ABD'de on yılı aşkın süredir yürürlükte olan ruh sağlığı eşitliği yasaları, ruhsal ve fiziksel sağlık koşullarının aynı sigorta kapsamında değerlendirilmesini zorunlu kılıyor. Ancak bu yasal düzenlemelere rağmen, milyonlarca Amerikalı kanser tedavisi sırasında ihtiyaç duyduğu psikolojik desteğe erişemiyor. Uzmanlar, kanser tanısının sadece bedeni değil, ruhu da etkilediğini; depresyon, anksiyete ve travma sonrası stres bozukluğu gibi durumların kanser hastalarında yaygın görüldüğünü, ancak bu alandaki bakımın sistematik olarak ihmal edildiğini belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
2008 yılında kabul edilen Ruh Sağlığı Eşitliği ve Bağımlılık Hizmetleri Eşitlik Yasası, ruh sağlığı hizmetlerinin fiziksel sağlık hizmetleriyle aynı koşullarda sunulmasını şart koşuyor. Ardından 2010'da yürürlüğe giren Uygun Bakım Yasası da bu kapsamı genişletti. Buna rağmen Amerikan Kanser Derneği'nin verilerine göre, kanser hastalarının yaklaşık üçte biri klinik düzeyde sıkıntı yaşıyor, ancak çok azı profesyonel destek alabiliyor.
Sorunun temel nedeni, ruh sağlığı uzmanlarının kanser merkezlerinde yeterince istihdam edilmemesi ve sigorta şirketlerinin psikolojik destek taleplerini sıklıkla reddetmesi. Onkoloji hemşireleri ve sosyal hizmet uzmanları, hastaların psikososyal ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli eğitime veya zamana sahip değil. Harvard Tıp Fakültesi'nden Dr. John Peteet, "Bir organa kanser teşhisi koyduğumuzda, o kişinin tüm varoluşuna teşhis koymuş oluyoruz. İyi bir onkoloji bakımı, aynı zamanda iyi bir psikiyatri bakımı gerektirir" diyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki bu durum, gelişmiş ülkeler arasında ruh sağlığı hizmetlerine erişimdeki eşitsizliklerin sadece bir yansıması. Dünya Sağlık Örgütü, kanser hastalarının psikolojik destek ihtiyacının küresel ölçekte karşılanmadığını vurguluyor. Örneğin Birleşik Krallık'ta Ulusal Sağlık Sistemi, 2018'den beri kanser hastalarına otomatik olarak psikolojik değerlendirme sunan bir program yürütüyor. Kanada ve Avustralya'da ise hasta merkezli bakım modelleri kapsamında psikososyal destek standart hale getirilmiş durumda.
Buna karşılık ABD, sağlık sisteminin parçalı yapısı nedeniyle bu alanda geride kalıyor. Amerikan Klinik Onkoloji Derneği, kanser bakımında ruh sağlığının entegrasyonu için yeni kılavuzlar yayınlarken, Medicaid ve Medicare gibi kamu sigortalarının psikoterapi seanslarını kısıtlayan politikaları eleştiriliyor. Uzmanlar, pandemi sonrası artan ruh sağlığı sorunlarının bu ihtiyacı daha da acil hale getirdiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de kanser hastalarına yönelik psikososyal destek hizmetleri, Sağlık Bakanlığı'nın 2019'da başlattığı Psikososyal Destek Programı ile belirli merkezlerde sunuluyor. Ancak bu hizmetlerin yaygınlığı ve sigorta kapsamı ABD ile benzer eksiklikler taşıyor. Türkiye'nin sağlık sisteminde ruh sağlığı eşitliği yasalarının olmaması, kanser hastalarının tedavi sürecinde psikolojik desteğe erişimini sınırlıyor. ABD'deki tartışmalar, Türkiye'de de benzer yasal düzenlemelerin gerekliliğini ortaya koyuyor. Küresel bir sağlık politikası olarak, ruh sağlığının kanser bakımına entegre edilmesi, Türkiye'nin de sağlık reformları gündeminde yer almalıdır.