Suriye, pazar günü Rusya ile ülkedeki iki askeri üssün akıbeti konusunda anlaşmaya vardığını açıkladı. Bu üsler, Moskova'nın iç savaş sırasında devrilen lider Beşar Esad'a askeri destek sağlamak için kullandığı tesislerdi. Anlaşma, Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığının geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Anlaşmanın Ayrıntıları ve Arka Planı
Suriye Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, iki ülke arasında varılan mutabakatın, tarafların çıkarlarını gözeten ve bölgesel istikrara katkı sağlayacak bir çerçeve oluşturduğu belirtildi. Açıklamada, üslerin statüsü ve kullanım koşullarına ilişkin ayrıntılara yer verilmezken, anlaşmanın 'karşılıklı saygı ve egemenlik ilkeleri' temelinde imzalandığı vurgulandı.
Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığı, 2015 yılında Esad rejiminin iç savaşta zor duruma düşmesi üzerine başlamıştı. Moskova, Tartus'taki deniz üssü ve Humaymim Hava Üssü'nü kullanarak Esad'a hava ve lojistik destek sağlamış, bu sayede savaşın seyrini değiştirmişti. Ancak Aralık 2024'te Esad'ın devrilmesiyle birlikte bu üslerin statüsü belirsizliğe bürünmüştü.
Reuters'ın aktardığı bilgilere göre, anlaşmanın müzakereleri haftalardır sürüyordu. Tarafların, üslerin kullanım süresi ve kapsamı konusunda hassas dengeler üzerinde çalıştığı belirtiliyor. Özellikle yeni Suriye yönetiminin, ülkenin egemenliğini vurgulayan açıklamaları ile Rusya'nın Akdeniz'deki stratejik çıkarları arasında bir denge kurulmaya çalışıldığı ifade ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rusya'nın Suriye'deki üsleri, Moskova'nın Orta Doğu'daki en önemli askeri dayanakları arasında yer alıyor. Tartus, Rusya'nın Akdeniz'deki tek deniz üssü olma özelliğini taşırken, Humaymim de Doğu Akdeniz'de hava operasyonları için kritik bir merkez konumunda. Bu üslerin kaybı, Rusya'nın bölgedeki nüfuzunu ciddi şekilde zayıflatabilir ve Libya ile Afrika'daki operasyonlarına lojistik destek sağlama kapasitesini azaltabilir.
Anlaşmanın bölgesel dengeleri de etkilemesi bekleniyor. Özellikle Türkiye, İran ve İsrail gibi ülkeler, Rusya'nın Suriye'deki varlığının geleceğini yakından izliyor. Türkiye, sınır güvenliği ve PKK/YPG ile mücadele bağlamında Suriye'deki gelişmelere duyarlılık gösterirken; İsrail, İran destekli güçlerin Suriye'deki konumlanması açısından bu anlaşmayı değerlendiriyor. ABD ise Rusya'nın bölgedeki etkisinin azalmasını kendi çıkarları açısından olumlu bir gelişme olarak görebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın Suriye'deki üslerinin statüsü, Türkiye'nin milli güvenliği ve Suriye politikası açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, Rusya ile Astana süreci bağlamında iş birliği yaparken, Moskova'nın Suriye'deki askeri varlığının devamı, Türkiye'nin sahadaki manevra alanını etkileyebilir. Anlaşmanın Türkiye'nin sınır güvenliği önlemleri ve Fırat'ın doğusundaki operasyonları üzerinde dolaylı etkileri olabilir. Ayrıca, Türkiye-Rusya ilişkilerinin genel seyri göz önünde bulundurulduğunda, bu anlaşmanın iki ülke arasındaki diyaloğun sürdürülmesi açısından olumlu bir sinyal olarak yorumlanması mümkün. Ancak, Türkiye'nin Suriye'nin toprak bütünlüğü ve PKK/YPG'ye yönelik kaygıları, anlaşmanın detayları netleştikçe daha sağlıklı bir değerlendirme yapılmasına olanak tanıyacak.