İngiltere'nin eski MI6 şefi Sir John Sawers, Rusya-Ukrayna savaşında barış görüşmelerinin gelecek yıl başlayabileceğini belirtti. Sawers, Financial Times'ın hafta sonu festivalinde yaptığı konuşmada, Vladimir Putin'in görevde kaldığı sürece kalıcı bir barışın "gerçekçi olmadığını" vurguladı. Sawers, mevcut koşullarda ateşkesin dahi zor olduğunu, ancak 2025 yılında tarafların müzakere masasına oturabileceğini ifade etti.
Gelişmenin Arka Planı
John Sawers, 2009-2014 yılları arasında MI6 başkanlığı yapmış, daha önce Birleşmiş Milletler ve İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nda üst düzey görevlerde bulunmuş deneyimli bir diplomat ve istihbaratçıdır. Sawers, konuşmasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in siyasi geleceğine dair değerlendirmelerde bulundu. Putin'in iktidarda kaldığı sürece Moskova'nın uzlaşmaya yanaşmayacağını, çünkü Putin'in savaşı kendi siyasi meşruiyeti ve otoriter yönetimi için gerekli gördüğünü savundu.
Sawers'a göre, Ukrayna'nın Batı'dan aldığı askeri ve ekonomik destek, Kiev'in direncini artırıyor, ancak savaşın uzaması her iki taraf için de ağır bedeller doğuruyor. Ukrayna topraklarının bir kısmı hâlâ Rus işgali altında ve cephe hattı büyük ölçüde donmuş durumda. Sawers, gelecek yıl içinde tarafların pozisyonlarında bazı yumuşamalar olabileceğini, özellikle ABD'nin tutumunun belirleyici olacağını ima etti. ABD'de 2024 başkanlık seçimlerinin ardından yeni yönetimin Ukrayna'ya verdiği desteğin seyri, müzakerelerin zamanlamasını etkileyebilir.
İngiliz istihbaratının eski patronu, ayrıca Rusya'nın ekonomik olarak zorlandığını, ancak bunun savaşı durdurmaya yetmediğini belirtti. Batı yaptırımlarının Rusya ekonomisini yavaşlattığını ancak Putin'in savaş ekonomisine geçiş yaparak direnç gösterdiğini ifade etti. Sawers, diplomatik çözüm için öncelikle güven artırıcı adımların atılması gerektiğini, bunun da ancak tarafların karşılıklı tavizleriyle mümkün olabileceğini söyledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rusya-Ukrayna savaşı, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'nın en büyük kara çatışması olarak küresel dengeleri alt üst etti. Savaş, enerji fiyatlarını yükselterek dünya ekonomisinde dalgalanmalara yol açtı, gıda güvenliğini tehdit etti ve NATO'nun genişlemesini hızlandırdı. Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılması, Rusya'nın Avrupa'daki jeopolitik konumunu daha da zayıflattı. Batı ile Rusya arasındaki ilişkiler Soğuk Savaş sonrası en düşük seviyeye indi.
Barış görüşmelerinin başlaması halinde, bu süreçte Türkiye'nin arabuluculuk rolü yeniden gündeme gelebilir. Türkiye, savaşın başından bu yana hem Ukrayna'ya destek verdi hem de Rusya ile diyalog kanallarını açık tuttu. İstanbul'da yapılan tahıl koridoru anlaşması ve esir takasları, Ankara'nın denge politikasının somut çıktıları oldu. Gelecek yıl olası müzakerelerde Türkiye'nin ev sahipliği yapması veya kolaylaştırıcı rol üstlenmesi muhtemel görülüyor.
Ancak Sawers'ın değerlendirmesi, kalıcı barışın Putin'in iktidarda olduğu sürece mümkün olmadığı yönünde. Bu tespit, Batı başkentlerinde yaygın bir görüş. Putin ise savaşı kendi varlığıyla özdeşleştirmiş durumda ve herhangi bir geri adımın rejimini sarsacağını düşünüyor. Moskova, Batı'nın uzlaşmaz tutumunu ve Ukrayna'ya verdiği desteği savaşın uzamasının ana nedeni olarak gösteriyor.
Uzmanlar, barış için sadece ateşkesin yeterli olmadığını, kalıcı bir çözümün güvenlik garantileri, toprak bütünlüğü ve yaptırımların kaldırılması gibi karmaşık başlıkları içermesi gerektiğini belirtiyor. Bu da sürecin yıllar alabileceğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında denge politikası izleyerek her iki tarafla da diyalogunu sürdürdü. Olası barış görüşmelerinde Türkiye'nin arabuluculuk rolü, uluslararası alanda etkinliğini artırabilir. Ancak kalıcı barışın Putin'in iktidarda kalması durumunda zor olduğu yönündeki değerlendirme, Ankara'nın Moskova ile ilişkilerini dikkatli yönetmesini gerektiriyor. Enerji bağımlılığı, ticaret ve turizm gibi alanlarda Rusya ile yakın bağları olan Türkiye için savaşın uzaması ekonomik riskler taşıyor. Barış süreci, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve ekonomik kazanımlar açısından kritik bir fırsat olabilir.