Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) lideri Mazloum Abdi, Salı günü yaptığı açıklamada örgütün feshedildiğini duyurdu. Bu gelişme, Suriye'deki Kürt özerk yönetiminin Washington destekli fiili ordusunun sona erdiğini işaret ediyor ve bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendirebilecek kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
SDG'nin Dönüşümü ve Fesih Kararının Arka Planı
SDG, 2015 yılında ABD'nin askeri desteğiyle DEAŞ'a karşı mücadele etmek amacıyla kuruldu. Özellikle Rakka ve Deyrizor'daki operasyonlarda önemli başarılar elde ederek, terör örgütü DEAŞ'ın yenilgiye uğratılmasında kilit rol oynadı. Ancak örgüt, ABD'nin himayesi altında Suriye'nin kuzeydoğusunda fiili bir yönetim kurdu. Bu durum, Türkiye'nin ulusal güvenliğine yönelik tehdit olarak gördüğü PKK/YPG unsurlarının varlığını sürdürmesi nedeniyle Ankara ile Washington arasında ciddi gerilimlere yol açtı.
Fesih kararı, Suriye'deki son dönemde yaşanan siyasi değişimlerle birlikte geldi. Beşar Esad'ın devrilmesinin ardından ülke yeni bir yönetim yapısına geçiş sürecine girmişti. Bu süreçte Kürtler, Suriye devletinin toprak bütünlüğü çerçevesinde haklarının tanınmasını talep ediyor. Abdi, daha önce Şam ile müzakere masasına oturma isteklerini dile getirmiş, ancak süreç somut bir ilerleme kaydedememişti. Şimdi ise örgütün feshedilmesi, Kürt yönetiminin yeni Suriye devletine entegre olma yolunda attığı önemli bir adım olarak yorumlanıyor.
SDG'nin feshi, sadece askeri bir yapının dağılması anlamına gelmiyor; aynı zamanda Kürt siyasi hareketinin stratejisinde köklü bir değişimi de simgeliyor. Mazloum Abdi'nin açıklamasında, bölgedeki tüm silahlı grupların Suriye devletinin kontrolüne geçmesi gerektiği vurgulandı. Bu, Kürtlerin otonomi taleplerinden vazgeçtiği anlamına gelmese de, Suriye devletinin birliği altında çözüm arayışının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Küresel ve Bölgesel Etkiler
SDG'nin feshedilmesi, özellikle ABD ve bölge ülkeleri açısından önemli sonuçlar doğuruyor. ABD, uzun süredir SDG'yi DEAŞ ile mücadelede ana ortak olarak desteklemişti. Ancak Washington'un bu destek politikası, özellikle NATO müttefiki Türkiye ile yaşanan gerginlikler nedeniyle sürdürülemez hale gelmişti. SDG'nin dağılması, ABD'nin bölgedeki askeri varlığının geleceği konusunda belirsizlikler yaratıyor. Pentagon'un, DEAŞ'ın yeniden yapılanmasını önlemek amacıyla bölgedeki operasyonlarını sürdürme ihtiyacı ile Ankara'nın hassasiyetleri arasında denge kurma zorunluluğu bulunuyor.
Bölgesel olarak ise, Suriye'nin kuzeydoğusundaki güç boşluğu; Türkiye, İran, Rusya ve rejime bağlı güçlerin etki mücadelesini yoğunlaştırabilir. Türkiye, uzun süredir PKK'nın uzantısı olarak gördüğü YPG'ye yönelik sınır ötesi askeri operasyonlar düzenliyordu. SDG'nin feshedilmesi, Ankara'nın güvenlik endişelerini bir ölçüde azaltabilir; ancak sahadaki durumun sakinleşmesi için daha fazla adım atılması gerekebilir. Öte yandan, Rusya ve İran, bu gelişmeyi kendi nüfuz alanlarını genişletmek için bir fırsat olarak görebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
SDG'nin feshedilmesi, Türkiye için hem bir fırsat hem de bir risk barındırıyor. Türkiye, PKK/YPG'nin Suriye'de devlet benzeri bir yapı kurmasını uzun süredir ulusal güvenliğine tehdit olarak görüyordu. Bu gelişme, Ankara'nın sınır ötesi operasyonlarını haklı çıkaran ana gerekçelerden birini ortadan kaldırabilir. Ancak Türkiye'nin, silahlı unsurların terhis edilmesi ve yönetimin Şam'a devredilmesi konusunda kesin garantiler alması gerekiyor. Ayrıca, ABD'nin bölgeden çekilmesi halinde oluşabilecek güç boşluğunun başka radikal gruplara alan açabileceği endişesi Türkiye'nin dikkatle izlemesi gereken bir konu. Türkiye'nin, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve kendi güvenlik çıkarlarını koruyacak kapsamlı bir politika izlemesi elzemdir.