Ukrayna ile Rusya arasındaki savaş devam ederken, Rus toplumunun içinde bulunduğu koşullar uluslararası kamuoyunun merak konusu olmaya devam ediyor. ABD merkezli kamu yayıncısı NPR'ın deneyimli muhabiri Sacha Pfeiffer, The New School Üniversitesi'nden Uluslararası İlişkiler Profesörü ve Rus asıllı akademisyen Nina Kruşçeva ile Rusya'daki güncel jeopolitik atmosferi kapsamlı bir söyleşide ele aldı. Kruşçeva, aralarında SSCB eski lideri Nikita Kruşçev'in torunu olması ve Rusya'nın batılı ülkelerle ilişkilerine dair yaptığı akademik çalışmalarla tanınıyor. Söyleşide, Rus toplumunun savaş algısı, ekonomik yaptırımların etkileri ve siyasi atmosferdeki değişimler gibi kritik başlıklar masaya yatırıldı.
Rusya'da savaşın toplumsal yansımaları
Rus birliklerinin Ukrayna'nın doğusunda yoğun çatışmalar sürdürdüğü bir dönemde, Rusya'nın iç siyaseti ve toplumu üzerindeki baskılar da giderek belirginleşiyor. Kruşçeva'ya göre, savaşın başlangıcından bu yana Rusya'da devlet yanlısı söylemler güçlenirken, bağımsız medya ve muhalefet üzerindeki kontrol de artmış durumda. Özellikle savaş karşıtı gösterilerin sert bir şekilde bastırılması ve muhalif gazetecilerin sınır dışı edilmesi, ülkedeki ifade özgürlüğünün ciddi şekilde kısıtlandığına işaret ediyor. Ek olarak, Rus vatandaşlarının günlük yaşamında savaşın etkileri açıkça hissediliyor: Yaptırımlar nedeniyle yabancı markaların çoğu ülkeden çekilmiş durumda; bu da hem tüketim alışkanlıklarını hem de bazı temel ürünlere erişimi doğrudan etkiliyor. Ancak Kruşçeva, Rus toplumunun homojen olmadığını, kimi kesimlerin savaşı desteklerken kimi kesimlerin de kaygı içinde olduğunu vurguluyor.
Öte yandan, Rusya ekonomisi Batı'nın uyguladığı geniş kapsamlı yaptırımlara rağmen çöküşten kurtulmuş durumda. Ruble, 2022'nin başlarındaki sert düşüşün ardından kısmi toparlanma yaşadı. Enerji ihracatı gelirleri, özellikle Çin ve Hindistan gibi yeni pazarlara yönlendirilerek ekonomik denge sağlanmaya çalışılıyor. Kruşçeva'ya göre, Rus hükümeti savaş ekonomisini sürdürebilmek için sosyal harcamaları kısarken, savunma sanayii ve ordunun bütçesi artırılıyor. Bu durum, toplumsal refah üzerinde uzun vadeli olumsuz sonuçlar doğurabilir.
Jeopolitik atmosfer: Rusya'nın dış dünyayla ilişkileri
Nina Kruşçeva, söyleşisinde Rusya'nın Batı'yla olan kültürel ve siyasi bağlarının derin yaralar aldığını, bu durumun yalnızca hükümet düzeyinde değil, halk nezdinde de kalıcı bir etki yarattığını belirtiyor. Rus vatandaşlarının Avrupa'yı ziyaret etme imkanları daraldı; bu da birçok Rus için “Batı” algısının yeniden şekillenmesine yol açıyor. Savaş aynı zamanda Rusya'da milli birlik duygusunu artırırken, ülke içinde batı karşıtı söylemler güçleniyor. Rusya'nın, Kuzey Kore ve İran gibi ülkelerle ilişkilerini derinleştirmesi de jeopolitik dengeler açısından dikkat çekiyor. Özellikle askeri işbirliği ve teknoloji transferi konularında bu ülkelerle yakınlaşma, Batı'nın yaptırım politikalarının etkisini azaltmayı hedefliyor. Kruşçeva, Rusya'nın uluslararası alanda giderek daha fazla izole edilmesine rağmen, bu durumun ülkenin küresel güç olma iddiasını zayıflatmadığını vurguluyor.
Öte yandan, savaşın uzaması, hem Rusya'nın hem de Ukrayna'nın toplumları üzerinde ağır bir yük oluşturuyor. Rusya'da seferberlik çağrıları ve cephedeki kayıplar nedeniyle toplumda artan bir yorgunluk gözleniyor. Kruşçeva, Rusya'da halkın savaşın gerçek amacına dair bilgilendirilmediğini, devlet medyasının savaşı “özel operasyon” olarak nitelendirmeye devam ettiğini ifade ediyor. Ancak bilgiye erişimin sınırlı olması, toplumun savaşın maliyetlerini tam olarak kavramasını engelliyor. ABD ve Avrupa Birliği'nin Ukrayna'ya askeri ve ekonomik desteğini sürdürmesi ise savaşın bir süre daha devam edebileceği anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın iç siyasetindeki istikrar ve Batı'yla ilişkilerinin gerilimi, Türkiye açısından stratejik önem taşıyor. Türkiye, hem NATO üyesi hem de Rusya ile güçlü ekonomik ve askeri bağlara sahip olması nedeniyle karmaşık bir denge politikası izliyor. Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı ve devam eden iç baskılar, Türkiye'nin enerji tedariki, turizm ve bölgesel güvenlik dinamiklerini etkileyebilir. Öte yandan, Türkiye'nin arabuluculuk girişimleri (örneğin tahıl koridoru anlaşması gibi) savaşın seyrini yumuşatma potansiyeline sahip. Rusya'nın izolasyonunun derinleşmesi, Türkiye'ye alternatif cazibe merkezi olma fırsatı sunarken, aynı zamanda Ankara'nın Batı ile Rusya arasında sıkışma riskini de beraberinde getiriyor.