İngiltere hükümeti, işgal altındaki Filistin topraklarındaki İsrail yerleşim birimleriyle ticaretin yasaklanacağını Salı günü resmen açıklamaya hazırlanıyor. Middle East Eye'ın haberine göre, yasak kapsamında İngiliz şirketlerinin ve vatandaşlarının yerleşim birimlerinde üretilen ürünleri ithal etmesi veya bu bölgelerde ticari faaliyet yürütmesi engellenecek. Karar, uluslararası hukuka aykırı olduğu kabul edilen yerleşimlere karşı Avrupa'da artan baskının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Yasağın arka planı ve kapsamı
İngiltere, uzun süredir İsrail yerleşim birimlerini uluslararası hukuka aykırı olarak tanımlıyor ancak bugüne kadar ticari yaptırım uygulamaktan kaçınıyordu. İnsan hakları örgütleri ve Filistin yanlısı gruplar, yıllardır İngiltere'yi yerleşim ürünlerine yasak getirmeye çağırıyordu. Yeni düzenleme, yerleşimlerde üretilen malların etiketlenmesinden daha ileri giderek doğrudan ticaret yasağı getiriyor.
Habere göre yasak, İngiliz hükümetinin resmi politikası haline gelecek ve İşgal Altındaki Filistin Toprakları'nda (Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Golan Tepeleri) faaliyet gösteren İsrail şirketleriyle iş yapılmasını yasaklayacak. Ayrıca, bu bölgelerden gelen ürünlerin İngiltere pazarına girişi engellenecek. Uygulamanın detayları ve yaptırım mekanizmaları Salı günü açıklanacak.
İngiltere'nin kararı, Avrupa Birliği'nin 2015'te yayınladığı ve yerleşim ürünlerinin etiketlenmesini zorunlu kılan kılavuz ilkelerinden farklı olarak, doğrudan bir ticaret yasağı içeriyor. Bu yönüyle İngiltere, İsrail yerleşimlerine karşı en sert önlemleri alan Batılı ülkelerden biri haline gelecek.
Uluslararası tepkiler ve hukuki zemin
Uluslararası Adalet Divanı (UAD), 2004 yılındaki danışma görüşünde İsrail yerleşimlerinin uluslarlararası hukuka aykırı olduğunu ve tüm devletlerin bu durumu tanımama yükümlülüğü bulunduğunu belirtmişti. 2024'te UAD, İsrail'in işgalinin hukuka aykırı olduğunu ve yerleşim faaliyetlerinin derhal durdurulması gerektiğini yineledi. İngiltere'nin atacağı adım, bu kararlara uyum açısından önemli bir adım olarak görülüyor.
İsrail hükümeti ise karara sert tepki göstermeye hazırlanıyor. İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, yasağın "ayrımcı" ve "uluslararası ticareti zehirleyen" bir adım olduğu savunuldu. İsrail, İngiltere'ye karşı misilleme olarak bazı İngiliz ürünlerine ek gümrük vergisi uygulayabileceği sinyalini verdi. Ayrıca, ABD'nin de bu karara karşı çıkması bekleniyor; zira Washington, yerleşim ürünlerine yasak getiren ülkelere karşı çeşitli yaptırımlar uygulayabileceğini geçmişte dile getirmişti.
Filistin yönetimi ve insan hakları kuruluşları ise kararı memnuniyetle karşıladı. Filistin Dışişleri Bakanlığı, kararın "uluslararası hukukun zaferi" olduğunu ve diğer ülkelere örnek olması gerektiğini belirtti. Amnesty International ve Human Rights Watch gibi örgütler, İngiltere'nin bu adımını uzun süredir talep ediyordu.
Bölgesel ve küresel yansımaları
İngiltere'nin kararı, İsrail'in en büyük ticari ortaklarından biri olan AB'yi de etkileyebilir. AB ülkeleri arasında yerleşim ürünlerine yasak getirme konusunda farklı görüşler bulunuyor. İrlanda, İspanya ve Belçika gibi ülkeler daha sert önlemler alınmasını isterken, Almanya ve Macaristan gibi ülkeler İsrail ile ticari ilişkilerin sürdürülmesinden yana. İngiltere'nin AB'den ayrılmış olması, kararın AB içindeki dinamikleri doğrudan etkilemese de, küresel baskıyı artırabilir.
Orta Doğu'da ise karar, Filistin davasına destek veren ülkelerde olumlu karşılanırken, İsrail yanlısı Körfez ülkelerinde rahatsızlık yaratabilir. Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeler, İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde İsrail ile normalleşme sürecini sürdürüyor. İngiltere'nin adımı, bu ülkeler üzerindeki kamuoyu baskısını artırabilir.
Ekonomik açıdan, İngiltere-İsrail ticaret hacmi yıllık yaklaşık 5 milyar sterlin civarında. Yerleşim ürünlerinin bu hacim içindeki payı düşük olsa da, yasağın sembolik etkisi büyük. İngiliz şirketleri, yasağa uymamaları halinde ağır para cezaları ve yasal yaptırımlarla karşılaşabilir. Bu durum, özellikle tarım, kozmetik ve şarap sektörlerinde faaliyet gösteren firmaları etkileyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin İsrail yerleşim birimleriyle ticareti yasaklama kararı, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin politikasıyla örtüşüyor. Türkiye, yerleşim ürünlerine karşı benzer önlemleri gündeme getirmiş ancak uygulamada sınırlı kalmıştı. İngiltere'nin adımı, Türkiye'ye uluslararası platformda daha güçlü bir diplomatik argüman sağlayabilir ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi kuruluşlarda yeni girişimler için zemin hazırlayabilir. Ekonomik açıdan ise Türkiye-İsrail ticaret hacmi yıllık 6-7 milyar dolar civarında; olası bir yasak Türk ihracatçısını olumsuz etkileyebilir. Ancak Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bölgesel liderlik iddiasını sürdürmek için bu tür adımları memnuniyetle karşılayacaktır. Karar, aynı zamanda ABD'nin tepkisini çekerse, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde yeni bir denge unsuru olabilir.