Rusya Savunma Bakanlığı, Karadeniz Filosu’na ait fırkateyn Amiral Grigoroviç’in, Manş Denizi’nde İngiliz bandıralı bir yata ‘tehlikeli yaklaşma’ gerekçesiyle uyarı ateşi açtığını duyurdu. Olay, 10 Aralık Salı günü, Wight Adası’nın yaklaşık 20 deniz mili güneyinde, İngiltere’nin egemen deniz yetki alanı dışında meydana geldi. Rusya’nın açıklamasına göre, fırkateyn rotasını değiştirmezse çarpışma riski bulunan yata önce telsizle uyarı yapıldı, ardından da uyarı ateşi açıldı. İngiltere Savunma Bakanlığı ise olayı doğrulayarak inceleme başlattığını bildirdi. Bakanlık sözcüsü ‘Rusya’nın iddialarını ciddiyetle ele alıyoruz, ancak kendi gemilerimizin ve ticari gemilerimizin güvenliğini sağlamak bizim önceliğimizdir’ ifadelerini kullandı.
Olayın arka planı ve diplomatik yansımaları
Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, Amiral Grigoroviç fırkateyninin Manş Denizi’ndeki seyri sırasında, ‘Rus bandıralı olmadığı halde’ kendisine tehlikeli biçimde yaklaşan bir yat tespit ettiği belirtildi. Açıklamada, ‘Mürettebatımız, bir çarpışmayı önlemek için gerekli tüm önlemleri aldı. Önce telsizle uyarı yapıldı, ardından küçük kalibreli silahlarla uyarı ateşi açıldı. Yatın rotasını değiştirmesiyle olay sona erdi’ denildi. Rus yetkililer, yatın İngiltere bandıralı ‘The Yacht’ isimli özel bir tekne olduğunu iddia etti. İngiltere bandıralı gemilerin kaydını tutan Birleşik Krallık Deniz Ticaret Ofisi, ise şu an için bu isimde bir kayıtlı yat bulunmadığını, olayı araştırdıklarını duyurdu.
Olay, iki ülke arasında son dönemde artan deniz gücü gösterilerine yeni bir boyut ekledi. İngiltere Dışişleri Bakanlığı, Rusya’nın eylemlerini ‘provokatif ve güvensiz’ olarak nitelendirerek, bölgedeki tüm gemilerin uluslararası deniz hukukuna uygun hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Rusya’nın Londra Büyükelçiliği ise olayın ‘uluslararası deniz trafiği kuralları çerçevesinde’ gerçekleştiğini savundu.
Bölgesel ve küresel boyut: Manş Denizi'nde Rus varlığı
Rus savaş gemilerinin Manş Denizi’nde seyretmesi, Soğuk Savaş’tan bu yana nadir görülen bir durum değil. Ancak son iki yılda Ukrayna savaşı sonrası Rus donanmasının Akdeniz’den çıkış rotalarının kısıtlanması nedeniyle, Karadeniz Filosu’na ait gemilerin Atlantik’e açılmak için Manş Denizi’ni kullanması sıklaştı. Bu geçişler, İngiltere ve NATO tarafından dikkatle izleniyor. Geçen yıl da bir Rus fırkateyni Manş Denizi’nden geçerken İngiliz destroyeri HMS Defender tarafından takip edilmişti.
İngiltere, kendi egemen deniz yetki alanı dışında meydana gelmesine rağmen bu olayı, Rusya’nın uluslararası deniz hukukunu ihlal ettiği bir örnek olarak görüyor. Uzmanlar, ‘Rusya’nın bu tür eylemlerle NATO’nun tepkisini ölçmeye çalıştığı’ yorumunu yaparken, bazı analistler de ‘Manş Denizi’ndeki ticari gemi trafiğinin yoğunluğu düşünüldüğünde bu tür olayların kazara bir çatışmaya yol açma riski taşıdığı’ uyarısında bulunuyor. Olay, aynı zamanda İngiltere’nin deniz güvenliği politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya’nın Manş Denizi’nde bir İngiliz yatına uyarı ateşi açması, doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmese de bölgesel ve küresel anlamda önemli bir gelişmedir. Rusya’nın Karadeniz Filosu’na ait bir savaş gemisinin Manş Denizi’ne çıkışı, Ukrayna savaşı sonrası Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Karadeniz’e hapsolan Rus donanmasının, sözleşme dışı yollarla bu kısıtlamayı aşma çabası olarak okunabilir. Türkiye, Montrö rejimi sayesinde Karadeniz’deki güç dengesinde kilit rol oynarken, bu tür olaylar Türkiye’nin deniz güvenliği politikalarının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Ayrıca, NATO’nun doğu kanadındaki caydırıcılığı ile ilgili tartışmaların sürdüğü bir dönemde, bu gibi olaylar ittifak içindeki koordinasyonun önemini vurgulamaktadır.