İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, 19 Ağustos'ta Gazze sınırında yaptığı açıklamayla dünya gündemine oturdu. Elini havaya kaldırarak gösterdiği bölgede, 'Gazze'yi izlemek için özel bir seyir alanı' inşa edileceğini duyurdu. Bu öneri, tarihsel bir karşılaştırmayı da beraberinde getirdi: Auschwitz-Birkenau toplama kampı kompleksinde insanların gaz odalarına götürülüşünü izlemek için özel bir 'izleme odası' yoktu. Ancak Ben Gvir'in bu projesi, Filistinlilerin yaşadığı toprakları adeta bir 'açık hava hapishanesi' gibi izleme amacı taşıdığı için soykırım anılarıyla özdeşleştiriliyor.
Ben Gvir'in Provokatif Önerisi ve Tepkiler
Ben Gvir, Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğü bir dönemde, İsrail tarafındaki bir tepeye inşa edilecek seyir platformunun 'turistik bir cazibe merkezi' olacağını söyledi. Aşırı sağcı bakanın bu açıklaması, hem Filistinliler hem de uluslararası toplum tarafından büyük bir infialle karşılandı. Filistinli yetkililer, bu tür bir yapının, Gazze'deki insani felaketi adeta bir 'seyirlik' haline getireceğini ve uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu belirtti.
Öte yandan, Ben Gvir'in bu söylemi, İsrail toplumunda da tartışmalara yol açtı. Bazı kesimler, bunun itibar kaybına yol açacağını savunurken, bakanın destekçileri ise bunun 'ulusal gurur' meselesi olduğunu öne sürdü. Ben Gvir, daha önce de Gazze'ye yönelik sert açıklamalarıyla biliniyor ve sık sık soykırım içerikli ifadeler kullanıyor. Bu kez, 'seyir alanı' fikriyle birlikte, Filistinlilere yönelik 'Schadenfreude' yani başkasının acısından zevk alma yaklaşımı, uluslararası kamuoyunda soykırım suçlamalarını yeniden gündeme getirdi.
Auschwitz-Birkenau Karşılaştırması ve Uluslararası Hukuk
Ben Gvir'in önerisi, özellikle Auschwitz-Birkenau'nun sembolizmiyle karşılaştırıldığında, tarihsel bir yüzleşmeyi de zorunlu kılıyor. Auschwitz-Birkenau, Nazi Almanyası'nın Yahudilere ve diğer azınlıklara uyguladığı soykırımın en acımasız örneklerinden biriydi. Milyonlarca insan, gaz odalarına götürülmeden önce kamplarda insanlık dışı koşullarda yaşamak zorunda bırakıldı. Bugün ise İsrail'in Gazze'ye yönelik hava saldırıları, sivilleri hedef alarak binlerce Filistinlinin ölümüne neden oluyor. Bu durum, Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) soykırım davasına konu olurken, Ben Gvir'in bu tür bir 'izleme alanı' fikri, soykırımın görsel bir şölen haline getirilmesi olarak yorumlanıyor.
Uluslararası hukuk açısından, bir işgal gücünün, işgal altındaki topraklarda yaşayan sivilleri bu şekilde gözetlemesi ve bunu bir teşhir aracı olarak kullanması, Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı düşüyor. Ayrıca, Gazze'deki insani kriz, BM verilerine göre 2 milyondan fazla insanın açlık ve susuzlukla karşı karşıya kalmasına neden oldu. Bu bağlamda, Ben Gvir'in projesi, sadece bir 'gözlem noktası' değil, psikolojik bir işkence yöntemi olarak da değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ben Gvir'in bu açıklaması, Orta Doğu'da zaten artmış olan gerilimi daha da tırmandırma potansiyeli taşıyor. Mısır, Ürdün gibi İsrail'le barış anlaşması imzalamış ülkeler de dahil olmak üzere birçok Arap ülkesi, bu söylemi kınadı. Filistin Devlet Başkanlığı sözcüsü, Ben Gvir'in açıklamalarını 'nefret ve kışkırtma' olarak nitelendirdi. Öte yandan, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü, 'İsrail'in meşru güvenlik endişelerini anlıyoruz ancak bu tür açıklamalar, ateşkes müzakerelerine zarar veriyor' açıklamasında bulundu.
Ben Gvir'in bu hamlesi, aynı zamanda İsrail'in aşırı sağ hükümetinin, uluslararası toplumdan giderek izole olmasına neden oluyor. Ekim 2023'ten bu yana devam eden savaşta, Netanyahu hükümeti 'topyekûn zafer'den bahsederken, Ben Gvir ve diğer aşırı sağcı bakanlar, Filistinlilere yönelik daha sert politikaları savunuyor. Bu durum, bölgede kalıcı bir barış umutlarını her geçen gün azaltıyor. UAD'nin soykırım davasına rağmen, İsrail'in tutumunu değiştirmemesi, uluslararası toplumun kendi içinde de çelişkiler yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ben Gvir'in bu provokatif çıkışı, Türkiye'nin de yakından takip ettiği bir gelişme. Türkiye, Filistin davasını destekleyen ve İsrail'in saldırılarını 'soykırım' olarak nitelendiren bir ülke olarak, bu tür uygulamaların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguluyor. Ankara'nın, İsrail'le ticari ilişkileri kesme noktasına gelmesi, iki ülke arasındaki gerilimin ne kadar derinleştiğini gösteriyor. Öte yandan, Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolü oynama çabaları, bu tür aşırı sağcı söylemlerle sekteye uğrayabilir. Ben Gvir'in 'seyir alanı' projesi, sadece Filistinlilere değil, İslam dünyasına yönelik bir meydan okuma olarak algılanıyor ve bu durum, Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel güç dengesini etkiliyor. Türkiye'nin uluslararası platformlarda Filistin'e destek vererek, bu tür insanlık dışı uygulamalara karşı durması bekleniyor.