NATO'nun eski Genel Sekreter Yardımcısı Rose Gottemoeller, Washington'da Ryan'a katılarak Ukrayna savaşının sona ermesinin ardından Batı'nın Rusya ile ilişkilerini nasıl şekillendirebileceğini masaya yatırdı. Görüşmede ayrıca nükleer diplomasi ve diğer kritik konular ele alındı. Gottemoeller, NATO'nun en üst düzey sivil yetkililerinden biri olarak görev yapmış ve daha önce ABD Dışişleri Bakanlığı'nda üst düzey pozisyonlarda bulunmuş deneyimli bir diplomattır.
Gelişmenin Arka Planı
Ukrayna'daki savaş, Şubat 2022'de başladığından bu yana Avrupa güvenlik mimarisini temelden sarsmış durumda. Çatışmaların ne zaman sona ereceği belirsizliğini korurken, Batılı ülkeler savaş sonrası dönem için hazırlıklara şimdiden başlamış durumda. Gottemoeller, Rusya ile ilişkilerin normalleşmesinin kolay olmayacağını, ancak Moskova'nın uluslararası toplumdan tamamen izole edilmesinin de mümkün olmadığını vurguluyor.
Nükleer diplomasi bağlamında, Rusya ile ABD arasında 2010 yılında imzalanan Yeni START anlaşmasının 2026'da sona ereceği hatırlatılıyor. Gottemoeller, bu anlaşmanın uzatılması veya yerine yenisi konulması gerektiğini, aksi takdirde nükleer silahların kontrolünde büyük bir boşluk oluşacağını ifade ediyor. Ukrayna savaşı, bu tür müzakereleri önemli ölçüde zorlaştırsa da, her iki taraf da nükleer çatışma riskinin farkında.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Savaş sonrası Rusya ile ilişkiler, yalnızca Avrupa'yı değil, küresel güç dengelerini de yakından ilgilendiriyor. Çin, Hindistan ve Brezilya gibi yükselen güçler, Rusya'ya yönelik yaptırımlara katılmamış ve Moskova ile ekonomik bağlarını sürdürmeye devam etmişti. Gottemoeller'e göre, Batı'nın Rusya'ya karşı uyguladığı baskı, Çin-Rusya ittifakını daha da güçlendirmiş durumda. Bu nedenle, Batı'nın Rusya ile ilişkilerini yeniden tanımlarken, Pekin ve diğer aktörlerle olan dengeleri de göz önünde bulundurması gerekecek.
Nükleer silahların kontrolü konusunda, Gottemoeller, Rusya ile diyaloğun sürdürülmesinin hayati önem taşıdığını belirtiyor. Özellikle hipersonik füzeler ve yapay zeka destekli silah sistemleri gibi yeni teknolojiler, geleneksel silah kontrol anlaşmalarını zorluyor. Ukrayna savaşı sona erdiğinde, bu konuların müzakere masasına getirilmesi, küresel güvenlik açısından kritik bir adım olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna savaşında arabulucu rolü üstlenmiş ve hem Rusya hem de Ukrayna ile ilişkilerini dengede tutmayı başarmıştır. Savaş sonrası Rusya ile Batı arasında oluşabilecek yeni denklem, Türkiye'nin Karadeniz'deki güvenliği, enerji politikaları ve savunma işbirlikleri açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, Rusya ile ilişkilerini sürdürürken NATO yükümlülüklerini de ihmal etmeyen bir politika izlemektedir. Gottemoeller'in işaret ettiği nükleer diplomaside ise Türkiye'nin doğrudan bir rolü bulunmasa da, NATO'nun nükleer paylaşım politikaları Ankara'nın güvenlik hesaplamalarında yer almaktadır. Özellikle Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin uygulanışı ve enerji koridorları, bu süreçte Türkiye'nin elini güçlendiren unsurlar olarak öne çıkıyor.