Moskova, 26 Haziran — Ukrayna’nın Rus topraklarının derinliklerine düzenlediği insansız hava aracı (İHA) saldırıları karşısında öfkelenen ve ABD’nin savaşı kendi lehlerine sonlandırma vaadinin başarısız olduğunu düşünen Rus şahinler, Devlet Başkanı Vladimir Putin’e diplomasiyi tamamen terk ederek askeri harekatı tırmandırma çağrısında bulunuyor. Kremlin’e yakın kaynaklara göre, özellikle güvenlik ve savunma bürokrasisinde etkili olan bu kesim, Kiev yönetiminin Batı’dan aldığı uzun menzilli silahlarla Rusya’nın enerji tesislerine, askeri üslerine ve lojistik merkezlerine yönelik vurucu kapasitesini artırmasından rahatsız. Savaşın ikinci yılına girerken, Moskova’daki siyasi atmosfer giderek daha saldırgan bir hal alıyor.
Şahinlerin Yükselen Sesi ve Stratejik Bölünme
Putin’e yakınlığıyla bilinen eski istihbaratçı Vladimir Kartapolov, devlet televizyonuna verdiği mülakatta “Diplomasi, karşımızdaki düşmanın zayıflığını gördüğümüzde anlam kazanır. Bugün ise Ukrayna topraklarında terör estiren rejim, ABD’nin verdiği vaatlerle cesaretlenmiştir. Çözüm, savaşın hedeflerini genişletmek ve Kiev’in direnme kabiliyetini tamamen yok etmektir” dedi. Kartapolov’un yanı sıra, Çeçen lider Ramazan Kadirov ve Wagner grubunun eski komutanlarından bazı isimler de savaşta kitle imha silahlarına kadar varan bir eskalasyon çağrısı yapıyor. Bu grup, Putin’in geçtiğimiz aylarda ABD ile yürüttüğü gizli diyalogların bir sonuç vermediğini, Washington’un sadece Ukrayna’ya daha fazla silah göndermek için zaman kazandığını savunuyor.
Rusya’nın Ukrayna savaşındaki stratejisi, özellikle 2024 yılı başından itibaren bir ikilem yaşıyor. Bir yanda, savaşın maliyetini azaltmak ve Batı yaptırımlarının etkisini kırmak için diplomatik çıkış arayan bürokratik kanat; diğer yanda ise savaşı “varoluşsal bir mücadele” olarak gören ve Ukrayna’nın tamamen işgal edilmesini savunan şahinler. Ukrayna’nın Haziran ayı içinde Rusya’nın Krasnodar, Saratov ve Tataristan bölgelerindeki stratejik tesislere düzenlediği İHA saldırıları, şahinlerin elini güçlendirdi. Özellikle 20 Haziran’da Tataristan’daki bir petrol rafinerisine yapılan saldırı, Rusya’nın enerji ihracatında önemli bir daralma yarattı. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, saldırılarla ilgili “Bu, Ukrayna rejiminin terörist yüzünü göstermektedir” derken, şahinler bu olayı savaşın genişletilmesi için bir bahane olarak kullanıyor.
ABD ile Müzakerelerin Çıkmazı ve Küresel Yansımaları
Rusya ile ABD arasında Suudi Arabistan ve Katar arabuluculuğunda yürütülen gizli müzakereler, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü konusundaki temel ayrışma nedeniyle çıkmaza girmiş durumda. Rus şahinler, ABD’nin Putin’e verdiği sözde “güvenlik garantileri”nin Ukrayna’nın NATO üyeliğine yeşil ışık yakarak ihlal edildiğini iddia ediyor. Öte yandan, Avrupa Birliği’nin Ukrayna’ya sağladığı 50 milyar euroluk mali destek ve İngiltere’nin uzun menzilli füzeleri tedarik etmesi, Moskova’daki savaş yanlılarının tezlerini güçlendiriyor. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, “Batı, Ukrayna’yı Rusya’ya karşı bir vekalet savaşı için kullanıyor. Şartlar değişmediği sürece, diplomasi masasında oturmanın bir anlamı yok” açıklamasını yaptı. Bu açıklama, Putin’in yakın çevresindeki şahinlerin savaşı tırmandırma yönündeki baskılarının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Rusya’nın savaşı tırmandırması, küresel enerji fiyatlarında yeniden yükselişe, tahıl koridoru anlaşmasının tamamen çökmesine ve Ukrayna’ya yönelik askeri yardımların artmasına neden olabilir. Uzmanlar, şahinlerin çağrılarına rağmen Putin’in toplu bir askere alma veya nükleer tehdit gibi radikal adımlardan henüz kaçındığını, ancak Ukrayna’nın Kırım veya Rus topraklarına yönelik büyük bir saldırısının bu dengeyi bozabileceğini belirtiyor. Askeri analistler, Rusya’nın savaş alanındaki taktiksel değişiklikleri (örneğin Harkiv bölgesinde yeni bir taarruz başlatması) ile birlikte siyasi söylemdeki sertleşmenin paralel ilerlediğine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Karadeniz’deki güvenlik dengelerini ve enerji politikasını doğrudan ilgilendiriyor. Rusya’daki şahinlerin savaşı tırmandırma ihtimali, Türkiye’nin arabuluculuk rolünü zayıflatabilir. Özellikle Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamında Karadeniz’deki askeri gerginliğin artması, Türkiye’nin transit geçiş rejimini daha sıkı uygulamasına neden olabilir. Ayrıca, Rusya’nın tahıl anlaşmasından tamamen çekilmesi, Türkiye’nin gıda enflasyonuyla mücadelesini zorlaştırabilir. Enerji cephesinde ise, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik yeni saldırıları ve olası boru hattı sabotajları, Türkiye’nin doğalgaz ithalatında alternatif kaynak arayışlarını hızlandırabilir. Türkiye, bu dönemde hem NATO müttefiki olarak Ukrayna’ya desteğini sürdürmek hem de Rusya ile ekonomik ilişkilerini korumak arasında hassas bir denge kurmak zorunda kalacak.