ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ortadoğu seyahatinin son durağı olan Bahreyn'de Perşembe günü üst düzey yetkililerle bir araya geldi. Rubio'nun ziyaretinin temel gündem maddesi, Trump yönetiminin İran ile varılan ön anlaşmasına Körfez ülkelerinin desteğini sağlamak. Rubio, Umman, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni kapsayan turunun ardından Bahreyn'de Kral Hamad bin İsa Al Halife ve Dışişleri Bakanı Abdullatif bin Raşid el-Zayani ile görüştü.
Trump yönetiminin İran stratejisi ve Körfez ülkelerinin endişeleri
Trump yönetimi, İran'ın nükleer programını sınırlandırmak ve bölgedeki vekil güçlerine verdiği desteği azaltmak amacıyla bir ön anlaşma çerçevesi oluşturmuş durumda. Ancak Körfez ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran'ın bölgesel nüfuzunu tehdit olarak görüyor ve anlaşmanın yeterince kapsamlı olmadığından endişe ediyor. Bahreyn, İran'la diplomatik ilişkilerini kesmiş ve Tahran'ı Şii nüfusu üzerinden ülkeye müdahale etmekle suçlamıştı. Bu nedenle Bahreyn yönetimi, anlaşmanın İran'ın balistik füze programı ve bölgesel faaliyetlerini de kapsaması konusunda ısrarcı.
Rubio, Körfez ülkelerine anlaşmanın İran'ın nükleer silah edinmesini engelleyeceğini ve bölgesel istikrara katkı sağlayacağını vurguladı. ABD'li bakan, ayrıca İran'ın yeni cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin daha pragmatik bir tutum sergileyebileceğini, ancak Washington'un anlaşmaya uyulmadığı takdirde yaptırımları artırmaktan çekinmeyeceğini ifade etti.
Bölgesel ve küresel boyut: İran anlaşmasının jeopolitik dengelere etkisi
İran ile olası bir anlaşma, sadece nükleer meseleyi değil, aynı zamanda Yemen, Suriye ve Irak gibi bölgesel krizleri de doğrudan etkileyebilir. Körfez ülkeleri, İran'ın Yemen'deki Husilere verdiği desteğin sona ermesini ve Suriye'de İran destekli milislerin varlığının azalmasını bekliyor. Öte yandan İsrail, anlaşmanın İran'ın nükleer kapasitesini tamamen ortadan kaldırmadığı sürece kabul edilemez olduğunu belirtiyor. Trump yönetimi ise anlaşmayı, İran'ı askeri bir müdahale olmadan dizginlemenin tek yolu olarak görüyor.
Rubio'nun ziyareti sırasında Bahreyn'deki ABD Donanma üssü de gündeme gelmiş olabilir. Washington, Beşinci Filo'nun merkezi olan Bahreyn'deki üssü, İran'a karşı caydırıcılıkta kilit bir unsur olarak değerlendiriyor. Körfez ülkeleriyle ortak savunma anlaşmalarının güçlendirilmesi de görüşmelerin bir diğer boyutu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la nükleer müzakerelerde doğrudan taraf olmasa da, bölgesel dengelerdeki değişimden etkileniyor. Ankara, İran'la enerji işbirliği ve ticari ilişkilerini sürdürürken, aynı zamanda Suriye ve Irak'ta İran destekli gruplarla rekabet halinde. ABD-İran arasındaki bir anlaşma, Türkiye'nin enerji ithalatında alternatif kaynaklara yönelmesini gerektirebilir veya İran'ın bölgedeki etkisinin meşrulaşmasına yol açarak Ankara'nın çıkarlarını zedeleyebilir. Diğer yandan, ABD'nin Körfez'deki askeri varlığının artması, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu sınırlayabilir. Bu nedenle Türkiye, anlaşma sürecini yakından izliyor ve kendi çıkarlarını koruyacak adımlar atıyor.