ABD Senatörü Bernie Sanders, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetine eleştirel yaklaşan adayları yenilgiye uğratmak amacıyla Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi'nin (AIPAC) bu sonbaharda yapılacak kongre ara seçimlerinde 233 milyon dolar harcamayı planladığını açıkladı. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre Sanders, İsrail yanlısı lobinin bu devasa bütçeyle seçim siyasetine doğrudan müdahale edeceğini belirterek, bunun demokratik süreçler üzerindeki etkisine dikkat çekti. Açıklama, ABD'deki İsrail politikalarına yönelik tartışmaların seçim atmosferine nasıl yansıdığını gözler önüne seriyor.
Gelişmenin Arka Planı ve AIPAC'in Stratejisi
AIPAC, ABD Kongresi'ndeki en etkili İsrail yanlısı lobi kuruluşlarından biri olarak biliniyor ve uzun yıllardır hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi parti içindeki adaylara seçim desteği sağlıyor. Sanders'ın uyarısı, lobinin özellikle son dönemde Netanyahu hükümetinin Gazze politikalarını eleştiren ilerici kanattaki adaylara karşı daha agresif bir tutum benimsediğini gösteriyor. 233 milyon dolarlık bütçenin, reklam kampanyaları, seçim yatırımları ve yerel düzeyde yürütülecek operasyonlar için kullanılacağı ifade ediliyor.
Sanders, uzun süredir İsrail hükümetinin politikalarına mesafeli duran ve ABD'nin İsrail'e koşulsuz askeri yardımını sorgulayan isimlerin başında geliyor. Senatör, geçmiş dönemlerde de AIPAC'in seçim harcamalarının şeffaflığını sorgulamış ve lobi faaliyetlerinin Amerikan demokrasisi üzerindeki etkisini eleştirmişti. Bu son açıklama, İsrail-Filistin meselesinin ABD iç siyasetinde giderek daha belirleyici bir kırılma hattı haline geldiğini ortaya koyuyor.
Kongre ara seçimleri, Başkan Joe Biden yönetiminin Orta Doğu politikalarının da fiilen referanduma sunulacağı bir zemin olarak görülüyor. Özellikle genç seçmenler ve Demokrat Parti tabanındaki ilerici kesimler, Gazze'deki sivil kayıplar nedeniyle yönetime yönelik eleştirilerini artırmış durumda. Bu ortamda AIPAC'in büyük bütçeli kampanyası, hem partiler arası hem de parti içi dengeleri etkileyebilecek nitelikte.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AIPAC'in devreye gireceği seçim stratejisi, ABD-İsrail ilişkilerinin yanı sıra Washington'un Orta Doğu politikasına da yakından bağlı. ABD'nin İsrail'e verdiği askeri ve mali desteğin Kongre'deki onay süreçleri, bu tür lobi faaliyetlerinden doğrudan etkileniyor. Netanyahu hükümetine mesafeli adayların seçilmesi, ABD'nin bölgedeki ittifak yapısında ve silah sevkiyatlarında değişim sinyali taşıyabilir. Bu nedenle sadece ABD iç siyaseti değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki güç dengeleri de seçim sonuçlarına göre şekillenecek.
Uluslararası kamuoyunda İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına yönelik eleştiriler artarken, Avrupa başkentlerinden de farklı sesler yükseliyor. Bu tablo, İsrail yanlısı lobilerin yalnızca ABD'de değil, Batı Avrupa'da da benzer kampanyalar yürütebileceği bir iklim yaratıyor. Dolayısıyla Sanders'ın uyarısı, sadece Amerikan seçmenine değil, küresel ölçekte İsrail politikalarını sorgulayan kesimlere de bir mesaj niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu seçim harcaması, Türkiye'nin ABD ile yürüttüğü diplomatik ve savunma ilişkilerini dolaylı olarak etkileme potansiyeli taşıyor. AIPAC'in desteklediği adayların Kongre'de güç kazanması, Türkiye'nin F-16 modernizasyonu ve savunma sanayii iş birlikleri gibi başlıklarda karşılaştığı lobi engellerini pekiştirebilir. Netanyahu hükümetine mesafeli adayların kazanması ise Ankara'nın bölgesel müzakerelerde elini rahatlatabilir. Türkiye, İsrail'in Gazze politikalarını eleştiren tutumuyla bu tartışmanın tarafında yer alıyor; ABD seçim sonuçları, Washington'ın Orta Doğu'daki denge siyasetini ve Türkiye'ye yönelik tutumunu doğrudan etkileyecek.