Rusya'nın iç piyasaya yakıt tedarik eden petrol rafinerilerine yaptığı sübvansiyon ödemeleri, Haziran ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla altı katından fazla artarak 150 milyar rubleye (yaklaşık 1,7 milyar dolar) ulaştı. Moskova yönetimi, artan talep ve üretim kısıntıları nedeniyle ortaya çıkan yakıt kıtlığını önlemek ve benzin ile dizel fiyatlarındaki yükselişi denetim altına almak için bu yönteme başvurdu. Söz konusu sübvansiyon mekanizması, rafinerilerin yurt içi satış fiyatları ile ihracat fiyatları arasındaki farkı kapatarak, üreticilerin daha kârlı olan ihracat yerine iç piyasaya yönelmesini teşvik ediyor.
Artan sübvansiyonların ardındaki nedenler
Rusya, Ukrayna savaşı nedeniyle Batı yaptırımlarına maruz kalırken, petrol sektörü de doğrudan etkilenen alanların başında geliyor. Ülke, ham petrol ve petrol ürünleri ihracatına uygulanan tavan fiyat politikasıyla karşı karşıya. Bu durum, rafinerilerin ihracat kârlılığını düşürürken, iç piyasaya yönlendirilen ürün miktarını da sınırlıyor. Ayrıca, bahar aylarında başlayan tarım sezonu ve yaz tatili döneminde artan akaryakıt talebi, stokların hızla erimesine yol açtı. Haziran ayında bazı bölgelerde benzin istasyonlarında uzun kuyruklar oluşması ve kısa süreli kapanmalar yaşanması, Kremlin'i harekete geçirdi.
Sübvansiyon artışı, rafinerilere yapılan doğrudan ödemelerin yanı sıra vergi indirimlerini de kapsıyor. Uzmanlar, bu adımın kısa vadede fiyat istikrarı sağlayabileceğini ancak bütçe üzerindeki yükü artırdığını belirtiyor. Rusya Maliye Bakanlığı verilerine göre, 2024 yılı ilk yarısında sübvansiyonlar için ayrılan toplam kaynak 600 milyar rubleyi aştı. Bu rakam, 2023'ün aynı dönemine göre neredeyse üç kat artış anlamına geliyor. Hükümet, benzin ve dizel fiyatlarındaki artışı enflasyonla mücadele çabalarını baltalamaması için dengelemeye çalışıyor.
Küresel piyasalara olası yansımalar
Rusya'nın iç talebi karşılamak için ihracatı kısması, küresel petrol ürünleri piyasalarında arz sıkışıklığına yol açabilir. Özellikle Avrupa Birliği'nin Rus petrol ürünlerine uyguladığı ambargonun ardından, Rusya alternatif pazarlara (Hindistan, Çin, Türkiye) yönelmişti. Ancak iç tüketim öncelikli hale geldikçe, bu ülkelere yapılan sevkiyatlarda azalma görülebilir. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, Rusya'nın Haziran ayında günlük ham petrol ve petrol ürünleri ihracatı, Mayıs ayına göre %8 düştü. Bu düşüşte, sübvansiyon artışı kadar, bazı rafinerilerdeki bakım çalışmaları ve drone saldırıları nedeniyle üretim kayıpları da etkili oldu.
Uzun vadede, Rusya'nın enerji politikasındaki bu içe dönüş, küresel petrol fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir. OPEC+ üretim kısıntılarıyla birleştiğinde, arz tarafındaki belirsizlikler fiyatların 90 dolar/varil seviyesinin üzerinde kalmasına neden olabilir. Bu durum, özellikle enerji ithalatçısı gelişmekte olan ülkeler için olumsuz sonuçlar doğurabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rusya'dan önemli miktarda ham petrol ve petrol ürünü ithal etmektedir. Rusya'nın iç piyasa öncelikli politikası, Türkiye'ye yapılan sevkiyatlarda kesinti riskini beraberinde getirebilir. Bu durum, özellikle yaz aylarında artan iç taleple birleştiğinde, Türkiye'de akaryakıt fiyatlarına ek baskı yaratabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Rus petrol ürünlerine alternatif tedarik kaynaklarına yönelmesi veya kendi rafineri kapasitesini artırması gündeme gelebilir. Küresel petrol fiyatlarındaki olası yükseliş, Türkiye'nin cari açığı ve enflasyonu üzerinde olumsuz etki yapabilir. Ancak Türkiye'nin mevcut anlaşmalar ve uzun vadeli tedarik kontratları sayesinde kısa vadede büyük bir sıkıntı yaşamayacağı değerlendirilmektedir.