Sudan'ın devlet kontrolündeki haber ajansı SUNA'nın bildirdiğine göre, Paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (RSF) bağlı bir birlik, Cuma günü tüm askeri teçhizatıyla birlikte Sudan ordusuna teslim oldu. Ajansın aktardığı bilgiye göre, RSF'nin '26. Grup' olarak bilinen birliği, personeli ve tam donanımıyla birlikte ordunun kontrolüne geçti. Teslim olan asker sayısına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Gelişmenin Arka Planı
Bu teslimiyet, Sudan'da Nisan 2023'ten bu yana devam eden ve ülkeyi iç savaşın eşiğine getiren ord-RSF çatışmasının seyrinde önemli bir dönüm noktası olabilir. Sudan Ordusu Genel Komutanı Abdülfettah el-Burhan ile RSF lideri Hemedti (Muhammed Hamdan Dagalo) arasındaki iktidar mücadelesi, sivilleri ve ülkenin altyapısını ağır bir bedel ödetiyor. Teslim olan birliğin, başkent Hartum ve çevresindeki çatışmalarda aktif rol oynadığı bilinen 26. Grup'a ait olması, ordunun bu cephedeki ilerleyişinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Uzmanlar, bu tür teslimiyetlerin RSF saflarında moral bozukluğuna yol açabileceğini ve savaşın gidişatını etkileyebileceğini belirtiyor. Ancak RSF tarafından henüz konuya ilişkin bir açıklama yapılmadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sudan'daki çatışma, yalnızca ülke içinde değil, bölgesel ve küresel güçler arasında da yansımaları olan bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Birleşik Arap Emirlikleri'nin RSF'ye askeri destek sağladığı iddiaları, ülkeyi bölgesel bir krizin merkezine yerleştiriyor. Öte yandan Mısır ve Suudi Arabistan gibi ülkeler, Sudan ordusuyla yakın ilişkilerini sürdürüyor. Bu çatışma, Afrika Boynuzu'ndan Sahel bölgesine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarı tehdit ediyor. Ayrıca, Sudan'ın Kızıldeniz kıyısındaki stratejik konumu, uluslararası deniz ticareti ve bölgesel güvenlik açısından kritik önem taşıyor. Bu nedenle, ordunun RSF'e karşı kazandığı her askeri başarı, bölgesel güç dengelerini de yakından ilgilendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'daki çatışmanın başlangıcından bu yana taraflara diyalog çağrısında bulunmuş ve barışçıl çözüm arayışlarını desteklemiştir. Bu teslimiyet, çatışmanın askeri seyrini değiştirebilecek bir gelişme olarak, bölgesel istikrar arayışında olan Türkiye için yakından takip edilmesi gereken bir süreçtir. Sudan'daki istikrarın sağlanması, Kızıldeniz'deki deniz güvenliği ve Afrika Boynuzu'ndaki dengeler açısından Türkiye'nin çıkarlarına hizmet edecektir. Ayrıca, Türkiye'nin Sudan ile tarihi ve ekonomik bağları, bu tür gelişmelerin Ankara tarafından stratejik bir perspektifle değerlendirilmesini gerektirmektedir.