Rusya, Suriye topraklarında bulunan ve Akdeniz'deki askeri varlığının temelini oluşturan iki stratejik üssünün kontrolünü Suriye yönetimine devretmeyi kabul etti. Yeni ikili anlaşma uyarınca Hmeimim Hava Üssü ile Tartus Deniz Üssü, ortak Suriye-Rusya eğitim merkezlerine dönüştürülecek. Bu gelişme, Moskova'nın Şam ile ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilirken, bölgesel güç dengeleri açısından da kritik sonuçlar doğurması bekleniyor. Özellikle Rusya'nın, Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Suriye'deki askeri varlığını yeniden şekillendirdiği bu süreçte, üslerin devri, Moskova'nın bölgedeki etkisini koruma stratejisi olarak yorumlanıyor.
Üslerin Devri ve Yeni Eğitim Merkezleri
Rusya ile Suriye arasında imzalanan yeni mutabakat zaptı, mevcut üs anlaşmalarının kapsamını köklü biçimde değiştiriyor. Buna göre, Lazkiye kırsalındaki Hmeimim Hava Üssü ve Akdeniz kıyısındaki Tartus Deniz Üssü, artık doğrudan Suriye'nin kontrolüne geçecek. Ancak bu üslerin tamamen boşaltılacağı anlamına gelmiyor. Anlaşma uyarınca, her iki üs de ortak Suriye-Rusya eğitim merkezleri olarak kullanılmaya devam edilecek. Bu merkezlerde Suriye askeri personelinin yanı sıra Rus askeri danışmanların da görev yapacağı belirtiliyor.
Suriye Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, devir işleminin teknik detaylarının önümüzdeki haftalarda netleştirileceği ifade edildi. Rusya Savunma Bakanlığı ise devrin, iki ülke arasındaki askeri işbirliğinin yeni bir aşamasına işaret ettiğini ve bölgesel güvenliğin sağlanmasına katkıda bulunacağını bildirdi. Uzmanlar, Rusya'nın bu adımıyla hem Suriye'deki yeni yönetimle ilişkilerini normalleştirmeyi hem de uluslararası topluma esneklik sinyali vererek yaptırım baskısını azaltmayı hedeflediğini belirtiyor.
Bölgesel Güç Dengelerine Olası Etkileri
Bu devrin, Doğu Akdeniz'deki askeri güç dengesi üzerinde doğrudan etkileri olabilir. Tartus, Rusya'nın Sovyetler Birliği'nden bu yana en önemli denizaşırı deniz üssü konumunda. Hmeimim ise Rusya'nın Suriye'deki kara ve hava operasyonlarını yürüttüğü stratejik bir merkez. Bu üslerin kontrolünün Suriye'ye geçmesi, Rusya'nın Akdeniz'deki hareket kabiliyetini sınırlayabilir. Öte yandan, ortak eğitim merkezlerine dönüştürülmesi, Moskova'nın bölgedeki askeri etkisinin devamını sağlayan bir formül olarak öne çıkıyor.
ABD ve NATO'nun Akdeniz'deki varlığı göz önüne alındığında, Rusya'nın bu üslerdeki askeri varlığını azaltması, İttifak'ın güney kanadında yeni bir stratejik durum yaratabilir. Üslerin devri, aynı zamanda Suriye'nin egemenlik iddiasını güçlendiren bir adım olarak kayıtlara geçerken, bölgede faaliyet gösteren diğer güçlerin (İran, Türkiye, İsrail) bu değişime nasıl tepki vereceği merak konusu. İsrail’in, Suriye'deki İran varlığına yönelik operasyonları düşünüldüğünde, üslerin yeni düzenlemesinin güvenlik denklemini nasıl etkileyeceği önümüzdeki dönemde netlik kazanacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye'nin kuzeyindeki istikrar ve sınır güvenliği açısından bu gelişmeyi yakından takip ediyor. Rusya'nın üsleri devretmesi, Suriye'deki askeri dengeleri değiştirebilir ve Türkiye'nin sahada yürüttüğü operasyonları etkileyebilir. Özellikle Hmeimim'deki Rus varlığının azalması, Suriye hava sahasındaki kontrol mekanizmalarını etkileyebilir; bu da Türkiye'nin kuzey Suriye'deki hareket alanını doğrudan ilgilendiriyor. Ayrıca, Rusya ile Suriye arasındaki bu yeni düzenleme, Astana sürecindeki dengeleri yeniden şekillendirebilir. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve sınır güvenliği konusundaki hassasiyetini korurken, bu devrin bölgesel istikrara katkı sunmasını bekliyor.