Rusya ile Taliban arasında gelişen güvenlik işbirliği, bölgesel dengeleri kökünden sarsma potansiyeli taşıyan bir adım olarak değerlendiriliyor. Taraflar arasında varılan anlaşma, kısa vadede her iki tarafın da güvenlik çıkarlarına hizmet etse de Orta Asya'dan Güney Asya'ya kadar geniş bir coğrafyada yeni jeopolitik hatların oluşmasına yol açabilir. Rusya'nın Taliban'ı resmen tanımamasına rağmen artan angajmanı, Moskova'nın Afganistan'da yeniden nüfuz kazanma ve bölgesel güç boşluğunu doldurma çabası olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin arka planı: Moskova ve Taliban arasındaki yakınlaşma
Rusya ile Taliban arasındaki güvenlik işbirliği yeni olmasa da son dönemde somut adımlara dönüştü. Afganistan'da ABD'nin çekilmesinin ardından oluşan güç boşluğu, bölgesel aktörleri yeni ittifak arayışlarına itti. Moskova, özellikle Orta Asya cumhuriyetlerine yönelik terör tehditlerini önlemek ve Afganistan'daki istikrarsızlığın sınırlarına sıçramasını engellemek amacıyla Taliban'la diyaloğu derinleştirdi. Taliban yönetimi ise uluslararası meşruiyet kazanma ve ekonomik desteğe erişim için Moskova'yı önemli bir kapı olarak görüyor.
Görüşmelerin merkezinde, Afganistan'da faaliyet gösteren IŞİD-Horasan (ISIS-K) gibi ortak düşman olarak tanımlanan gruplarla mücadele yer alıyor. Rusya, Taliban'ın bu gruplarla etkin şekilde mücadele ettiğini kabul ederek işbirliğini meşrulaştırıyor. Buna karşılık Taliban, Moskova'nın Afganistan'ın yeniden inşasına katkı sağlaması ve siyasi tanınma sürecinde destek vermesi beklentisinde. Enerji anlaşmaları ve altyapı projeleri de masadaki diğer başlıklar arasında.
Bölgesel etkiler: Hindistan-İran-Pakistan denklemi
Rusya-Taliban ittifakı, sadece iki tarafı değil, bölgedeki diğer kilit aktörleri de yakından ilgilendiriyor. Hindistan, Pakistan ve İran arasındaki rekabette Rusya'nın Taliban'a yakınlaşması, Hindistan'ın Afganistan'daki nüfuzunu zayıflatabilir. Yeni Delhi, uzun süredir Afgan yönetimine verdiği desteği ve İran'daki Çabahar Limanı aracılığıyla Orta Asya'ya açılma stratejisini tehlikeye girebilir. Pakistan ise Taliban üzerindeki geleneksel etkisinin Moskova ile paylaşmak zorunda kalabilir.
Çin, ekonomik işbirliği ve OBOR projesi kapsamında Afganistan'a ilgi duyarken, Rusya'nın güvenlik alanında öne çıkması Pekin'de rahatsızlık yaratabilir. Orta Asya cumhuriyetleri ise Rusya'nın Taliban'la flörtüne şüpheyle yaklaşıyor; Tacikistan başta olmak üzere bazı ülkeler, Taliban'ın bölgeye yayılma potansiyelinden endişe ediyor. İran, Afganistan'daki nüfuz mücadelesinde Rusya'yı rakip değil, Şii gruplar aracılığıyla potansiyel bir denge unsuru olarak görebilir.
Bu gelişme, ABD ve Batı'nın Afganistan'dan çekilmesiyle oluşan boşluğu Rusya'nın doldurma stratejisinin açık bir göstergesi olarak okunabilir. Moskova, bu işbirliği sayesinde hem Afganistan'da söz sahibi olmayı hem de Orta Asya'da Çin'in yükselen ekonomik nüfuzuna karşı askeri-güvenlik ağırlığını korumayı hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya-Taliban güvenlik işbirliği, Türkiye'nin Afganistan politikasını doğrudan etkileyebilir. Ankara, Taliban yönetimiyle diplomatik kanalları açık tutarken, Kabil Havalimanı'nın işletmesi gibi somut alanlarda söz sahibi olmayı amaçlıyor. Ancak Moskova'nın askeri-güvenlik alanında Taliban'la derinleşen ilişkisi, Türkiye'nin Afganistan'daki etkisini sınırlayabilir. Ayrıca, Orta Asya'da artan Rusya-Taliban etkisi, Türkiye'nin Türk devletleriyle olan enerji ve ticaret koridorları için yeni riskler doğurabilir. Öte yandan, İran ve Hindistan'ın rahatsızlığı Ankara için alternatif işbirliği alanları yaratabilir. Türkiye, bu yeni denklemde diplomatik çeşitliliğini koruyarak, hem Taliban'la hem de bölgesel rakipleriyle dengeli bir ilişki sürdürmeye çalışacaktır.