Rusya Savunma Bakanlığı, Ukraynalı savaş esirleri ve gönüllülerden oluşan bir tabur oluşturulduğunu duyurdu. Bakanlık, bu birliğin "Ukrayna halkını kurtarma" amacı taşıdığını öne sürerken, Ukraynalı gaziler ve eski savaş esirleri, tabura katılanların çoğunun gönüllü olmadığını, aksine zorla askere alındığını veya kandırıldığını iddia ediyor. İddialar, savaşın insani boyutunu ve Rusya'nın Ukrayna'daki askeri stratejisini yeniden gündeme getiriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Eylül 2022'de kısmi seferberlik ilan etmesinin ardından, Ukrayna'nın doğusundaki ayrılıkçı bölgelerde yaşayan erkekleri de askere çağırmıştı. Bu bölgelerde yaşayan ve Rus pasaportu verilen Ukraynalılar, Rusya'nın askeri operasyonlarına katılmaya zorlanıyor. Rus yetkililer, bu kişilerin "gönüllü" olduğunu savunsa da, insan hakları örgütleri ve Ukraynalı yetkililer, birçok kişinin tehdit ve baskı altında silah altına alındığını belirtiyor.
Rusya'nın Ukraynalı savaş esirlerini de bu birliklerde kullandığı yönünde raporlar var. Ukraynalı eski savaş esirleri, Rusya'nın kontrolündeki bölgelerde tutuldukları kamplarda, zorla askeri eğitimden geçirildiklerini ve cepheye sürüldüklerini anlatıyor. Bazı esirler, tabura katılmayı reddettiklerinde işkenceye maruz kaldıklarını iddia ediyor. Bu iddialar, Rusya'nın Cenevre Sözleşmeleri'ni ihlal ettiği yönündeki suçlamaları güçlendiriyor.
Öte yandan, Rusya yanlısı ayrılıkçı yönetimler, bu birlikleri "Ukrayna'yı faşizmden kurtarma" söylemiyle meşrulaştırmaya çalışıyor. Ancak Ukraynalı askeri uzmanlar, bu tür birimlerin savaşma motivasyonunun düşük olduğunu ve Rus ordusu içinde güvenilmez unsur olarak görüldüğünü belirtiyor. Bazı raporlar, bu birliklerin cephede insan dalgası taktiğiyle kullanıldığını, yani yüksek kayıplar vererek Rus askerlerinin önünde adeta siper görevi gördüğünü öne sürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rusya'nın Ukraynalı gönüllülerden oluşan tabur kurma girişimi, işgal altındaki bölgelerde zorla asker toplama politikasının bir parçası olarak görülüyor. Bu politika, Rusya'nın askeri kayıplarını telafi etme çabası olarak yorumlanıyor. Aynı zamanda, Rusya'nın Ukrayna'da kendi yanında savaşan yerel unsurlar yaratarak meşruiyet kazanma ve Ukrayna toplumunu bölme stratejisinin bir yansıması.
Uluslararası hukuk açısından, savaş esirlerinin silah altına alınması kesinlikle yasak. Cenevre Sözleşmeleri'ne göre, savaş esirleri yalnızca kamplarda tutulabilir ve kendi ordularına karşı savaşmaya zorlanamaz. Rusya'nın bu tür bir uygulamaya gittiğine dair kanıtlar, uluslararası ceza mahkemeleri nezdinde savaş suçu soruşturmalarına konu olabilir. Ancak Rusya, bu iddiaları reddediyor ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki veto yetkisi sayesinde uluslararası yaptırımlardan korunuyor.
NATO ve Avrupa Birliği, Rusya'nın Ukrayna'daki eylemlerini kınarken, bu tür gönüllü birliklerin varlığı, Batı'nın Rusya'ya yönelik insan hakları ihlalleri suçlamalarını artırmasında yeni bir argüman olarak kullanılabilir. Ayrıca, bu birliklerin varlığı, Ukrayna'nın toprak bütünlüğü ve egemenliği açısından da bir tehdit oluşturuyor; zira Rusya, bu birlikler aracılığıyla Ukrayna'nın içişlerine müdahale ettiğini gizlemeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna ve Rusya arasında denge politikası izlerken, bu tür gelişmeler Ankara'nın insani diplomasi ve uluslararası hukuk vurgusunu güçlendirmesine zemin hazırlıyor. Zorla askere alma iddiaları, Türkiye'nin savaş esirleri ve insan hakları konusundaki duyarlılığını öne çıkarabilir. Ayrıca, Karadeniz'deki güvenlik dengeleri açısından, Rusya'nın Ukraynalı unsurları kullanması, bölgesel istikrarı daha da kırılgan hale getiriyor. Türkiye'nin arabuluculuk rolü ve İstanbul tahıl anlaşması gibi girişimleri, bu tür insani krizlerin çözümünde daha fazla sorumluluk almasını gerektirebilir. Ancak doğrudan bir Türkiye bağlantısı bulunmuyor; daha çok küresel ve bölgesel etkiler üzerinden dolaylı bir yansıma söz konusu.