Rusya hükümeti, Ukrayna'nın Karadeniz ve Azak Denizi'ndeki ticari gemilere yönelik saldırılarının ihracat rotalarını ciddi şekilde sekteye uğratmasının ardından, buğday, arpa ve mısırda uygulanan değişken ihracat vergisini 2026 yılı sonuna kadar askıya aldı. Karar, Rusya'nın tahıl ihracatının yüzde 70'inden fazlasının gerçekleştiği bu rotalardaki tıkanıklığa karşı alınan en kapsamlı önlemlerden biri olarak değerlendiriliyor. Moskova yönetimi, üreticileri desteklemeyi ve iç piyasada arz güvenliğini sağlamayı hedefliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Vergi Mekanizması ve Neden Askıya Alındı?
Rusya, 2021 yılından bu yana buğday, arpa ve mısır ihracatında 'değişken veya yüzer' vergi sistemi uyguluyordu. Bu sistemde vergi oranları, dünya piyasasındaki fiyatlara ve ruble kuruna göre haftalık olarak belirleniyordu. Amaç, iç piyasadaki fiyat artışlarını kontrol altına almak ve gıda enflasyonunu dizginlemekti. Ancak son dönemde Ukrayna'nın Karadeniz'deki Rus limanlarına ve ticari gemilere yönelik insansız hava aracı (İHA) ve deniz dronesu saldırıları, Rusya'nın tahıl ihracatında kritik öneme sahip olan Novorossiysk başta olmak üzere birçok limanda sevkiyatların aksamasına neden oldu.
- Rotaların kilitlenmesi: Karadeniz ve Azak Denizi'ndeki güvenlik riskleri, sigorta şirketlerinin primleri artırmasına ve bazı armatörlerin bölgeye yanaşmaktan kaçınmasına yol açtı. Bu durum, Rusya'nın tahıl ihracatının yüzde 70'inden fazlasının geçtiği bu rotalarda ciddi bir darboğaz yarattı.
- İhracatın durma noktasına gelmesi: Rusya Tarım Bakanlığı verilerine göre, Temmuz ayında tahıl ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 40 oranında geriledi. Özellikle Mısır, Türkiye ve Suudi Arabistan gibi büyük alıcı ülkelere yapılan sevkiyatlar gecikmeye başladı.
- Üreticilerin tepkisi: Tahıl üreticileri ve ihracatçıları, artan lojistik maliyetleri ve gecikmeler nedeniyle hükümete baskı yaparak vergi indirimine veya muafiyetine gidilmesini talep ediyordu. Özellikle büyük tarım holdingleri, zarar ettiklerini ve rekabet güçlerini kaybettiklerini dile getiriyordu.
Rusya Başbakanı Mikhail Mişustin'in imzasını taşıyan kararname ile söz konusu vergi oranları sıfırlanmış oldu. Bu adım, hükümetin hem iç piyasada fiyat istikrarını koruma hem de ihracatçıların elini rahatlatma yönündeki ikileminde önemli bir denge unsuru olarak görülüyor. Uzmanlar, vergi muafiyetinin kısa vadede ihracatçıların maliyetlerini azaltacağını ancak asıl sorunun lojistik ve güvenlik olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Tahıl Koridoru ve Gıda Güvenliği
Rusya'nın bu kararı, yalnızca kendi ihracatını değil, küresel gıda güvenliğini de yakından ilgilendiriyor. Rusya ve Ukrayna, dünya buğday ihracatının yaklaşık yüzde 30'unu, arpa ihracatının ise yüzde 20'sini karşılıyor. Buğdayda en büyük ihracatçı konumunda olan Rusya'nın sevkiyatlarındaki aksama, küresel fiyatları doğrudan etkiliyor. Chicago Borsası'nda buğday vadeli işlemleri, haberin ardından yüzde 2,5 yükselerek ton başına 265 dolara çıktı.
