Çin’in merkezindeki bir köyde, 6 yaşındayken oyun olsun diye bir trene atlayan ve bu yolculuk onu evinden kilometrelerce uzağa götüren sağır ve dilsiz Lei Zeqing, 35 yıl aradan sonra nihayet biyolojik ailesine kavuştu. 11 Haziran 2024’te gerçekleşen duygusal buluşma, kayıp bir çocuğun yıllar süren arayışının mutlu sona erdiği anlardan biri oldu. Lei Zeqing, babası, ağabeyi ve kız kardeşiyle bir araya gelirken, onu yıllarca özlemle bekleyen aile fertleri gözyaşlarına hakim olamadı.
Bir Oyunun Götürdüğü Yolculuk
Olayın başlangıcı, 1989 yılına dayanıyor. Henüz 6 yaşında olan Lei Zeqing, oyun oynamak için girdiği trende, oyunun ciddiye dönüştüğünü fark etmeden yolculuğa başladı. Trenden indiğinde kendini tamamen yabancı bir diyarda bulan küçük çocuk, konuşamadığı ve duyamadığı için kimseye derdini anlatamadı. Yetkililer tarafından bir yetimhaneye yerleştirilen Lei, yıllar boyunca başka bir aile tarafından evlat edinildi, ancak gerçek kimliği hakkında hiçbir bilgiye sahip değildi.
Aradan geçen yıllarda, Lei Zeqing'in biyolojik ailesi, onu bulmak için defalarca girişimde bulundu. Ancak o dönemde Çin'deki kayıp çocuk vakalarına yönelik etkili bir veri tabanı ve iletişim ağı bulunmadığından, aramanın sonuç vermesi zorlaşıyordu. Dahası, Lei'nin sağır ve dilsiz olması, onun izini sürmeyi daha da karmaşık hale getiriyordu. Aile, her yıl düzenli olarak polis merkezlerine başvursa da, çoğu zaman birbirine benzeyen binlerce dosya arasında kayboluyordu.
2020'li yıllarda Çin polisi, kayıp kişilerin tespiti için gelişmiş yüz tanıma teknolojisinden ve DNA testlerinden yararlanmaya başladı. Bu teknolojik ilerleme, milyonlarca insanın DNA profillerinin karşılaştırılmasını mümkün kıldı. Lei Zeqing'in ailesi de bu sisteme DNA örneklerini verdi ve uzun yıllar süren bekleyişin ardından, sonunda bir eşleşme sağlandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Teknolojinin Kayıp Kişileri Bulmadaki Rolü
Lei Zeqing'in hikayesi, sadece duygusal bir vaka olmanın ötesinde, Çin'de kayıp kişilerin bulunmasında kullanılan modern teknolojinin başarısını gözler önüne seriyor. Ülke genelinde son yıllarda uygulanan yüz tanıma ve DNA veri tabanı projeleri, yıllardır çözülemeyen kaybolma vakalarının aydınlatılmasına yardımcı oluyor. Benzer şekilde, Hindistan, Meksika ve Türkiye gibi ülkeler de bu tür teknolojilere yatırım yaparak kayıp çocukların ailelerine kavuşmasını hedefliyor.
Ancak bu teknolojilerin kullanımı aynı zamanda mahremiyet ve etik tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Bir yandan binlerce ailenin yıllardır süren acısına son verirken, diğer yandan bireylerin genetik ve biyometrik verilerinin devlet tarafından toplanması endişe yaratıyor. Çin'de bu sistemlerin yoğun kullanımı, uluslararası insan hakları örgütleri tarafından eleştirilse de, vatandaşlar arasında genel kabul gördüğü görülüyor. Lei Zeqing'in ailesi, teknoloji sayesinde kavuştukları için minnettar olduklarını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, özellikle 1990'lı yıllarda yaşanan faili meçhul kaybolma vakaları ve göçmen kaçakçılığı nedeniyle kayıp kişi sorunuyla yakından ilgili bir ülke. Çin'in kayıp kişilerin bulunmasında kullandığı DNA ve yüz tanıma teknolojileri, Türkiye'de de Emniyet Genel Müdürlüğü ve Adli Tıp Kurumu tarafından benzer projelerde kullanılıyor. Ancak Türkiye'de henüz ulusal çapta bir kayıp kişi DNA veri tabanı bulunmuyor. Bu vaka, Türkiye'de de kapsamlı bir DNA veri bankasının oluşturulması ve mevcut otomasyon sistemlerinin güçlendirilmesi yönünde bir farkındalık yaratabilir. Ayrıca, sağır ve dilsiz bireyler gibi özel gruplara yönelik kaybolma riskini azaltacak eğitim ve iletişim protokollerinin geliştirilmesi, Türkiye'de benzer acıların yaşanmasını engelleyebilir.