ABD Senatosu Silahlı Hizmetler Komitesi, yıllık savunma politikası tasarısına eklenen ve askerler ile ailelerine tüp bebek (IVF) dahil doğurganlık hizmetlerini genişletmeyi öngören bir maddeyi reddetti. Illinois Senatörü Tammy Duckworth'ün önerdiği düzenleme, mevcut askeri sağlık sisteminde yalnızca savaş yaralanmalarına bağlı kısırlık durumlarında sunulan tedavilerin kapsamını genişletmeyi amaçlıyordu. Komitede yapılan oylamada, Cumhuriyetçi üyelerin çoğunlukta olduğu blok maddeyi 14-13 oyla reddetti. Duckworth, Irak Savaşı gazisi olarak, askerlik hizmeti sırasında kendisi de bacaklarını kaybetmiş ve tüp bebek yöntemiyle iki çocuk sahibi olmuş bir senatör. Oylama sonrası yaptığı açıklamada, 'Bu sadece asker ailelerine temel bir sağlık hizmeti sağlama meselesi. Ordumuzun en büyük gücü savaşçıları değil, onların arkasındaki ailelerdir' dedi.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ordusu, ülke çapında en büyük işverenlerden biri olarak yaklaşık 1,3 milyon aktif görevli asker ve 800 bin sivil çalışana sahip. Askeri sağlık sistemi TRICARE, şu anda yalnızca 'savaş yaralanmalarına bağlı kısırlık' durumlarında IVF dahil doğurganlık tedavilerini karşılıyor. Duckworth'un önerisi, bu kapsamı herhangi bir nedenle kısırlık yaşayan tüm asker ailelerine genişletmeyi hedefliyordu. Savunma Bakanlığı verilerine göre, asker ailelerinin yaklaşık %15'i doğurganlık sorunları yaşıyor, bu da sivil nüfustan daha yüksek bir oran. Muhalif Cumhuriyetçiler, maliyet ve 'soyut bir hizmet' olduğu gerekçesiyle karşı çıktı. Tasarının yıllık maliyetinin 500 milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Oylamayı yakından takip eden sivil toplum kuruluşları, 'Askerlerimiz ülke için savaşırken, onların aile kurma hayallerini engellemek büyük bir haksızlık' yorumunu yaptı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, ABD'deki doğurganlık hizmetleri tartışmalarının daha geniş bir yansıması. Geçtiğimiz yıl Yüksek Mahkeme'nin Roe v. Wade kararını bozmasıyla birlikte, kürtaj hakları kadar doğurganlık tedavileri de siyasi bir krize dönüşmüştü. Alabama Yüksek Mahkemesi'nin tüp bebek embriyolarını 'çocuk' olarak tanıyan kararı, birçok eyalette IVF kliniklerinin kapanmasına yol açmıştı. ABD ordusu gibi büyük bir kurumun bu hizmetleri reddetmesi, küresel çapta askeri personelin refahı konusunda soru işaretleri yaratıyor. NATO üyesi diğer ülkelerde, özellikle Avrupa'da, askeri sağlık sistemleri genellikle doğurganlık tedavilerini kapsıyor. Örneğin İngiltere, Kanada ve Almanya'da askerler için IVF hizmetleri mevcut. ABD'nin bu konuda geride kalması, itibarını zedeleyebilir. Ayrıca, kadınların ordudaki rollerinin arttığı bir dönemde, bu karar cinsiyet eşitliği tartışmalarını da alevlendirecek gibi görünüyor. Duckworth, 'Bu sadece bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda bir eşitlik ve vefa meselesi' ifadelerini kullandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip ve ABD ile güçlü askeri işbirliği yürütüyor. Ancak bu gelişme doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmiyor. Yine de, ABD'nin askeri personel politikalarındaki değişimler, müttefik ülkelerde emsal teşkil edebilir. Türkiye'de askeri sağlık sistemi, doğurganlık tedavilerini sınırlı ölçüde karşılıyor; özellikle şehit ailelerine yönelik destekler mevcut. ABD'deki bu tartışma, Türkiye'nin de asker ailelerine yönelik sosyal politikalarını gözden geçirmesine vesile olabilir. Küresel ölçekte, orduların personel refahına yaptığı yatırımların caydırıcılık üzerindeki etkisi giderek daha fazla konuşuluyor. Türkiye'nin bu bağlamda kendi politikalarını güncellemesi, müttefiklik ilişkilerinde olumlu bir sinyal olarak değerlendirilebilir.