ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmeleri 'açık ve samimi' olarak nitelendirdi. Rubio, ABD yönetiminin bölgesel konularda müttefiklerinin desteğini sağlamak amacıyla yoğun diplomatik temaslar yürüttüğünü belirtti. Görüşmelerin ana gündem maddeleri arasında Gazze'deki ateşkesin sürdürülmesi, İran'ın bölgesel faaliyetleri ve enerji piyasalarındaki istikrar yer aldı.
Gelişmenin arka planı
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, bölge turu kapsamında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Bahreyn gibi KİK üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarıyla bir araya geldi. Görüşmelerin ardından yapılan açıklamada Rubio, 'Bu görüşmeler son derece yapıcı ve açık bir ortamda geçti. Ortak çıkarlarımızı ve endişelerimizi paylaştık' ifadelerini kullandı.
Rubio'nun bölge ziyareti, ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci döneminin başlarında gerçekleşiyor. Trump yönetiminin, özellikle İran'a yönelik politikaları ve Gazze'deki durum konusunda Körfez ülkelerinin desteğini alma çabası dikkat çekiyor. ABD, 2015 nükleer anlaşmasından çekildikten sonra İran'a uyguladığı yaptırımları sıkılaştırmış, ancak bölgesel müttefiklerinden bazıları bu konuda temkinli bir tutum sergilemişti.
Görüşmelerde ayrıca, İsrail ile Körfez ülkeleri arasındaki normalleşme sürecinin geleceği de ele alındı. 2020'de imzalanan Abraham Anlaşmaları kapsamında BAE, Bahreyn ve Fas, İsrail ile diplomatik ilişkilerini normalleştirmişti. Ancak, 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşı bu süreci sekteye uğratmış, Suudi Arabistan ise henüz İsrail'le normalleşme masasına oturmamıştı.
Bölgesel veya küresel boyut
Rubio'nun Körfez turu, ABD'nin Orta Doğu'daki geleneksel müttefiklik ilişkilerini canlandırma çabası olarak değerlendiriliyor. Özellikle Çin ve Rusya'nın bölgede artan etkisi, Washington'u Körfez ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirmeye itiyor. Suudi Arabistan ve BAE, son yıllarda Çin ile ekonomik, Rusya ile enerji alanında iş birliğini artırmış durumda.
ABD'nin bir diğer öncelikli konusu ise enerji piyasaları. Körfez ülkeleri, OPEC+ grubu içinde petrol üretim seviyelerini belirleyen kilit aktörler konumunda. Rubio'nun görüşmelerde, küresel petrol fiyatlarının istikrarı ve ABD'nin enerji güvenliği konularını da gündeme getirdiği bildiriliyor. Washington, özellikle Rusya'ya yönelik yaptırımların enerji fiyatlarına etkisini dengelemek için Körfez üreticilerinin desteğini arıyor.
İran konusu ise görüşmelerin en hassas başlıklarından biri oldu. ABD, İran'ın nükleer programı ve bölgesel milisler üzerindeki etkisi konusunda Körfez ülkelerinin daha aktif bir rol üstlenmesini istiyor. Ancak, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi ülkeler, İran'la doğrudan diyaloğu tercih ediyor. Rubio, yaptığı açıklamada 'İran'ın istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine karşı ortak bir duruş sergilememiz gerekiyor' diyerek bu konudaki beklentisini dile getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Körfez ülkeleriyle yakınlaşması, Türkiye'nin bölgedeki dengeleri açısından kritik öneme sahip. Ankara, Katar ve Suudi Arabistan'la son yıllarda ilişkilerini geliştirmiş olsa da, İran konusunda ABD ile Körfez arasındaki olası bir mutabakat, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel politikalarını etkileyebilir. Ayrıca, Gazze'deki ateşkesin sürdürülmesi konusunda ABD'nin Körfez desteğini alması, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara, Filistin meselesinde aktif bir pozisyon izlerken, Körfez ülkelerinin ABD ile koordinasyonu, Türkiye'nin bölgedeki manevra alanını daraltabilir.