Ukrayna'nın saldırıları, Karadeniz Tahıl Girişimi'nin (Black Sea Grain Initiative) geçen yıl sona ermesinin ardından tırmanan bir gerilimin parçası. Ukrayna, uluslararası hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle yalnızca kendi limanlarını değil, Rusya'nın askeri ve ticari altyapısını da hedef alıyor. Kiev yönetimi, Rusya'nın tahıl ihracatından elde ettiği geliri savaş fonu olarak kullandığını savunuyor. Bu kapsamda Ukrayna ordusu, Novorossiysk limanına ve Kerç Boğazı'na yönelik saldırılar düzenliyor.
Avrupa Birliği (AB) ve ABD, Rusya'nın tahıl ihracatına yönelik doğrudan yaptırım uygulamıyor ancak lojistik, sigorta ve ödeme sistemleri üzerindeki kısıtlamalar nedeniyle Rusya'nın ihracatı dolaylı olarak etkileniyor. Rusya'nın vergiyi askıya alması, bu kısıtlamalara karşı bir tür teşvik mekanizması olarak değerlendirilebilir. Öte yandan, Mısır, Bangladeş ve bazı Afrika ülkeleri gibi gıda ithalatına bağımlı ülkeler, Rusya ve Ukrayna'dan gelen arzın kesintiye uğramasından endişe duyuyor. Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), buğday fiyatlarındaki dalgalanmaların gelişmekte olan ülkelerde gıda enflasyonunu artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Rusya'nın Stratejisi: Alternatif Güzergahlar ve İç Piyasa Dengesi
Moskova, vergi muafiyetinin yanı sıra alternatif ulaşım koridorları geliştirmeye çalışıyor. Rusya, Hazar Denizi üzerinden İran ve Orta Asya'ya, oradan da Basra Körfezi'ne ulaşan Kuzey-Güney Ulaşım Koridoru'nu aktif şekilde kullanmayı planlıyor. Ayrıca, Azak Denizi'ndeki küçük limanların kapasitesinin artırılması ve Karadeniz'deki mayın tehdidine karşı konvoy sistemleri oluşturulması gündemde. Ancak uzmanlar, bu alternatiflerin mevcut altyapı ve kapasite kısıtları nedeniyle kısa vadede Karadeniz'in yerini tutamayacağını belirtiyor.
İç piyasada ise Rusya, un ve ekmek fiyatlarındaki artışı kontrol altında tutmak için çeşitli önlemler almıştı. Vergi muafiyetinin, ihracatı teşvik ederek iç piyasada arzı azaltması ve fiyatları yukarı çekmesi riski bulunuyor. Bu nedenle hükümet, aynı kararnameyle iç piyasaya sürülecek tahıl miktarını artırmaya yönelik düzenlemeler de yapacağını açıkladı. Rusya Tarım Bakanlığı, 2024-2025 sezonu için buğday hasadının 130 milyon ton civarında olacağını öngörüyor; bu da iç tüketimin rahatlıkla karşılanabileceği anlamına geliyor. Ancak asıl sorun, hasat edilen ürünün dünya piyasasına ulaştırılmasındaki lojistik zorluklar.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için hem ekonomik hem de jeopolitik açıdan önem taşıyor. Türkiye, Rusya'nın en büyük buğday alıcılarından biri ve aynı zamanda Ukrayna'dan da önemli miktarda tahıl ithal ediyor. Rusya'nın vergiyi askıya alması, Türk un ve yem sanayicileri için maliyet avantajı sağlayabilir; ancak Karadeniz'deki güvenlik riskleri nedeniyle Türk gemilerinin bölgede seyri halen riskli. Ankara, İstanbul'daki Montrö Boğazlar Sözleşmesi çerçevesinde Karadeniz'deki güvenliğin sağlanmasında kritik bir role sahip. Türkiye'nin arabuluculuk girişimleri, BM ile birlikte tarafları yeniden müzakere masasına getirebilir. Ayrıca, Rusya'nın vergi muafiyeti, Türkiye'nin tarım ürünleri ticaretinde dışa bağımlılığını azaltma hedefiyle örtüşen bir fırsat olarak da görülebilir; ancak bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin gıda güvenliği açısından risk oluşturmaya devam ediyor.