ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Çarşamba günü Körfez ülkelerinin liderlerine, Washington'un İran ile nihai bir anlaşmaya varma sürecinde bölgesel müttefiklerinin çıkarlarını koruyacağına dair güvence verdi. Rubio'nun bu açıklaması, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile yürütülen müzakerelerin iyi ilerlediğini duyurduğu ve Kongre'den Pentagon için yaklaşık 88 milyar dolar ek bütçe talep ettiği bir döneme denk geldi. Trump yönetimi, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine ilişkin kapsamlı bir anlaşma arayışında, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin endişelerini gidermeye çalışıyor.
Gelişmenin arka planı
Rubio, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Katar gibi önemli bölgesel müttefiklerle yaptığı görüşmelerde, ABD'nin İran politikasının şeffaf olacağını ve ortak güvenlik kaygılarının dikkate alınacağını vurguladı. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Bakan Rubio, Körfezli mevkidaşlarına ABD'nin İran'la müzakerelerde bölgenin güvenliğini ve refahını ön planda tutacağını iletti" ifadelerine yer verildi. Özellikle Suudi Arabistan ve BAE, İran'ın Yemen'deki Husilere verdiği destek, Lübnan'da Hizbullah üzerindeki etkisi ve petrol tesislerine yönelik tehditler nedeniyle Tahran'ın bölgesel emellerinden endişe duyuyor.
Trump yönetimi, İran'la 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yerini alacak yeni bir anlaşma için müzakerelere devam ediyor. Başkan Trump, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, "Müzakereler çok iyi gidiyor. İran'ın nükleer silah sahibi olmasına izin vermeyeceğiz ancak adil bir anlaşmaya açığız" dedi. Trump, ayrıca Kongre'ye gönderdiği mektupta, Savunma Bakanlığı'nın askeri hazırlık ve modernizasyon ihtiyaçları için ek bütçe talep ettiğini belirtti. 88 milyar dolarlık bu fon, özellikle Orta Doğu'daki füze savunma sistemlerinin güçlendirilmesi ve deniz kuvvetlerinin kapasitesinin artırılması için kullanılacak.
Bölgesel ve küresel boyut
Rubio'nun Körfez ülkelerine verdiği güvence, ABD'nin İran'la yürüttüğü müzakerelerin bölgesel müttefikler arasında yarattığı güven bunalımını aşmayı hedefliyor. KİK ülkeleri, 2015 anlaşmasından bu yana İran'ın bölgesel nüfuzunun arttığını düşünerek yeni bir anlaşmanın kendi çıkarlarını göz ardı edebileceğinden endişeleniyor. Özellikle Suudi Arabistan, İran'ın nükleer programına ek olarak balistik füze programı ve bölgesel vekil güçler ağının da anlaşmaya dahil edilmesini istiyor.
ABD'nin ek askeri bütçe talebi, Orta Doğu'da artan gerginliklerin bir yansıması. Pentagon yetkilileri, 88 milyar doların bir kısmının Kızıldeniz'de ticari gemiciliği korumak ve Husilere karşı operasyonları desteklemek için kullanılacağını belirtti. İran'ın müzakereleri bir oyalama taktiği olarak kullanarak nükleer programını ilerlettiği yönündeki endişeler de Washington'da sertlik yanlılarını güçlendiriyor. Öte yandan, Avrupa Birliği ve Çin, diplomasinin sürdürülmesi gerektiğini savunurken, İsrail ise İran'a karşı daha sert bir yaklaşım benimsenmesi yönünde ABD'ye baskı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin hem İran hem de Körfez ülkeleriyle olan dengeli dış politikasını yakından ilgilendiriyor. Ankara, İran'ın nükleer programının barışçıl olduğunu savunurken, Körfez ülkeleriyle de ticari ve enerji ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. ABD'nin İran'la müzakerelerde Körfez taleplerine öncelik vermesi, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü sınırlayabilir. Ayrıca, Pentagon'a sağlanacak ek bütçe, bölgede askeri dengeleri değiştirebilir; bu da Türkiye'nin güvenlik çıkarları üzerinde potansiyel etkiler yaratabilir. Enerji alanında, İran anlaşmasının sağlanması doğalgaz piyasalarında istikrar getirebilirken, Körfez'in ağırlık kazanması Türkiye'nin enerji tedarik rotalarını çeşitlendirme stratejisini etkileyebilir.