Financial Times'ın kapsamlı bir araştırmasına göre, Rusya'nın devlet petrol devi Rosneft'in milyarlarca dolarlık döviz varlıkları, Kremlin'in Batı yaptırımlarını delmek için kurduğu karmaşık kara para aklama ağının merkezinde yer alıyor. Soruşturma, Rosneft'in yurt dışındaki iştirakleri ve ticari ortakları üzerinden aktarılan fonların, yaptırım listelerindeki isimlere ve şirketlere ulaştığını gösteriyor. Bu durum, Moskova'nın uluslararası finansal sisteme sızma stratejisinin boyutlarını gözler önüne seriyor.
Yaptırım Ağının Perde Arkası
FT'nin incelediği belgeler ve tanık ifadelerine göre, Rosneft'in döviz gelirleri, genellikle petrol ticareti ve emtia aracılığıyla, offshore hesaplar ve paravan şirketler aracılığıyla yönlendiriliyor. Şirketin, 2022'de Ukrayna işgali sonrası uygulanan yaptırımlardan kaçınmak için eski Sovyet ülkeleri, Orta Doğu ve Asya'daki bankacılık kanallarını kullandığı belirtiliyor. Araştırmaya göre, bu ağda yer alan bazı finansal kuruluşlar, Rosneft'in ham petrol satışlarından elde edilen geliri, Kremlin'e yakın oligarklara ve askeri tedarik zincirine aktardı. Şirket sözcüleri iddiaları reddetse de, bulgular Rusya'nın yaptırımlara rağmen ekonomik hayatta kalma mekanizmalarını nasıl işlettiğini gösteriyor.
Rapor, Rosneft'in sadece bir enerji şirketi olmadığını, aynı zamanda Rus devletinin dış politika hedeflerini finanse eden bir araç olduğunu ortaya koyuyor. ABD ve AB'nin yaptırım listelerinde yer alan bazı isimlerin, Rosneft'in ticari faaliyetleri üzerinden dolaylı olarak fon aldığı tespit edildi. Bu durum, Batı'nın yaptırım rejiminin etkinliğini sorgulatırken, şirketin yeni yollar bularak sistemden kaçmayı başardığını da gösteriyor.
Küresel Finansal Sistemde Sızıntı
FT'nin haberine göre, Rosneft'in kara para aklama yöntemleri arasında emtia takasları, hayali danışmanlık ücretleri ve kripto para transferleri bulunuyor. Özellikle 2023'te artan bu yöntemler, Rusya'nın savaş ekonomisini ayakta tutmak için kritik önem taşıyor. Araştırma, bazı Avrupa bankalarının da farkında olmadan bu ağa hizmet ettiğini öne sürüyor. Uzmanlar, yaptırımların delinmesinin sadece Rusya ile sınırlı olmadığını, küresel finansal istikrarı da tehdit ettiğini belirtiyor. Rosneft'in yıllık gelirinin 100 milyar doları aştığı düşünülürse, bu fonların yaptırımlardan muaf tutulan üçüncü ülkeler üzerinden akıtılması, uluslararası ticaret kurallarını zorluyor. ABD Hazine Bakanlığı ve AB yetkilileri, konuyla ilgili inceleme başlattıklarını açıklasa da, somut adımlar henüz atılmış değil.
Rusya'nın bu ağ sayesinde savunma sanayii için gerekli olan yüksek teknoloji ürünlerini ve çift kullanımlı malları temin ettiği belirtiliyor. FT, Rosneft'in özellikle Çin ve Hindistan'daki rafinerilerle yaptığı anlaşmaların, yaptırımları delen bir kanal haline geldiğini yazıyor. Bu ülkelerden bazı bankaların, işlemleri durdurması için Batı'dan baskı gelse de, alternatif ödeme sistemleri (örneğin Rusya'nın SPFS'si) devrede. Uzmanlar, yaptırımların etkisini artırmak için daha koordineli bir uluslararası çaba gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rusya ile ekonomik ve enerji ilişkilerini dengede tutmaya çalışırken, bu tür yaptırım delme ağlarının içinde yer alıp almama konusunda hassas bir konumda. Rosneft'in Akkuyu Nükleer Santrali ve TürkAkım doğalgaz hattı gibi projelerdeki ortaklığı, Ankara'nın Batı yaptırımlarına karşı mesafeli duruşunu yansıtıyor. Ancak FT'nin ortaya koyduğu kara para aklama iddiaları, Türkiye üzerinden geçen Rus sermayesine yönelik uluslararası baskıyı artırabilir. Türk bankaları, ABD yaptırımlarına hedef olmamak için daha sıkı denetimlere tabi tutulabilir. Bu durum, Türkiye'nin Rusya ile ticaretinde denge politikasını zorlaştırırken, enerji güvenliği ve ekonomik çıkarlar arasında ince bir çizgi izlemesini gerektiriyor.