Rusya, Türkiye ile S-400 hava savunma sistemleri konusunda görüşmeler yapıldığını ilk kez resmen doğruladı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Cuma günü yaptığı açıklamada, Ankara'nın Washington'la F-35 programına yeniden katılım için yürüttüğü müzakereler kapsamında S-400 dosyasının da ele alındığını belirtti. Bu, Rusya'nın konuyla ilgili en üst düzeydeki ilk teyidi olarak kayıtlara geçti. Türkiye'nin 2019'da almaya başladığı S-400'ler, ABD'nin CAATSA yaptırımlarına ve F-35 programından çıkarılmasına yol açmıştı. Son haftalarda Ankara-Washington hattında yoğunlaşan diplomatik trafik, sistemlerin teknik durumu ve olası bir çözüm formülü üzerinde yoğunlaşıyor.
Gelişmenin arka planı
Türkiye'nin 2017'de Rusya ile imzaladığı S-400 anlaşması, NATO müttefiki olan Ankara ile Washington arasında uzun süredir devam eden bir krize neden olmuştu. ABD, sistemlerin NATO altyapısıyla uyumsuz olduğunu ve F-35 savaş uçaklarının gizlilik kabiliyetini tehlikeye atabileceğini savunarak Türkiye'yi 2020'de F-35 programından çıkarmış ve CAATSA yaptırımları uygulamıştı. Türkiye ise S-400'leri egemenlik hakkı olarak gördüğünü ve NATO'ya tehdit oluşturmadığını defalarca vurgulamıştı. Son dönemde Türk yetkililer, Rus sistemlerinin sahada aktif olmadığına dair sinyaller verirken, ABD Kongresi'nde Türkiye'nin F-35'e dönüşü için S-400'lerin tamamen kaldırılması gerektiği yönünde güçlü bir eğilim bulunuyor. Kremlin'in bu açıklaması, Rusya'nın müzakerelerdeki rolünü kabul etmesi ve Ankara'nın elini zorlaştırabilecek bir hamle olarak yorumlanıyor.
Peskov'un açıklaması, Rusya-Türkiye ilişkilerinde ortak çıkarların yanı sıra hassas dengelerin de olduğunu gösteriyor. Moskova, S-400'lerin Türkiye'deki varlığını stratejik bir kazanım olarak görürken, Ankara'nın Washington'la yakınlaşmasından rahatsızlık duyuyor. Ancak Rus yetkililer, konunun ikili görüşmelerde gündeme geldiğini ve Türkiye'nin pozisyonunu anladıklarını ifade ediyor. Öte yandan, Türkiye'nin S-400'leri Ukrayna'ya verme veya ABD kontrolünde bir depolama tesisinde muhafaza etme gibi seçeneklerinin olduğu konuşuluyor. Bu formüller, hem Rusya'nın tepkisini çekmeden hem de ABD'nin taleplerini karşılayarak bir orta yol bulmayı amaçlıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
S-400 krizi, sadece ikili bir anlaşmazlık olmanın ötesinde, NATO'nun doğu kanadındaki güvenlik mimarisini ve küresel silah ticaretindeki dengeleri etkileyen bir boyuta sahip. Türkiye'nin bir NATO üyesi olarak Rus yapımı bir savunma sistemine sahip olması, ittifak içinde güvenlik endişelerine yol açarken, ABD'nin CAATSA yaptırımları NATO müttefikleri arasında benzer bir durumun emsal teşkil etmemesi için caydırıcı bir önlem olarak görülüyor. Diğer yandan, Hindistan gibi ülkeler de S-400 alımı yaparken ABD'nin farklı yaklaşımları, Washington'un müttefiklerine yönelik politikasında çifte standart eleştirilerine neden oluyor. Eğer Türkiye-ABD arasında bir mutabakata varılırsa, bu durum diğer ülkeler için de bir model oluşturabilir. Ayrıca, Ukrayna savaşı sonrası Rusya'ya yönelik yaptırımların derinleştiği bir dönemde, Ankara'nın Moskova ile savunma iş birliğini sürdürmesi Batı'yı rahatsız ediyor. Ancak Türkiye, hem Rusya hem de Ukrayna ile dengeli bir ilişki yürüterek arabuluculuk rolünü güçlendirmeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
S-400 krizi, Türk dış politikasının en önemli sınavlarından biri olmaya devam ediyor. Ankara, bir yandan NATO'daki konumunu korumak ve F-35 gibi kritik teknolojilere erişmek isterken, diğer yandan Rusya ile stratejik ortaklığını sürdürmeye çalışıyor. Kremlin'in bu açıklaması, Türkiye'nin manevra alanını daraltabilir; zira Rusya'nın müzakerelere dahil olduğunun teyidi, Washington'da S-400'lerin kaldırılması yönündeki baskıyı artırabilir. Bununla birlikte, tam bir uzlaşı sağlanamazsa, Türkiye'nin savunma sanayinde alternatif arayışları (SİHA'lar, yerli hava savunma sistemleri) hız kazanabilir. Kısa vadede, Türkiye'nin hem Rusya'dan hem ABD'den aynı anda ödün vermek zorunda kalmadan bir çözüm bulması zor görünüyor.