ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Michael Kurilla'nın, Ürdün'deki ABD askerlerine yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırısında dört askerin hayatını kaybetmesinin ardından İran'a karşı 10-14 günlük yoğun bir hava harekatı önerdiği bildirildi. Wall Street Journal'ın (WSJ) haberine göre, Başkan Donald Trump yönetimi, bu saldırıya misilleme olarak İran'ın askeri ve istihbarat tesislerini hedef alan kapsamlı bir bombardıman planını değerlendiriyor. Üst düzey bir yönetim yetkilisi, Trump'ın "tırmanma eğiliminde" olduğunu belirtirken, planın onaylanması halinde bunun 1979'daki İslam Devrimi'nden bu yana ABD'nin İran'a yönelik en geniş kapsamlı askeri müdahalesi olacağı ifade ediliyor.
Gelişmenin arka planı
Ürdün'ün kuzeydoğusundaki Tower 22 üssüne 28 Ocak'ta düzenlenen İHA saldırısında üçü ABD ordusundan, biri de müteahhit olmak üzere dört kişi ölmüş, 40'tan fazla kişi yaralanmıştı. Saldırının sorumluluğunu üstlenen İran destekli Irak İslami Direnişi, bölgedeki ABD hedeflerine yönelik saldırılarını sürdüreceğini açıklamıştı. Bu olay, Hamas'ın 7 Ekim'de İsrail'e düzenlediği saldırının ardından başlayan Gazze savaşı sırasında bölgede artan gerilimin en kritik noktası olarak değerlendiriliyor. ABD yönetimi, saldırıya verilecek yanıtın "orantılı" olacağını ancak "çok güçlü" bir mesaj vermesi gerektiğini dile getiriyor.
WSJ'nin haberine göre, Pentagon'un önerisi, İran'ın hava savunma sistemlerini, füzelerini, insansız hava aracı platformlarını ve istihbarat merkezlerini hedef alacak 10-14 günlük bir hava harekatını içeriyor. Planın, ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığını artırmasını ve bölgedeki müttefikleriyle koordinasyonu öngördüğü belirtiliyor. Ancak bazı yetkililer, böyle bir harekatın İran'la doğrudan bir savaşa dönüşebileceği ve bölgedeki ABD askerleri için riskleri artıracağı uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'a yönelik geniş çaplı bir askeri harekat, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, tüm Ortadoğu'nun güvenlik mimarisini etkileyecek bir gelişme. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, küresel enerji piyasalarını altüst edebilir. Petrol fiyatlarının zaten yüksek seyrettiği bir dönemde bu risk, dünya ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın Lübnan'daki Hizbullah, Yemen'deki Husiler ve Suriye'deki milisler üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, çatışmanın bölgeye yayılması muhtemel. İsrail ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin ABD'nin İran'a karşı sert tutumunu desteklemesine rağmen, Irak ve Katar gibi ülkeler diyaloğun devamını istiyor. Uluslararası toplum, tansiyonun düşürülmesi çağrısı yaparken, Çin ve Rusya'nın İran'la yakın ilişkileri, krizin küresel bir boyut kazanmasına neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için hayati önem taşıyan bir bölgede büyük bir istikrarsızlık riski doğuruyor. Komşusu İran ile ABD arasındaki olası bir savaş, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilir. Böyle bir çatışma, Türkiye'nin enerji ithalatını, ticaretini ve güvenliğini tehdit ederken, mülteci akınlarına ve terörün artmasına yol açabilir. Türkiye, diplomatik çözümü desteklediğini ve bölgesel istikrarın korunması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik operasyonları için Türk topraklarını veya hava sahasını kullanma ihtimali, Ankara'yı zor durumda bırakabilir. NATO müttefiki ABD ile ilişkileri hassas bir dengede olan Türkiye, bu süreçte hem ittifak yükümlülüklerini hem de komşuluk ilişkilerini dengelemek zorundadır.