ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Yemen'deki Husilere yönelik son Amerikan hava saldırılarının "tamamen savunma amaçlı" olduğunu açıklarken, Körfez ülkelerinden gelen tepkiler Washington'un bölgedeki çatışmanın sona erdiği yönündeki iddialarını sorguluyor. Rubio, saldırıların Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik Husi saldırılarına karşılık olarak düzenlendiğini belirtse de, bölgesel aktörler bu adımların İran'la doğrudan bir çatışmaya dönüşebileceği endişesini taşıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Son haftalarda ABD, Yemen'deki İran destekli Husilere ait askeri hedeflere yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı. Pentagon yetkilileri, operasyonların Kızıldeniz'deki uluslararası deniz trafiğini hedef alan Husi saldırılarını caydırmayı amaçladığını ifade ediyor. Rubio'nun “savaş bitti” yönündeki açıklamaları ise, Yemen'de 2015'ten bu yana devam eden iç savaşın sona erdiği yönünde yorumlandı. Ancak Husiler, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin de dahil olduğu koalisyona karşı mücadelelerini sürdürüyor.
ABD Dışişleri Bakanı, saldırıların "savunma amaçlı" olduğunu ve İran'a yönelik bir genişleme planı içermediğini vurguladı. Buna karşın, Tahran yönetimi ABD'yi bölgede istikrarsızlık yaratmakla suçluyor. Gözlemciler, Washington'un Husilere yönelik baskısının, İran'la nükleer müzakerelerde elini güçlendirme çabası olarak da okunabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkeler, ABD'nin saldırılarının bölgesel bir çatışmaya dönüşmesinden endişe duyuyor. Suudi Arabistan ve BAE, Husilerle mücadelede ABD'ye lojistik destek sağlamasına rağmen, doğrudan bir savaşın ekonomik ve güvenlik maliyetlerinden kaçınmak istiyor. Yemen'deki çatışma, 2015'ten bu yana on binlerce sivilin ölümüne ve dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtı.
Küresel enerji piyasaları ise son gelişmelere hassasiyetle yaklaşıyor. Kızıldeniz'deki gerilim, Süveyş Kanalı üzerinden geçen petrol ve doğal gaz sevkiyatlarını tehdit ediyor. Uluslararası Enerji Ajansı, bölgede tırmanan çatışmaların petrol fiyatlarında yeni bir sıçramaya neden olabileceği uyarısında bulundu. Rubio, saldırıların enerji arzını değil, yalnızca askeri hedefleri vurduğunu iddia etse de, piyasalar temkinli.
İran'ın nükleer programıyla ilgili müzakerelerin kritik bir aşamada olduğu bir dönemde, ABD'nin Yemen'deki askeri varlığını artırması, Tahran'ın müzakere masasındaki tutumunu sertleştirebilir. Uzmanlar, Washington'un bu hamlesinin, İran'ı nükleer anlaşmaya zorlamaktan çok, bölgedeki diğer müttefiklerine (İsrail, Suudi Arabistan) güvence verme amacı taşıdığını düşünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmanın bölgesel boyutunu yakından izliyor. Ankara, Körfez ülkeleriyle ticari ve diplomatik ilişkilerini geliştirirken, Husilere yönelik saldırıların İran'la gerilimi artırması, Türkiye'nin bölgedeki denge politikasını zorlayabilir. Kızıldeniz'deki ticaret yollarının güvenliği, Türk ihracatı ve enerji ithalatı açısından kritik önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Katar ve Suudi Arabistan ile olan ilişkileri, bu krizde arabuluculuk rolü oynamasına fırsat verebilir. Ancak Ankara'nın, ABD-İran çatışmasının doğrudan bir parçası olmaktan kaçınacağı ve diplomatik çözüm çağrılarını sürdüreceği değerlendiriliyor.