uzun metinde)… Bu uzmanlara göre, YZ destekli siber saldırıların tespit edilmesi ve engellenmesi giderek zorlaşırken, sentetik biyoloji alanındaki ilerlemeler terör örgütlerinin biyolojik silah geliştirmesini kolaylaştırabilir. Drone teknolojisinin yaygınlaşması ise havalimanları, enerji santralleri ve askeri tesisler gibi kritik altyapılar için ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Heim, YZ modellerinin açık kaynak olarak yayınlanmasının, kötü niyetli aktörlerin bu teknolojilere erişimini kolaylaştırdığını belirtiyor. Lushenko ise drone saldırılarının önlenmesi için mevcut hava savunma sistemlerinin yetersiz kaldığını, yeni nesil karşı-drone teknolojilerine ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor. Sentin CEO'su, biyogüvenlik alanında uluslararası iş birliğinin artırılması gerektiğini, aksi takdirde yapay zekanın tasarladığı patojenlerin kontrolden çıkabileceğini ifade ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu teknolojilerin kötüye kullanımı, yalnızca gelişmiş ülkeler için değil, tüm dünya için küresel bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Özellikle Orta Doğu ve Asya-Pasifik bölgelerinde, devlet dışı aktörlerin drone ve YZ tabanlı saldırılar düzenleme kapasitesi artmaktadır. Ayrıca, yapay zekanın biyolojik silah tasarımında kullanılması, uluslararası anlaşmaların (Biyolojik Silahlar Sözleşmesi gibi) yetersiz kalmasına yol açabilir. ABD ve müttefikleri, bu tehditlere karşı ortak savunma mekanizmaları geliştirmeye çalışsa da, teknolojinin hızı düzenlemelerin gerisinde kalmaktadır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, insansız hava araçları (İHA/SİHA) alanında küresel bir oyuncu haline gelmiş durumdadır. Ancak çift kullanımlı teknolojilerin kötüye kullanımı, Türkiye'nin kritik altyapılarını (enerji nakil hatları, barajlar, havalimanları) ve askeri tesislerini hedef alabilecek drone saldırılarına karşı savunmasız kılabilir. Ayrıca, yapay zeka destekli siber saldırılar, Türkiye'nin artan dijital ekonomisi ve kamu hizmetleri için büyük risk oluşturmaktadır. Bu nedenle, Türkiye'nin yerli ve milli karşı-drone sistemleri, siber güvenlik altyapısı ve biyogüvenlik önlemlerini güçlendirmesi stratejik bir zorunluluktur.