Hürmüz Boğazı'nda yaşanan son gerilim, İran'daki savaş yanlılarının elini güçlendirirken, bölgesel istikrarı tehdit ediyor. İran'ın Devrim Muhafızları'nın Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında bir ticari gemiye el koyması, ABD ve müttefiklerinin askeri varlığını artırmasına yol açtı. Tahran'daki muhafazakâr kanat, bu olayı Batı'ya karşı sert bir duruş sergilemek için bir fırsat olarak görüyor. Ülkedeki ekonomik kriz ve uluslararası yaptırımların ağırlaşması, halk arasında savaş ihtimaline karşı kaygıları artırırken, bazı çevreler mevcut durumun rejime meşruiyet kazandırdığını savunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD'nin 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından yeniden uygulamaya koyduğu yaptırımlar, İran ekonomisini ciddi şekilde etkiledi. Petrol ihracatı büyük ölçüde düşen İran, Hürmüz Boğazı'nı stratejik bir koz olarak kullanmaya başladı. Geçtiğimiz hafta İran donanmasının uluslararası sularda bir petrol tankerini durdurması, bölgedeki tansiyonu zirveye taşıdı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), olayın ardından bölgeye ek savaş gemileri konuşlandırdı. İranlı yetkililer ise bu hamleyi 'meşru müdafaa' olarak nitelendirirken, muhafazakâr medya 'İran'ın gücünü tüm dünyaya gösterdiğini' yazdı. Uzmanlara göre, bu tür gerginlikler İran'daki sertlik yanlılarının siyasi pozisyonunu güçlendiriyor. Devrim Muhafızları, ülke içinde artan ekonomik hoşnutsuzluğu bastırmak için dış düşman imajını kullanıyor. Tahran Üniversitesi'nden siyaset bilimci Ali Rıza Şirazi, 'Her dış kriz, muhafazakârların elini güçlendiriyor; çünkü halkı korkutarak birlik çağrısı yapabiliyorlar' ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20'sinin geçtiği kritik bir su yolu. Bu nedenle bölgedeki herhangi bir çatışma, küresel enerji piyasalarını anında etkiliyor. Petrol fiyatları son bir haftada %5 artarken, Suudi Arabistan ve BAE gibi üreticiler alternatif nakliye yollarını devreye sokmaya çalışıyor. Ancak İran'ın askeri kabiliyetleri, boğazı tamamen kapatabilecek kapasitede. ABD ve İngiltere, deniz güvenliğini sağlamak için ortak bir görev gücü oluşturdu. Rusya ise İran'a daha fazla yaptırım uygulanmasına karşı çıkarak, BM Güvenlik Konseyi'nde veto tehdidinde bulundu. Bu durum, büyük güçler arasındaki rekabeti derinleştiriyor. İsrail ise İran'ın nükleer programına yönelik endişelerini dile getirirken, dolaylı olarak bu gerilimden faydalanıyor. Bölge uzmanları, uzun vadede tarafların doğrudan bir savaştan kaçınacağını ancak vekalet savaşlarının artabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliğini doğrudan etkiliyor. Türkiye, petrol ve doğalgaz ithalatının önemli bir kısmını bu güzergahtan sağlıyor. Boğazın kapanması durumunda enerji fiyatları yükselecek ve cari açık baskısı artacak. Ayrıca Türkiye, İran ve Körfez ülkeleriyle dengeli bir dış politika yürütmeye çalışırken, bu kriz Ankara'yı zor bir denklemle karşı karşıya bırakıyor. ABD'nin bölgede artan askeri varlığı, Türkiye'nin İran'la ticari ilişkilerini (özellikle doğalgaz alımını) riske atabilir. Öte yandan, Rusya'nın İran'a desteği, Türkiye'nin Moskova'yla olan ilişkilerini de etkileyebilir. Ankara, enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve yerli üretimi artırma politikalarını hızlandırmak zorunda.